Yurtdışında Okumak: Paris’te bir Mimarlık Öğrencisi

Global mimarlık eğitimi ile değişen öğrenci hayatı

| Mart 2018


ODTÜ Mimarlık Bölümü 3. sınıf öğrencisi olan Ata Gün Aksu ile, Paris’teki Erasmus tecrübesi hakkında bir röportaj gerçekleştirdik. Fotolar için: https://vsco.co/atagunaksu

1. Neden yurtdışında okumaya karar verdiniz, ne gibi beklentileriniz vardı?

Aslında üniversiteye başlamadan önce okulu dondurup bir sene gezmek istiyordum ama doğal olarak ailem izin vermedi ve bir yılı böyle kaybedeceğine Erasmus’a gidersin dediler. Erasmus’a gelmeye hem farklı bir ülkede/şehirde yaşayıp farklı kültürleri tanımak hem de biraz daha rahatlayıp mola vermek istediğim icin karar verdim. Ayrıca Türkiye dışında da bir network kurmak en büyük sebeplerimden biriydi.

2. Neden Paris’i seçtiniz? Paris mimarisinden biraz bahseder misiniz?

Büyük/metropol bir sehirde yasamak istiyordum ve bunun icin seçenekler arasında en iyi yer Paris’ti, ayrıca lisede az da olsa öğrendiğim Fransızca’mı geliştirmek icin seçtim.

Paris aslında 35 kmlik Périphérique’le çevrelenmiş çok küçük ve yoğun bir şehir. Genel olarak 6-7 katlı yapışık binalardan oluşan şehirde her dönemden mimari yapı bulunmakta. Şehirdeki tek gökdelen, Tour Montparnasse, yapıldıktan sonra yanlış hatırlamıyorsam 37 metre gibi bir bina yüksekliği limiti konulmuş ve bu da Paris’in Horizontal City özelliğini korumasını sağlayan faktörlerden biri. Ayrıca Paris’teki insanların çoğunluğu Tour Montparnasse’dan nefret ediyor 🙂 Bunun dışında şehrin merkezi kısımlarında yeni bina yapılmaktansa eski binaların cepheleri korunulup, ici çelik kontrüksiyonla renove edilmekte. Yüksek binalarsa daha çok la Défense gibi Périphérique’in dışındaki bölgelere inşaa edilmekte.

3. Hazırlanma süreciniz nasıl oldu?

Ailem fazlasıyla destek oldu gitmem için, zaten ikinci dönem de uzatma kararı vermemde büyük etkileri oldu. Onun dışında hazırlanmak icin Fransız Kültür’e gittim bir dönem o kadar. Hazırlanma sürecinde psikolojik olarak bir sıkıntı çekmedim.

4. Eğitim Türkiye’deki eğitimden ne denli farklı?

Buradaki eğitimim Türkiye’dekine kıyasla daha teorik diyebilirim, daha fazla teorik ders alıyorum özellikle Urban Planning ile ilgili Tarih, Felsefe gibi dersler aldım. Stüdyo olarak çok fazla Fransızlarla ilgili yorum yapamayacağım çünkü ilk dönem Amerikalı bir hocadan, şuanda da Yunan bir hocadan stüdyo alıyorum ve Fransızlara göre biraz daha farklı tarzları var. Genel olarak çok fazla maket istiyorlar, ilk dönem her hafta 3-4 tane maket yapmamız gerekiyordu; ahşap, beton, paraffin gibi çeşitli malzemelerden (tabii maket yapmayı sevmeyen biri olduğum icin ben o kadar yapmadım). Bu dönem de tüm dönem boyunca sadece bir binanın detaylı maketini yaptığımız bir Construction dersi alıyorum mesela. Onun dışında evaluation yöntemleri Türkiye’den daha farklı, sadece finali oluyor her dersin. Bu dönem sadece bir sınava gireceğim tarih dersi icin, diğer derslerde portfolyo, essay, dönem boyunca tuttuğum notlar gibi şeyler teslim etmem gerekiyor. Bu konuda Türkiye’den biraz daha rahat bence.

5. Arkadaş ortamında ne gibi farklılıklar var?

Arkadaş olarak okulda Fransızlardan çok yabancılarla iletişim kuruyorum. Erasmus dışında da çok fazla yabancı öğrenci var, mesela en çok vakit geçirdiğim insanlar arasında Koreli, Suriyeli, Romanyalılar var ve hiçbiri Erasmus veya Exchange değil, yani biraz international bir okul. Fransızlarla iletişim kurmakta başlarda biraz zorluk çekiyordum, Fransızcam iyi olmadığı için ancak zamanla benim Fransızcam gelişti, onların İngilizcesi gelişti derken daha çok konuşmaya başladık. Bu arada Fransızlar İngilizce biliyor ama konuşmuyor algısı tamamen yanlış, gördüğüm kadarıyla çoğu İngilizce bilmiyor ama bilenleri de gayet konuşuyor. Hatta ben Fransızca konuştuğumda İngilizce cevap veren çok oluyor. Genel olarak okuldaki insanlar sıcak insanlar, takıldıkça daha da eğlenceli oluyorlar.

Yaş olarak arkadaş ortamıma göre çok küçük kalıyorum. Yabancılardan kendi ülkelerinde veya başka bir yerde üniversite okuyup sonra buraya gelmiş olan çok var, aynı şekilde de Fransızlardan da başka bir şey okuyup sonra mimarlık okumaya karar verenler var. Yani arkadas grubumda 20 yaşından 30 yaşına kadar çeşitli insanlar var ve kimse yaşı önemsemiyor.

6. Kendinizde nasıl değişiklikler görüyorsunuz?

Kendi başıma yaşamayı öğrendim ilk olarak, 20 yıldır ailemle yaşadığım gerçeği göz önüne alınacak olursa alışmam biraz zaman aldı. Onun dışında yalnız takılmaktan keyif almaya başladım, Paris’te gezerken herhangi bir kafede tek başına oturmuş kahvesini içen çok fazla insan görebilirsiniz, aslında yalnız takılmak yaygın bir şey. Etrafımda farklı kültürlerden çok fazla insan olduğu için farklı kültürler tanıyorum ki bence Erasmus’un bir insana katabileceği en güzel şey bu, hele de böyle bir şehirde.

7. En çok neleri özlüyorsunuz?

Galiba özellikle son bir haftada en çok özlediğim şey araba oldu. -7 derece, rüzgarlı havada sokakta yürümek baya zorlu bir şeymiş, soğuktan daha önce bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum. Onun dışında bulaşık makinesi diye bir şeyin varlığını unutttum diyebiliriz, ne denli önemli bir şey olduğunu burada fark ettim ve bayağı özlediğimi söyleyebilirim. Arada yemekleri özlüyorum, onun dışında da çok fazla özlediğim bir şey yok galiba.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?