Yeni Soluklar Aramızda

BASE 2018

| Mart 2019


Cansu Bülbüloğlu- Bir Bedende Üç Kafa

Three heads on one body

Base sizin için ne ifade ediyor?

What does Base mean to you?

Base benim için çok şey ifade ediyor. Base’de bir sürü sanatçı ve sanatsever buluşuyor.  Bu sene yaklaşık olarak burada 94 sanatçı vardı. Birden farklı disiplinde birçok iş gördüm ve bu bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Burada olmak çok gurur verici buraya yaklaşık olarak 1200 kişi eseri ile başvurmuş ve bu kişiler arasından sıyrılan 94 kişiden biri olmak gerçekten çok önemli bir başarı bence. Aynı zamanda birçok sanatçı ve sanatseverle de burada buluşmaktan çok mutluyum. Yeni mezun sanatçıların kendi görünürlüklerini kazanmaları için çok iyi bir platform.

Base means a lot to me. A lot of artists and art-lovers meet at Base. This year, there were nearly 94 artists here. I saw plenty of works in varying disciplines and this brought me different points of view. I am very proud to be here, I think it is a remarkable success to be one of the 94 people who were chosen out of the 1200 people who applied with their work. I am also very happy to meet a lot of artists and art-lovers here. It is a very well platform for new artists to gain visibility.

Eserinizin neyi anlatıyor?

What does your work tell?

Eserim, “Bir Bedende Üç Kafa”, tellerden oluşturmuş olduğum yüz formlarıdır. İnsanın sadece bir karaktere sahip olmadığından bahsediyorum. Esere baktığınızda yüz formlarının eksiklikleri var. Birinin gözü yok, diğerinin kulağı yok ötekisinde hepsi var. Aslında görmedim, duymadım, bilmiyorum mantığıyla hareket ederek oluşturmuş olduğum bir eser. İnsanın yeri geldiğinde bazı şeyleri görmüyor, duymuyor ve bilmiyor gibi davranmasının sonucunda ortaya çıkan bu karakterleri bu eserde görebilirsiniz.

 

My work, Three Heads on One Body, is composed of face forms I made from wires. I am saying that a person does not have only one character. One does not have an eye, the other does not have an ear and the other has all. In fact, it is a piece in which I acted upon the sense of “see no evil, hear no evil, speak no evil”. You can see the consequences of someone who acts like they did not see, hear or know things when needed.

 

Esra Gezer-Umut

Hope

Base sizin için ne ifade ediyor?

What does Base mean to you?

Çok büyük bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum Base gibi bir platformun; çünkü bizler güzel sanatlar fakültesinde okurken kedimizi izole ediyoruz. Okula kapanıyoruz, projelerimize odaklanıyoruz ve dışarıdaki hayatı aslında piyasayı -sektörü- kaçırmış oluyoruz.

I think an organization like Base is very needed because as we study in the fine arts faculty, we isolate ourselves. We shut ourselves in school, focus on our projects and we miss the outer world; that is, in fact, the market.

Ne kadar çok sergilere, açılışalara gitsek ve birçok insan tanısak da önemli olan bizleri işlerimizle görmeleri. Bizleri bir birey olarak tanımalarının ötesinde ne anlattığımız dikkat çekmeli. Base gibi oluşumlar bize bu imkânı sağlıyor. Daha ikincisi düzenlendi bu sene, umarım bu tür oluşumlar artar.  Geçen yıl ben de kendi fakültemden katılan arkadaşlarım sayesinde keşfettim ve mezun olunca ben de başvurdum ve seçildiğim için çok mutluyum. Burada olmak çok güzel bir deneyim benim için. Arkasında çok büyük bir ekip var bize çok emek veriyorlar.

No matter how many exhibitions and openings we go to and how many people we meet, the important thing is that they see us with our work; part from knowing us as individuals, what we are saying should be the attraction. Organizations like Base provide us this. This year was only the second one, I hope the number of organizations like this increases. I discovered Base thanks to my friends from my faculty last year and I applied when I graduated, I am so happy that I was chosen. It is a very pleasant experience for me to be here, there are a lot of people behind this event who really make an effort for us.

Galeri sahipleri, koleksiyonerler, sanatçılar ve sanatla en ufak bağlantısı olan insanlar ile burada buluşuyoruz. Ayrıca benimle dönemimden olan yeni mezun olmuş meslektaşlarımla tanışma fırsatı da yakalıyorum burada. O yüzden çok mutluyum burada olmaktan. Base ekibine de teşekkür ediyorum.

We meet here with gallery owners, collectors, artists and any kinds of people who are connected with art in some way. I also find the opportunity to meet some of my coworkers here who have graduated at the same time with me. For all of these, I am very happy to be here and thankful to the Base team

Eserinizin neyi anlatıyor?

What does your work tell?

Eserimi yaklaşık bir buçuk, iki yıl önce yaptım. Mültecilik ve göçmenlik kavramlarıyla ilgili bir iş. Aslında bunu dert edindiğim için yapmayı tercih ettim. Bunu yaptığım seneler içerisinde çok fazla haber oldu. Bu olayların çoğaldığı bir dönemdi. Bu durum hiçbir zaman bitmeyecek. Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde, insanlık var oldukça ve devlet politikaları var oldukça her zaman devam edecek. Ben göçmenlikle mültecilik kavramları arasında bireyleri sıkıştırmaktan bahsettim. Onları bir birey olarak görmenin dışında, bu iki kavram içine sıkıştırıp aslında üçüncü dünya vatandaşı haline getiriyoruz… Onları birer birey olarak görmeli ve toplumda öyle var etmeliyiz.

I completed this work nearly two years ago. It is about concepts of immigration and refugees. I chose to do this because I was actually interested in the subject. Over the years I have been doing it, there were a lot of news on the subject; it was a time when the number of these kinds of events were increasing. This situation will never be completely over. Both in Turkey and all around the work, as long as humanity and politics are here, it will keep on existing. I worked on giving a thought on squeezing people between the terms “refugee” and “immigrant”. Instead of seeing them as individuals, we compress them within these concepts and in fact, turn them into third-world citizens. We should see them as individuals and let them be in society that way.

 

Lütfullah Genç – Mavi Kelebekler

‘’Blue Butterflies’’

Base sizin için ne ifade ediyor?

What does Base mean to you?

Base Türkiye genelinde yapılan büyük prodüksiyonlu bir mezuniyet sergisi. Günümüzde bu denli önemli programlar yok maalesef. Base ise bir boşluğu doldurmuş oldu ve buraya seçilmek gerçekten çok güzel. Farklı disiplinlerden bir sürü eser barındırıp bunların hepsini bir arada bu kadar iyi bir bütünlükte sergilemek gerçekten çok büyük bir başarı.

Base is a countrywide graduation exhibition with a big production. Unfortunately, there are not many programs as important as this one nowadays. In this context, Base has filled the hole and it is really nice to be chosen here. It is a remarkable success to contain so many artworks from so many different disciplines and to exhibit all of them in such harmony.

Base Türkiye’de ki çok büyük bir boşluğu dolduruyor. Bu ülkede, öğrencilerin kendilerini ifade etmeleri için yeterli alanları yok. Base aslında bize bunu sunuyor… Bu tür platformlarda ne kadar görünür olabilirsek, bizim için o kadar iyi.

Base fills a very large gap in Turkey. In this country, students do not have enough space to express themselves and in fact, that is exactly what Base is offering us. The more we become visible on these platforms, the better it is for us.

Aslında bir diğer taraftan Base, toplumumuzun sanata ne kadar ihtiyacı olduğunu gösteren türde bir etkinlik oldu. Bugün Base ‘in üçüncü günündeyiz gelen ziyaretçilerden de görüyoruz ki halkın her kesiminden insan katılım sağlıyor. Sanat için bir açlık olduğu ortada bu yüzden bundan sonra da inanıyorum ki BASE gibi prodüksiyonlar devam edecek ve artacak.

Actually, Base became an event that showed how much our society was in need of art. Today is the third day of Base and if we look at the visitors, we can see that people from every segment of the society are here. It is obvious that there is a hunger for art and I believe the number of productions like Base will increase.

Eserinizin neyi anlatıyor?

What does your work tell?

Eserimde evrensel bir konuya değinmek istedim aslında. Çalışmam Mavi Kelebekler, Bosna Hersek’teki 1990’lı yıllarda yaşanmış Srebrenitsa katliamı ile alakalı.

Bu mavi kelebekler üç sekemeden oluşan bin parçalı bir iş, fark edilmeyi fark etmeyi anlatmayı amaçladığım; bir noktaya dikkat çekmeye çalıştığım bir çalışma. Mavi kelebeklerin hikayesinden bahsedecek olursak;

I actually wanted to point out a universal topic in my work. The piece, Blue Butterflies, is about the Srebrenista massacre which happened in Bosnia-Herzegovina in the 90s. With this piece, which is a three-phase work, I aim to attract attention and make a point. I want to mention the story of  Blue Butterflies.

 

‘’Bulunamadılar, bulunamamışlardı ama artık yerleri belli, buradalar ve hep burada kalacaklar burayı her gördüğümde onları hatırlayacağım. Lutvo, Hamid, Almir, Zifet …..’’

“They were not, could not be found but now their places are known; they are and always be here, I will remember them every time I see this place. Lutvo, Hamid, Almir, Zifet…”

Mavi kelebekler: Mezarlarda açan ölüm çiçekleri ile beslenen kanatları mavi renkli kelebek türüdür. Bu kelebekler Bosna savaşının ve Boşnak halkın acılarının simgesi haline geldi. Sırplar 1992 ve 1995 yılları arası, Bosna savaşı sırasında toplu katliamlar düzenlemiş ve Boşnak cesetlerini kimsenin bulamaması için derin mezarlar kazmışlardır. 2007 yılında Bosna-Hersek’in Sırbistan’a karşı açtığı soykırım davası için toplanan Uluslararası Adalet Divanı Sırbistan’ın bir soykırımın yaptığına dair bir delil olmadığına hükmetmiştir. Bu karardan Bosna-Hersek Devleti toplu mezarların bulunması için bir komisyon kurmuştur. Bir yıl sonra bazı bölgelerin jeolojik yapılarının değişmiş olması ve mavi kelebeklerin belirli bölgelerde yaygınlaşmış olması komisyonun ilgisini çekmiştir. Mavi kelebeklerin olduğu bölgelerde kazı çalışmaları yapılmış ve Bosna savaşına ait 300 adet toplu mezarlar bulunmuştur.

Blue butterfly, with blue wings, is a kind of butterfly with that feeds on the “death flowers” on graveyards. After the Bosnian War, these butterflies have become a symbol of the Bosnian people. Between the years 1992 and 1995, Serbians slaughtered masses during the Bosnian War and buried the bodies deep in the ground so that no one would find them. In 2007, the International Court of Justice which gathered when Bosnia-Herzegovina sued Serbia decided that there was not enough evidence to prove a genocide made by the Serbians. After this decision, the government of Bosnia-Herzegovina gathered a committee with the duty to find the mass graves. After a year, the fact that some geological structures have changed and the blue butterflies have become widespread took the attention of the committee. Excavation works have started in the areas blue butterflies were prevalent and three hundred graves from the Bosnian War have been revealed.

 

 

Halil Can, Satuk Buğra Yıldırım, Hüseyin Tarık Turhan.

Kalk  Stand up

Base sizin için ne ifade ediyor?

What does your work mean to you?

Güzel sanatlar fakültesinin öğrencileri, mezun olduktan sonra ne yapacakları konusunda kararsız kalıyor. Base gibi platformlar ise sektörle yeni nesil sanatçıların buluşmasını sağlıyor ve önünü açıyor. Bu gibi platformlar çoğalmalı. Base’in benim için önemi ise ürünümün, insanlar tarafında değerlendirilmesini görebiliyorum ve bu ilerisi için yolumu çizmemi sağlıyor.

Students of the fine arts faculty feel indecisive on what to do when they graduate. Platforms like Base, however, help artists of the new generations to meet the industry as it opens their way. Number of platforms such as Base should be increased. The importance of Base for me is that it helps me witness my work being viewed and criticized which lets me draw my path for future.

 

Eserinizi kısaca anlatır mısınız?

Would you briefly tell us about your work?

Aslında üç kişilik bir ekiple yaptık. Kan ile simgelediğimiz dünyada var olan adaletsizlik, açlık, yoksulluk ölüm gibi şeyler için önemli bir imgesellik kullandık. Ve insanların bu durumlara verdiği farklı tepkileri yorumladık. Sonunda ayağa kalkmamızı gerektiren bir durum var. İnsanların artık ayağa kalkması gerektiğini düşünüyoruz.  Politik bir mesaj değil tamamen dünyadaki adaletsizlik ve yoksulluğu simgelemek istedik.

We actually did it with a team of three people. We used an important symbolization with blood to emphasize the injustice, poverty, hunger, death and such things in the world. While doing so, we interpreted the different reactions people showed. In the end, the situation requires for us to stand up; we believe that people should stand up. It is not a political message, we just wanted to symbolize the injustice and poverty of the world.

 

 

Bekir Dindar- Karabiga

Base sizin için ne ifade ediyor?

What does Base mean to you?

Base özellikle akademiden çıkıp sanat ile uğraşan bir insan için gerçekten çok kıymetli bir adım. Çünkü eğitim bitiyor ancak pratik yaşamda, sanat dünyasında kendimizi az da olsa ifade edebileceğimiz bir alan veriyor Base. Aynı zamanda tanıtımımıza yardımcı oluyor ve kendimizi ifade etmemizi sağlıyor. Özellikle benim işim ekoloji üzerine ve ekoloji üzerine bir işin sanat dünyasında ya da sanat piyasasında yer bulması azda olsa ses getirmesi benim için çok değerli. Bu konuda Base’e gerçekten çok teşekkür ediyorum.

Base is a very precious step especially for people who get out of the academy and start on art because even though education ends, in practical world Base gives us a –no matter how small– platform to express ourselves in the art world and it helps us be better known. For me, it is even more valuable since my work area is ecology and even little reputation of an ecology-related job in the art world is very important. I am sincerely thankful to Base for this.

Eseriniz neyi anlatıyor?

What does your work tell?

Eserimde ailemin yaşadığı Karabiga’daki beldenin yakınında inşa edilen termik santrallerin doğada, toplumsal yaşamda ve kişisel bellekte yarattığı tahribatı konu alan proje de görseller ile sadece tanıklık edilmiyor, fotoğraf aracığıyla ekoloji mücadelesini kanıtlıyor. Tarihsel bir özne olarak kendimi hikâyenin içine yerleştirmekten çekinmeden, Sadece “Karabiga”yı değil, aynı zamanda farklı kimlikleri arasındaki gerilimi de görselleştirilip, öykü anlatıcılığı çoğullaştırılıyor, özne kolektifleştiriliyor.

In my work, this project in which the damages done by the steam power plants near Karabiga where my parents live on nature, communal living and personal memories are not only witnessed by images; they are also proved through photography. While doing this, I did not abstain from planting myself as a historical subject in the story. In this project, apart from Karabiga, the tension between different identities are also visualized; storytelling is pluralized and the subject is collectivized.

 

Batuhan Keskin

Wonderland

Base sizin için ne ifade ediyor?

What does Base mean to you?

Base, işlerini yeni yeni duyuran, görünürlüğünü sağlamaya çalışan sanatçılar için oluşturulan bir organizasyon. Böyle birkaç organizasyon daha var. Bu tarz organizasyonların artması yeni mezun sanatçıların profesyonel hayatları için büyük bir önem arz ediyor. Çünkü Türkiye’de sanatçıların çoğu bir noktadan sonra sanat hayatlarından vazgeçmek zorunda kalıyor. Bu tarz organizasyonlar ise bizlere yeni kapılar açarak seslerimizi duyurmamızda ve yeni işler üretmemizde bizlere destek oluyor.

Base is an organization founded for new artists who are trying to gain visibility. There are a few organizations like this and the increase on their number is very important for newly graduated artists’ professional lives because most of the artists in Turkey feel obligated to give up on their art lives. These organizations open new doors for us, help us be heard and create new things.

Sanatçıların bireysel olarak grup sergilerine katılmaları ve piyasada bir yere gelmeleri kolay olmuyor. Mezun olduktan sonra piyasanın ne olduğunu anlamaya çalışırken boşluğa düşüyoruz. Base ise bu geçiş döneminde bizlere çok güzel bir alan sundu.

It is not very easy for artists to join group exhibitions and get to a place individually. After we graduate, we fall into a hole of the unknown while trying to understand the market; Base has given us a very nice place during the period of change.

 

Eserinizin neyi anlatıyor?

What does your work tell?

Ben Mimar Sinan Fotoğraf Bölümü mezunuyum. Eğitim aldığım süre içerisinde öğrenci değişim programına katıldım ve eğitimimin bir kısmını Norveç’te aldım. Bu çalışmam bu altı aylık süreçte oluştu.

I am a Mimar Sinan photography department graduate. During the time of my education, I joined the student exchange program and had a part of my education in Norway.

Norveç’e gittiğimde beklentilerimi karşılayan bir deneyim ile karşılaştım. Bütün o güzel tarafını ve harika gözüken tüm özelliklerini orada olduğum süre boyunca deneyimledim. Bir süre sonra fark ettiğim şey içinde bulunduğum hayat temposuna ve yaşadığım ülkenin yüksek nabzının tam tersi bir ülkede bulunmak çok güzeldi ama gerçek hissettirmiyordu. Bu zıtlık durumu bende bir süre sonra “Bu yer hayali ve ben hayali olan bu yerin içerisinde geziyorum” düşüncesini uyandırdı. Bu hayali mekanları fotoğraflama isteği ile de bu çalışma oluşmuş oldu.

In Norway, what I saw completely met my expectations. I experienced all the things that seemed amazing. What I noticed after a while was that it was, indeed, pleasant to live in a country that is in contrast with mine regarding the pace of life; however, it did not feel real. This contrast made me think “I am in an imaginary place and this is a dream”. This work was created thanks to my motivation to photograph these “imaginary” places.

 

Mahmut Koyaş – Giz

 

Base sizin için ne ifade ediyor?

What does Base mean to you?

Base güzel sanatlar fakültesi öğrencisi için mükemmel bir fırsat. Bu etkinlik aynı jenerasyondan, bütün disiplinlerden sanatçıları bir arada ağırlıyor. Okuldaki eğitimimizin yanı sıra, burada farklı disiplinlerden yeni insanlar ile bir araya gelerek, yeni bakış açıları kazanıyoruz.

Base is a perfect opportunity for the fine arts student. This event hosts artists from the same generation and all disciplines. Besides our education at school, we gain new perspectives here by gathering with people from different disciplines.

Eserinizin neyi anlatıyor?

What does your work tell?

Antakya’da Ovakent adında bir köyde Özbek kökenli Afganları fotoğrafladım. Özbekistan’da olan Sovyetler Birliği Savaşından sonra bir grup insan Afganistan’a göçüyor. Burada 20-30 sene civarı yaşıyorlar ve yine orada ki savaştan dolayı da Türkiye’ye göçüyorlar. İki kültürü de tam olarak özümsemişler. Yaşam tarzlarını ve sosyal hayatlarını gözlemlerseniz iki kültürün harmanı olduklarını görebilirsiniz. Köklerde Özbek kültürünün renkli canlılığı sizi karşılarken, atmosferde ve gündelik yaşamda Afgan kültürü- dini değerlerini sert yaşayan bir topluluk- öne çıkıyor. Bu nedenle eserimin adı Giz.

I photographed Afghans with Uzbek roots in a village called Ovakent in Antakya. After the war of The Soviet Union in Uzbekistan, a group of people migrate to Afghanistan. They live there for twenty to thirty years and after that, they migrate again, to Turkey, because of the war there. They have absorbed both cultures if you observe their lifestyles and social lives you can see that they are a synthesis of the two cultures. While the live colors of the Uzbek culture in the roots welcome you, Afghan culture –one that takes its religious values very seriously– makes itself obvious in the air, their daily lives. For this reason, my piece is called “The Secret”.

 

Yağmur Alican – Patlayan Balonlar

Popping Balloons

Base sizin için ne ifade ediyor?

What does Base mean to you?

Base gibi platformlar özellikle yeni mezun sanatçı adayları için mükemmel bir fırsat. Burada bulunmaktan çok mutluyum. Bu benim büyük anlamda ki ilk sergim diyebilirim.

Bundan daha önce birkaç sergiye daha katıldım ama bu çapta büyük sergiler değildi. Böyle bir ortamda bize sunulan fırsatlar ile piyasada bir görünürlüğe ulaşıyoruz. Bizi işlerimiz ile tanıyorlar. İşlerimizi beğeniyorlar ve fotoğraflıyorlar. Bunun akabinde bizim ile iş yapmak için mail adresi bırakıyorlar. Bu nedenle Base’in bizim için çok önemli bir platform olduğunu düşünüyorum. Burada olduğum içinde kendimi şanslı hissediyorum.

Platforms like Base are perfect for newly graduated artist candidates. I am very happy to be here. I can say that this is my first big exhibition. I have participated in some exhibitions before but they were not as big as this one. With opportunities given in environments like this, we gain visibility in the market. Consequently, people give us their e-mail addresses in order to work with us. Therefore, I think that Base is a very important platform for us and I feel very lucky to be here.

Eserinizin neyi anlatıyor?

What does your work tell?

Eserim şişmiş ve patlamış balonlardan oluşuyor. Bildiğiniz üzere son yıllarda ülkemizde birçok patlama oldu; İstiklal caddesinde, Reina’da, Beşiktaş Vodafone’da ve bunlardan hepimiz çok etkilendik. Bende istiklal caddesinde patlama olduğu gün, oraya gidecek olan insanlardan biriydim ve kıl payı kurtuldum. Bu yüzden o günden sonra tesadüfen yaşadığımızı anladım ve bununla ilgili bir iş yapmaya karar verdim. Sahillerde hedef olarak seçilen tüfekle vurulan balonları metafor olarak kullandım. Balonlarda -üç sıra şeklinde dizili- bazı harfleri patlamış bir şekilde “hala yaşıyorum” cümlesi yazılı. Patlamış olan balonlar bu patlamalarda hayatlarını kaybetmiş olan insanları temsil ediyor, patlamayan balonlar ise tesadüfen yaşayan bizleri temsil ediyor.

My piece consists of blown up and popped balloons. As you know, in recent years, there have been many explosions in our country –İstiklal Street, Reina, Beşiktaş Vodafone– and we were all very affected by them. The day of the explosion in İstiklal, I was one of the people who planned to go there but did not so I survived by hair’s breath. After this, I comprehended that we live only by chance and I decided to work on this to create something. I chose the balloons used in beaches at which people shoot at as a metaphor. On the three rows of balloons, of which some have popped, there is the sentence “I am still alive”. The “exploded” balloons represent the people who have died in such events and the other ones represent us, who happen to be alive by chance.

 

 

Abdulvahap Uzunbay

Abdulvahap Uzunbay

Base sizin için ne ifade ediyor?

What does Base mean to you?

Base 2018 mezunu güzel sanatlar fakültesi öğrencilerini farklı yerlerden, farklı kültürlerden insanları bir araya toplayan bir oluşumdur. İlk profesyonel sergimiz olduğu için bu bizi heyecanlandırıyor ve farklı disiplinleri bir arada görmek, bakış açımızı geliştiriyor. Ayrı disiplinlerde olsa hepsinin bir arada sergilenmesi mükemmel bir olay.

Base is a formation which gathers 2018 art faculty graduates from different places and cultures. The fact that this is our first professional exhibition is exciting to us, to see different disciplines all together improves our way of thinking; even though they are different disciplines, it is an extraordinary event that they are being exhibited together.

Eserinizin neyi anlatıyor?

What does your work tell?

Proje, zamansal olarak ‘geçmiş’, ‘şimdi’ ve ‘gelecek’ olmak üzere, birbirinden farklı, ancak birbirinden ayrılmaz üç evreyi temsil eden üç resim ile geliştirilmiştir. Seçilmiş konu bağlamında, göçü çağrıştıran temel göstergeler olarak, bavul, duvar ve kapı imgeleri kullanılmıştır. Sosyal, siyasal, ekonomik bir olgu olarak göç konusu üzerinden işaretleri, simgeleri ve göstergeleri kullanarak hayat ile sanat arasında bağ kurma arzusu ortaya koyulmuştur. Göç konusu her şeyden önce mekan değiştirme durumudur.

The project has been developed with three paintings which represent three different but indivisible phases that are the “past”, the “present” and the “future”. Regarding the chosen subject, the main indicators which remind of migration have been used: Suitcases, walls and doors. Using signs, symbols and indicators regarding migration –a social, political and economic phenomenon– the desire to make a connection between life and art has been put forward. Migration, before everything, is the state of changing place.

 

Yapılmış olan resimlerdeki göstergeler ve resimlerin sergileme biçimi, göç olgusunu bireysel sınırlılıklar dahilinde tartışmaya açma amacı taşımaktadır. Böylelikle, asıl görünür kılınmaya çalışılan şey, sadece yiyip-içip/giyinip kuşanarak, amaçsızca para harcayıp, seyahat ederek, başkalarını görmezden gelerek, hiçbir şeyden tatmin olmayarak, bencilleşerek, hayatı birbirine zehir eden insanların yaşadıkları/yaşattıkları hayatın anlamını bilinçle kavramasının, dürüstçe sorgulamasının önemi vurgulanmak istenmiştir.

The indications on the paintings and the way they are presented carry the purpose of opening the topic of migration to the debate regarding personal boundaries. This way, for the people who only care for eating/drinking, clothes, travelling; people who keep ignoring others, being satisfied with nothing, getting more selfish every day and making each other miserable; people who spend their lives recklessly spending money to comprehend the meaning of the life they live and make others live was aimed.

Resimlerin üç yönden bakılabilir olması istenmiş, bunun için iki boyutlu düzlemde üç boyutlu izlenim verme kaygısı ile biçimlenmiş resimler birbirine kapı menteşeleri ile bitiştirilerek üç boyutlu bir yön gösterici heykelsi bir form (kiosk) elde edilmiştir. Birden fazla açıdan görüş imkânı sunan bir çalışma olması dikkat çekmektedir.

It was needed that the paintings could be observed from three perspectives so they–which were designed in a way such that they would give a three dimensional impression on a two dimensional surface- have been put together with door hinges so that they can give the impression of a three dimensional direction indicator with a statue-like form (i.e., kiosk). For it to have multiple perspectives to be viewed from is a remarkable feature.

 

Cansu Zengin – Sona Bir Kala

One to The End

Base sizin için ne ifade ediyor?

What does Base mean to you?

Base adının tam anlamıyla bizler için yeni bir başlangıç niteliğinde. Türkiye’de Güzel Sanatlar Fakültelerine çok itibar edilmiyor maalesef. Ben mesela insanlara heykel okuduğumu söylediğimde. ‘Heykel mi okuyorsun, ne yapacaksın ki ileride’ gibi çok hoş olmayan bir tepkiyle karşılaşıyorum. Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu olarak, böyle bir ortamda haliyle insanlara nasıl yanıt vereceğimizin çaresizliğini yaşıyoruz. Base ise yeni mezun olmuş sanatçıları kucaklayarak dışarı tanıtıyor. Bizim eksik kaldığımız noktaları tamamlıyor. Kendimizi ifade etmemiz ve gerçekten istediğimiz amaca ulaşmamız için çok büyük bir destek oluyor bu süreçte.

For us, Base is literally what it was meant to be: A new beginning. Unfortunately, in Turkey, fine arts faculties are not accredited much. When I tell people that I study sculpture, I come across unpleasant reactions such as “Studying sculpture, what are you even going to do in the future?”. Therefore, as graduates of fine arts faculty, we feel the desperation of trying to figure out an answer to give in such conditions. In contrast, Base introduces newly graduated artists to the outer world with a warm hug. It completes our lacking features. It is very big support on our way of expressing ourselves and achieving our goals.

 

Eserinizin neyi anlatıyor?

What does your work tell?

Bu işim bir serinin içinde yer alan bir çalışmam. İnsanların günlük yaşamalarında ya da bütün hayatları boyunca ettiği mücadeleleri ve o mücadele doğrultusunda bekledikleri yardım ellerini simgeliyor eserim.

This work of mine is a piece in a series of them. It represents the hands of help people root for through their struggle in their daily lives or all their lives.

Sürekli bir sorunun peşinde koşuyoruz ve her zaman bu soruyu cevaplamaya çalışıyoruz. Bunu tek koldan ya da tek elden yapamıyoruz. Bu eserdeki ellerin hepsinin aynı olması nedeni de bu aslında herkesin derdinin aynı ölçüde olmasını ifade ediyor olması. Çerçeve içinde olması ise belli bir alan içerisinde çırpınmamızla alakalı. Ne kadar dünyamızı uçsuz bucaksız görsek de aslında her birimiz kendi sınırlarımız içerisinde debelenip duruyoruz.

We are always pursuing a question and trying to answer it. We cannot do this with one hand; in fact, the reason of all of the hands being the same with one another is that it reflects how everyone’s problems are the same. The fact that it is in a frame is about how we struggle in specific boundaries; no matter how infinite we see ourselves, we all struggle in our own borders.

 

 

Aykut Hızılok – İsimsiz

Base sizin için ne ifade ediyor?

What does Base mean to you?

Base özellikle iki senedir yeni mezun sanatçı gençlere destek vermek amacıyla oluşturan bir sanat platformu. Ve yeni mezunlar olarak sanat camiasına bir adım atıyoruz. Özellikle İstanbul’da böyle bir ortamda olmak bizim için bulunmaz bir fırsat.

Base is an art platform which aims to support newly graduated young artists, especially two-year graduates and as new graduates, we are taking a step in the art community.

Eserinizin neyi anlatıyor?

What does your work tell?

Çalışmamı daha çok kent kavramı üzerinde şekillendiriyorum.  Kullandığım malzeme, günümüzde evimizin içinde var olan, sokakta bile denk gelebileceğimiz bir malzeme. Bütün çevremizi oluşturan ama ne yazık ki hep göz ardı edilen bu malzeme, duvarlarda sıvı altında kalıyor. Ben bunu daha çok ortaya çıkartıp değişik formlarda tekrar yorumluyorum. Kent kavramını tekrar gündeme getirme çabasındayım. Bir ismi yok algıyı farklı bir yere çekmek istemediğimden dolayı isim vermedim.

I shape my work mostly on the concept of the city. The material I use is a material that we have in our homes daily, something you can even see on the streets. This material, which is all around us yet constantly ignored, stays behind the coater on the walls. I put it forward and interpret it in different ways. My aim is to bring out the concept of “city” again. It does not have a name because I did not want another thing to steal the attraction.

 

Elif Demiröz-İçeride ki Gerçek

The Truth Inside

Base sizin için ne ifade ediyor?

What does Base mean to you?

BASE öncelikle profesyonel sanat hayatına geçmeden önce ki bizim en büyük destekçimiz.

Bizi profesyonel sanat hayatına hazırlıyor. Bizim için büyük bir deneyim. Burada koleksiyonerler, galericiler ve sanatçılarla tanışmamızı sağlıyor. O açıdan kendimi önemli ve burada olduğum için değerli hissediyorum.

For starters, BASE is our biggest support before moving on the professional art life, it prepares us for it. It is a big experience for us. It helps us meet collectors, art dealers and artists here. From these aspects, I feel valuable to be here.

 

Eserinizi kısaca anlatır mısınız?

Would you briefly tell us your work?

Ben ölüm ile yaşam arasında ki çizgi de yaşamaya çalışan işçilerin ölümlerine gönderme yapmak istedim eserimde. Arka planda sanal dünyadan kopup gelen kod çizelgelerinin akışını verdim bu rakamlar bunun bir döngü olduğunu ifade ediyor. Aynı zamanda orada duran her bir ayağın kendine ait rakamları var. Şöyle ki bu insanları hiçbir zaman kendi kimlikleri ile bizim karşımıza çıkamıyorlar maalesef onlardan sürekli 305. kişi, 316. kişi olarak kalıyorlar hayatımızda.

In my work, I wanted to refer to the deaths of the workers who try to live on the thin line between life and death. In the background, I gave the impression of the code lines from the virtual world; these numbers hint to a cycle. At the same time, every foot there has its own number; that is, these people never make it in our lives with their own identities but instead they stay as some numbers like the 305. person, 306. person and so on…

 Aslında rakamların onların kimliklerinin, önüne geçtiğini belli etmek istedim. İşimde son üç tabla ise boş; bununla da yaşam serüvenin içerisinde sırası gelenin yeri hazır olduğunu vurgulamak istedim.

To state clearer, I tried to imply that numbers come before their identities. The reason the last three platforms in my work are empty is the effort to emphasize that in the adventure of life, the places of the next ones are ready.

 

Gamze Yolal-Turna Kuşu

 

Base sizin için ne ifade ediyor?

What does Base mean to you?

Başlangıcından beri bu platformun içinde olmayı çok istemiştim. Öğrenciliğimde takip etmeye başladım. Geçen sene ki sanatçı arkadaşlarıma birçok kapı açtı Base. Birçok sergide bulundular daha sonrasında.

Bende her daim sanatın için de olmak istediğim için bu tip platformlara başvuru yaptım. Bu sene seçildim ve BASE katıldım.

I wanted to be in this platform from the beginning, ever since I started following it as a student. Last year, Base opened many doors for my artist friends; they took place in many exhibitions afterward. I applied these kind of platforms since I have always wanted to be involved in art. I was chosen this year to be a part of Base.

 

Eserinizin neyi anlatıyor?

What does your work tell?

Çalışmamın hikâyesi şu şekilde, bir çıkış noktası var ABD’nin 1954 de Japonya’ya attığı atom bombası sebebiyle hastalanan bir kızın hikâyesi. O sırada bu kız 2 yaşında ve savaştan on yıl sonra radyasyon etkisiyle kan kanserine yakalanıyor. Daha sonra tedavi altına alındığı yerde bin turna kuşu efsanesini öğreniyor. Bu efsaneye göre eğer hasta birisi bin tane turna kuşu katlarsa eğer, tanrılar onun dileğini yerine getiriyor, o da buna inanarak, turna kuşu katlamaya başlıyor, ama tamamlayamıyor 644 tane katlayabiliyor sadece. Benim bu işimde yaptığım şeyde orda eksin kalan 356 turna kuşunu tamamlamak oldu.

The story of my work is actually the story of a little girl who got sick because of the atomic bomb the USA threw on Japan in 1954. This girl, who was two years old back then, gets diagnosed with blood cancer, leukaemia, ten years after the war. Later on, in the medical centre, she is in, she hears about the legend of the thousand cranes. According to this legend, if a sick person makes a thousand cranes out of paper, the gods grant the patient’s wish; so she starts to fold the cranes with belief. However, when she made only six hundred and forty-four, she dies. What I did was to complete the missing three hundred and fifty-six cranes.

Bonus

Artist Statement

Gamze Yolal

356 Paper Cranes

On the 6th and 9th of August, 1945, the United States threw atomic bombs that were equivalent to 20,000 tons of dynamite destructive to the Hiroshima and Nagasaki cities of Japan. Sadako Sasaki is a two-year-old girl on this date. However, when he was 12 years old, he was suddenly ill with the effect of radiation 10 years ago. When Sadako was diagnosed blood cancer, which was called ’atom bomb disease’, by the doctors, the legend of cranes that symbolize long life, happiness, hope, and luck come to life again. According to the legend of the thousand cranes, if the sick person makes a thousand crane birds, the gods will fulfil this person’s wishes and bring him to his health. Then Sadako has begun for paper birds made of origami with the desire for living, and with the birds talking while folding, “I will write “peace” your wings so that you will fly all over the world” However, Sadako’s short life is not enough to fold 1000 cranes. On 25th, 1954, She dies without completing 644 paper cranes to 645. This story constitutes the building blocks of my work. Through means of these some narratives of the past, I intend to centralize the emphasis of imperfection by competing for 356 cranes which aren’t able to achieve with my own art discipline.

 

Editör Yardımcısı/ Assistant Editor: Görkay Düzgün

Grafiker/ Graphic Designer: Nur Özkaya

Çevirmen/ Translator: Deniz Karaytuğ

 

 

Kaynakça/References:

Base PR Ekibi

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?