“Yeni Normal” Mekanlar

"New Normal" Spaces

| Ekim 2020


Pandemi sürecini hepimiz farklı şekillerde ve farklı hislerle geçiriyoruz. Hepimizin farklı kaygıları, öncelikleri ve önlemleri var. En belirgin ortak paylaşımımız ise birbirimizi korumak adına attığımız adımlar oldu. Hayatlarımıza bir anda sosyal mesafe, hijyen ve izolasyon gibi kavramları entegre ettik. İşimizden okulumuza, evimizden sokaklara kadar bu kavramların gerektirdiği hal ve hareketleri uygulamaya çalışıyoruz. Mekansal bağlamda baktığımızda bir tasarım öğrencisi olarak çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Tasarımın insan var olduğu sürece devam edeceğini ve ihtiyaçlarımıza göre şekil aldığını, yaptığım yapacağım işin yaratıcılık standartlarını bir kere daha görmüş oldum.

We all spend this pandemic process in different ways and feelings. We all have different worries, priorities, and precautions. The most apparent common share was the steps we took to protect each other. We suddenly integrated words such as social distancing, hygiene, and isolation into our lives. From work to school, and from our homes to streets, we try to apply the necessary motions and emotions. As a future designer, I can say that I am impressed when we look at it in a spatial context. I once again see that design will continue as long as humans exist and be shaped by our needs and also the creativity standards of the work I do.

 

Bir anda herhangi bir mekana karşı olan beklentimiz değişiverdi. Kimimiz konfor, kimimiz sosyal ortam veya sadece iyi vakit geçirebileceği bir mekan ararken bir anda tüm oklar “güvenlik” kelimesine döndü. “Yeni normal” düzene ayak uydurabilmek adına mekanların tasarımında, organizasyonlarında ve kullanım şekillerinde birçok değişime gidildi.

Suddenly our expectations from any space have changed. While some of us were looking for comfort, a social environment, or just a place to have a good time, all of a sudden it all became about the word “safety”. To keep up with the “new normal” scheme, there have been lots of alterations in design, organization, and the way of use.

 

Bir kafeye girdiğinizde artık gözünüze ilk çarpacak şey masalar, sandalyeler arasındaki mesafe olacaktır. Eskiden tıklım tıklım olmasına alıştığımız, şen şakrak seslerin yükseldiği o kafelerin çoğu artık oturma düzeninde değişikliğe giderek bireyler arası gerekli olan bir buçuk metrelik mesafeyi sağlamış oldu. Elbette burada ilgi çekici olan iki masayı teke düşürmek değil. Takdir edilecek asıl mesele yaratıcı, pratik ve sürdürülebilir çözümlerdir. Bu gibi çözümleri başarılı olarak değerlendirmek için bulunduğumuz şartların konsepte uydurulması gerekmektedir.

The first thing that will strike your attention when you enter a café will be the distance between the tables and chairs now. Most of the cafés that we are used to its crowd and that cheerful voices come from changed their seating arrangement to provide the required distance of one and a half meters. Of course, having one table instead of two is not what’s interesting. The real praise-worthy issue here is creative, practical, and sustainable solutions. In order to consider solutions like this successful, conditions should be competent with the concept.

 

 

Burada gördüğümüz örnek bir restoran düzeni. İlgimi ilk çeken şey elbette camekan kullanımı oldu. Camekanı bir ayırıcı olarak kullanarak tasarımcının başarılı bir tasarım yaptığını söylemek mümkün çünkü bu sayede kullanıcılar hem çevrelerinden kopmuyor hem de gerekli olan mesafeyi, böylelikle de güvenliği sağlıyorlar. Sonuç olarak çevre-mekan ilişkisi bozulmuyor ve müşteriler güvenli bir şekilde vakit geçirebiliyorlar.

Here we see an example restaurant scheme. The first thing striking my attention is of course the use of glass case. It is possible to say that designer did a great job by using glass as a divider because, in this way, users are not fully separated from the surroundings, and also the required distance, and thus he safety is provided. As a result, the space-surrounding relation remains and customers can spend their time safely. 

 

Bir diğer yaratıcı çözüm ise masalar ve sandalyeler arası gerekli mesafenin sağlanması adına manken kullanımı olarak karşımıza çıkıyor. Hatta bu kullanımın oldukça yaygın olduğunu söyleyebilirim. Günlük hayatta bulunduğum birçok kafe ve restoranda bu örnekte olduğu gibi manken veya pelüş oyuncaklarla karşılaşıyorum. Hiç alışık olmadığımız sosyal mesafe kuralı en iyi bu şekilde sevimlileştirilebilirdi herhalde.

Another creative solution to maintain the required distance between the tables and chairs is the use of mannequins. I can even say that this way of use is pretty common. I encounter mannequins and plush toys in most of the cafés and restaurants in my daily life. This could be the best way to turn these social distancing rules that we are not used to into something cute.

 

Sosyal mesafe için elbette bir diğer gereklilik mekanı kullanacak kişi limitinin azaltılmasıdır. Artık mekanın metrekaresine göre kullanacak kişi sayısı belirleniyor. Örneğin kimi mağazalar yalnızca 1 kişi alabilirken bazıları sınırı 50 olarak belirliyor. Kişi limitinin azaltılmasının yanında sirkülasyonda esneklik sağlamak adına mekanların organizasyonlarında değişiklere de rastlıyoruz. Yeni koridorlar açılarak veya bazı tasarım elementleri azaltılarak bu soruna da çözüm bulunabiliyor. Kendi deneyim ve gözlerimden çıkarttığım kadarıyla artık kapalı mekanlar yerlerini açık ve ferah alanlara bırakmış durumda. Eskiden dolup taşan ortak kullanım alanları yerini parklara, bahçelere, sahil kenarına veya açık hava opsiyonu olan yerlere bırakmış durumda.

Another requirement for social distancing is of course diminishing the number of people using the space. Now, the number of users is determined according to the meter square of the space. For example, some stores can only have 1 person, yet some others determine the limit as 50. Besides diminishing the number of the users, to maintain flexibility in circulation, we see changes in the organization of the spaces. By providing new corridors or reducing some design elements, it is possible to find a solution to this problem. As far as I can see from my experiences and observations, enclosed spaces have left their places to open and fresh spaces. Common areas that used to be full have left their spaces to parks, gardens, beaches, and places with open-air options.

 

Parklarda, bahçelerde oturuyorken elbette yine sosyal mesafeyi korumaya özen göstermeliyiz. Bu görselde görebileceğimiz beyaz daireler tam olarak bunu hedefliyor. Hatta bana soracak olursanız bu tip düzenlemeler yalnızca pandemi döneminde değil her zaman olmalı. Hem kişisel alanı koruruz hem de daha düzenli bir şekilde bu tip alanlarda vakit geçirebiliriz.

While we are in the parks and gardens, of course, we still have to pay attention to social distancing. As you can see in the picture, white circles aim exactly that. If you ask me, not only in the pandemic, all the time we should see these types of arrangements. Therefore, we can protect our personal spaces and spend our time in a more organized way.

 

Bu süreçte gözlemlediğimiz üretkenlik, problem çözebilme kapasitesi ve elbette bunlar için gerekli olan yaratıcılık bu ve bunun gibi birçok örnekle gözler önüne serilebilir. Büyük resme baktığımızda doğanın kendisini gördük. Değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğunu bu yeniliklere adapte olma sürecimizde gördük. Hayatta kalma iç güdümüzün mekanlara yansımasını belki de en açık bu süreç gösterdi. Şahsen benim hala almakta olduğum ders bunun üzerine. Biz yeter ki düşünelim, isteyelim ve yaratalım.

The productivity, problem-solving capacity, and of course creativity can be shown in examples like these and more. When we look at the bigger picture, we saw nature itself. We saw that everything changes but change itself and our process of adapting ourselves to changes. This process showed us, maybe in the clearest way, how our survival instincts are projected on spaces. Individually this is the lesson I am still taking. As long as we think, want, and create.

 

Çevirmen/Translator: Simay A. Larçin

Grafiker/Graphic Designer: Görkay Düzgün

 

Kaynakça/References

Cogley, Bridget. “White Circles Promote Social Distancing on Domino Park Grass in New York City.” Dezeen, 20 May 2020, www.dezeen.com/2020/05/20/social-distancing-circles-domino-park-brooklyn/.

Liubchenkova, Natalia. “In Pictures: Restaurants Find Creative Ways to Enforce Distancing.” Euronews, 24 July 2020, www.euronews.com/2020/07/20/in-pictures-restaurants-find-creative-ways-to-enforce-social-distancing.

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?