Yeni Bir Sır, Geçmişe Yolculuk

Trabzon Atatürk Köşkü

| Eylül 2018


Bugün kullandığımız inanılmaz teknolojiler, insan hayatını kolaylaştıran icatlar ve insanın temel ihtiyaçlarını karşılayan günümüz modern barınaklarını düşündüğümüzde tarih boyunca bunları ortaya koyan pek çok insan görmekteyiz. Gerek mimar olarak, gerek siyasi kişilik olarak, gerek askeri, gerek bilimadamı olarak yüzlerce, binlerce kişi tarihte yer almıştır. Örneğin Albert Einstein ya da Leonardo Da Vinci gibi. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkomutanı ve aynı zamanda ilk cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk gibi. Bu kişilikler hakkında küçük bir araştırma yaptığımızda kendileri hakkında birçok sıfat ile karşılaşıyoruz. Mesela Leonardo Da Vinci için “hezarfen” ya da bir diğer adı ile “polimat” denmektedir çünkü filozof, düşünür, matematikçi, müzisyen, botanist, ressam, yazar, mimar, mühendis gibi birçok sıfat ile anılır. Günümüzde ise bu sıfatlar eğitim sistemi ve iş bulma imkanı göz önünde bulundurularak birbirinden ayrılmış ve farklı disiplinlerin bir arada çalışması ön görülmüştür.

Bu bağlamda bakıldığında geçmişte yapılmış birçok eser (sanat eseri, mimari eserler farketmeksizin) günümüzde mükemmel, harika, hatasız olarak anılmakta bu yüzden üzerine sayfalarca tezler, teoriler yazılmaktadır. Türkiye ise bu bakımdan diğer birçok ülkeden daha şanslıdır çünkü insanoğlunun ilk medeniyetlerinin bulunduğu Mezopotamya’da yer alan bir ülkedir. Yerleşim yerlerinin ilk örneklerinin bulunduğu bu güzel ülkede gün geçmiyor ki yeni bir sır, yeni bir hikaye ortaya çıkmasın!

İşte Türkiye yakın bir zamanda böyle bir sırrı daha ortaya çıkardı. Trabzon’da Soğuksu sırtında bulunan Atatürk Köşkü’nde döşemelerin altında keşfedilen sarnıç birçok kişinin dikkatini çekti. Eski zamanlardaki mimarların birçok şeyi düşünüp ortaya koymasıyla ortaya çıkan bu mimari eser aslında yağmur suyu toplamak için kullanılmıştır fakat daha sonra acil durumlarda kaçabilmek için kullanılan bir koridor dönüştürülmüştür. Böyle bakıldığında insanın aklına ister istemez şöyle bir soru gelmektedir: Acaba o dönemdeki insanlar bizden daha mı zekiydi? Bu sırlar nasıl yüzyıllarca saklandı? Şu an bir proje için birçok kişinin ortaklaşa uğraştığı düşünülürse o dönemlerde bu tarz sorunların üstesinden nasıl gelindi? İşte yüzyıllardır saklanan küçücük bir sarnıç bize bunları düşünmeye zorluyor.

Aslında Trabzon kendi içerisinde birçok büyük mimari örneği bulunduran bir şehir. Sümela Manastırı, Ayasofya Müzesi gibi çok ses getiren mimari eserlere sahip iken Atatürk Köşkü diğerlerine nazaran biraz daha basit gibi gözükse de Barok mimarisini Türkiye’deki ilk örneklerinden denilebilir. Özellikle bahçe planlaması ve binanın formundan kaynaklı olarak farkını gösteren Atatürk Köşkü 1890 yılında Konstantin Kabayanitis tarafından yazlık olarak inşa edilmiştir. Taş kaplama dış cephesi, ampiri alçıpan iç tasarımı ile mimari anlamda büyük fark yaratırken aynı zamanda Atatürk’ün işaretlediği haritanın olduğu odasıyla manevi olarak Türk Ulusu için çok önemlidir. Mustafa Kemal Atatürk 11 Haziran 1937’de tüm mal varlığını Türk Ulusuna verdiğini açıklayan vasiyetnamesini burada yazmıştır. Manevi değeri bu kadar yüksek bir alanı gezerken ise insan şunu düşünmeden geçemiyor: Bir zamanlar Atatürk’ün oturduğu koltuk, okuduğu kitaplar, kullandığı masalar, bardakları işte tam karşımda! Her yerden resmi ile karşılaştığımız, aklına hayran kaldığımız, bizim bu günlere gelmemizi sağlayan Atatürk’ü görmemiş bir nesil olarak, zamanında onun kullandığı böyle alanları görmek ise ister istemez insanda bir heyecan uyandırıyor. Onun zamanını düşünmeye itiyor bu köşk sizi. O dönemde yaşanan olayları düşünerek onu anlamaya ve o hisleri yaşamaya. Sonra insan şunu düşünmeye başlıyor: Ya bu köşk olmasaydı? Ya böyle mekanlar olmasaydı? O zaman insanlar bu duyguları hissedebilir miydi? O mekanları kullanan insanları anlayabilir miydi? İster istemez orayı gezen ziyaretçiler üzerinde büyük bir etkisi oluyor tasarlanan mekanın? Ormanın içerisinden o güzelim denize baktığınızda içinizden “Ne güzel bir manzara!” diye geçirirken yüzyıllar önce orada yaşamış insanlarında aynı şeyi dediğini düşünerek zihnen bir doygunluk yaşıyorsunuz.

Evet, haberlerde gördüğüm küçük bir sır beni böyle düşünmeye itti. Haziran ayında gezdiğim Atatürk Köşkü belki de Trabzon gezimin içerisinde en akılda kalıcı yer oldu benim için. Haberleri ilk gördüğümde o anları tekrar yaşar gibi oldum. Sanki şu anda değilim de geçmişe doğru bir yolculuktaymışım gibi hissettim. Ve şunu anladım ki her ne kadar mekanların insanlar üzerinde birçok etkisi olsa da aynı zamanda geçmişle gelecek arasında sağlam bir köprü görevi görmektedir. Birçok insan tarihi gezileri sevmez fakat farkında değiller ki tarihi mekanlar sadece gezip görmek için değil, geçmiş ile şu an arasındaki kapıları aralamak içindir.

 

Daha fazlası için:

https://www.ntv.com.tr/galeri/sanat/ataturk-koskunun-gizli-gecidi-ilk-kez-goruntulendi,8WoAS9lFd0CWLEkuyCbjcA

 

Kaynakça:

http://www.kulturvarliklari.gov.tr/TR,44047/trabzon-ataturk-kosku-muzesi.html

 

 

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?