Yelin Evcen

Tasarım Bilkent 2018 - Gönye Tasarım

| Haziran 2018


PANEL ÖZETİ

 Interior & Conceptual Design

 

Yelin Evcen, ”Interior & Conceptual Design” konulu panelde yaptığı konuşmada kurucu ortaklarından olduğu Gönye Tasarım’ın tasarım disipliniyle iç mekan tasarımını nasıl gerçekleştirdiklerini anlattı. Tasarımın işlevsel, estetik ve yenilikçi olmak üzere 3 ayaklı olduğunu ve bunlardan birinin eksik olması durumunda o tasarıma iyi denmesinin yanlış olacağının altını çizdi. Markalı konut projeleri iç mimari tasarımlarında, özelden çok genele hitap ederek kullanılan malzemeleri herkesin eşyalarına uyum sağlayabilecek renk tonlarında seçtiklerini belirtti. Panelin sonlarına doğru örnek olarak “sade yaşam, konforlu hayat ve modern lüks” olarak ayırdığı yaşam tarzlarını ve bunlara uygun tasarımlarını birçok görselle örneklendirerek anlattı. Gönye Tasarım olarak imza attıkları ödüllü tasarımları paylaşarak paneldeki konuşmasını bitirdi.

 

 

RÖPORTAJ

 

    Gönye Tasarım olarak seçtiğiniz projeye uygun tarzı nasıl belirliyorsunuz? Bir projeyi tasarlarken göz önünde bulundurduğunuz etkenler nelerdir?

Projeye başlarken, bizi yönlendirecek bazı kriterleri göz önünde bulunduruyoruz. Uzmanlık alanımız olan markalı konut projelerimizi örnek verecek olursak; projenin mimari tarzı, yeri, hedef kitlesi, öngörülen m2 satış fiyatı, yatırımcı firmanın vizyonu ve beklentisi projenin tarzını belirlememizde etkili oluyor.

     ”Mall Of İstanbul”, ”Nidapark Seyrantepe” ve ”Pruva34” gibi başarılı projelerinizden sonra ”Loca İstanbul” projesi için tasarladığınız loft daire tasarımınız ”European Property Awards” Avrupa birinciliği ödülü kazandı. Sizce bu tasarımın böyle önemli bir başarıya ulaşmasındaki en önemli neden nedir?

Markalı konut projelerinin çoğu, benzer plan tiplerine sahip dairelerden oluşuyor. Tavan yükseklikleri, daire büyüklükleri, statiği, pencere ve kapılardaki standart çözümleriyle ne yazık ki çok da farklı çözümlere elveren mimariye sahip değiller. 2011 yılında Loca projesi için tasarladığımız daire, çoklu dairelerden değil, projenin en üst katında yer alan ve tek olan bir daireydi. Betonarme bir binanın, en üst katına yapılan çelik konstrüksiyon eklentisi ile, binanın mimarisinden kaynaklı ışınsal plan tipi ile katta tek ve aslında yerleşim çözümü klasik planlama yapılamayacak kadar eğrisel hatlı bir daireydi. Sanırım bizim bu zor plan tipine yaptığımız farklı yerleşim önerisi, bu yarışmayı kazanmamızdaki en önemli etken oldu. İç mimariyi dekorasyondan ayıran en önemli nokta, boş bir alana mimari bakış açısıyla en fonksiyonel ve estetik yerleşim çözümünü getirebilmektir. Biz de bu daire bize geldiğinde, öncelikle kutu kutu örülmüş duvarları yıktırarak işe başladık ve mimarinin ışınsal yapısına uygun farklı bir yerleşim planı önerdik. Dairenin belki de en can alıcı noktası, dairenin merkezine dairesel olarak tasarladığımız cam kapılı banyo idi. Şeffaflığına rağmen, klozet, duş ve çamaşır alanlarının dışarıdan görünmeyecek şekilde planlandığı banyo, dairenin odak noktası oldu.

     Mimarlık alanında gerek tasarım disipliniyle gerekse tasarımlarıyla rol model olarak aldığınız bir kişi var mı? Projelerinizi tasarlarken size ilham veren şeyler nelerdir?

Rol model aldığım belirli bir kişi yok, fakat günümüzde dünyada çok güzel tasarımlar yapıldığını görüyoruz ve her bir iyi tasarımın diğer tasarımcılara ilham olduğunu düşünüyorum. Hem ürün hem de iç mimari tasarımlarıyla da başarılı bir mimar olan Patricia Urquiola’yı özgün ve farklı, tasarımlarını ise estetik, insancıl ve işlevsel buluyorum. Sadece projelerimizi tasarlarken değil, hayatta sürekli ilhama inanıyorum. Çevremizde veya iç dünyamızda bize yaşam sevinci veren, içimizde bir kıpırtı oluşturan, hayal kurduran ne varsa, hepsi “ilham” dediğimiz o sihirli kavramı oluşturuyor. Bu yüzden bazen hoşlandığımız bir müzikte, bazen iyi bir filmi izlerken, bazen sadece güzel bir binanın önünden geçerken, bazense doğanın mucizelerine tanık olduğumuz sayısız andaki gibi, keyif aldığımız anları çoğaltmalıyız. O zaman yaptığınız projenize de, tatil planınıza da, yaşam tarzınıza da gerekli ilhamı bulabileceğimize inanıyorum. Yoksa bir projenin başına oturup o anda gökten inen bir olgu değil benim için ilham. İyi tasarım yapabilmek istiyorsak hep antenlerimiz, frekansımız açık bir şekilde farkındalıkla yaşamalı ve gözlemlemeliyiz.

     Geçtiğimiz yıl Gönye Tasarım olarak ”Tasarım Merkezi” ünvanı kazandınız. Sizce bunun firmanıza olan katkısı nedir?

Bizim için her şeyden önce, yaptığımız tasarım faaliyetlerinin, hep hedefimiz olan estetik, işlevsel ve yenilikçilik anlamında tescillenmesi oldu diyebiliriz. Süreç boyunca hem akademisyenlerden hem sektör temsilcisi ve bakanlıktan aldığımız, tasarımlarımız ve kurduğumuz sistem ile ilgili geri bildirimler de doğru yönde çok yol kaydettiğimizi bize göstermiş oldu.

Bundan sonraki süreçte hak kazandığımız vergi avantajları ile tasarım personeli sayısı ve niteliğini arttırma, tasarım ekipmanları ve yazılımları yatırımını çoğaltma ve her zaman desteklediğimiz ve çok inandığımız eğitimlere yenilerini ekleyerek devam etme avantajlarımız olacak.

Tüm bu yatırımların, yurtdışı hedeflerimizde de bizlere rekabet anlamında avantaj sağlayacağını düşünüyoruz.

 

Sayın Yelin Evcen’e paylaştığı bilgiler ve bizi kırmayıp yanıtladığı röportaj için çok teşekkür ederim.

 

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?