Varoluşun Sorumluluğu

The Responsibility of Existence

| Ağustos 2020


Sorumluluklarımız ve yapmayı ya da yapmamayı tercih ettiklerimiz hayatımızı tanımlıyor. Bizi biz yapan parçaların büyük bir çoğunluğu onlar neticesinde oluşuyor. İnsan ne kadar çok olayla karşılaşırsa ve ne kadar çok sorumluluk alırsa o kadar çok kendini geliştiriyor. Varoluşuna bu şekilde anlam kattığını hissediyor. Peki, nedir var olmak ve varoluşçuluk? Varoluşçuluk üzerine konuşmaya başladığımızda aklımıza ilk gelenlerden birisi olan Jean-Paul Sartre isminden bahsedebilir ve onun tanımlarını kullanabiliriz.

Our responsibilities and what we choose to do or not to do define our lives. Most of the pieces, ones that make us what we are, are born from them. The more one goes through and the more responsibility one takes, the more one improves oneself. This way, one feels that they give more meaning to their existence. Well, what is existence and existentialism? We can use Jean-Paul Sartre here –one of the first names to come to mind when thought about existentialism– and his definitions.

“Varoluşçuluk bir çeşit eylem, çalışma öğretisidir.” (Sartre, 2019, s.72). Varoluşçuluk eylemsizliğe de karşıdır. İnsanın ancak eylemleriyle kendi özünü oluşturabileceğini iddia eder. “Ancak eylem içinde, iş içinde gerçeklik vardır. İnsan kendi tasarısından başka bir şey değildir; kendi yaptığı gerçekleştirdiği ölçüde vardır; yani hayatından, edinimlerinin (fiillerinin) toplamından ibarettir.” (Sartre, 2019, s.54) Sorumluluk almayı gerekli gören bir öğretidir (doctrine). İnsanı eylemleriyle tanımladığı için eylemsiz ve tembel bireye karşı çıkar. İnsanın kaderinin kendisine bağlı olduğu söyleyerek ona hayatının sorumluluğunu yükler. Varoluşundan özünü tanımlamak için insan sorumludur. Bu dünyaya gelişinin bir amacı varsa o da özünü ortaya çıkarmaktır.

“[Existentialism] is a doctrine of action.” (Sartre, 2019, p.72). Existentialism is against inaction. It claims that one can only form their essence through their actions. “There is no reality except in action. Man is nothing else than his plan; he exists only to the extent that he fulfills himself; he is therefore nothing else than the ensemble of his acts, nothing else than his life.” (Sartre, 2019, p.54). It is a doctrine that requires taking responsibility. It opposes the inactive and lazy individual, for it defines humankind through its actions. It lays the burden of one’s life on oneself by saying that one’s destiny is up to oneself. One is responsible of defining their essence through their existence. If there is a sole purpose of one coming into this world, it is to reveal their essence.

Ben dünyaya gelişimizin bir amacı olduğuna inananlardanım. Varoluşçuluk felsefesindeki gibi varoluşumdan sonra özümün ortaya çıkacağına inanıyorum. Bu yüzden hayatım boyunca kendimi geliştirmekle ve özümü oluşturmakla sorumluyum. Yaşadığım her şey ve aldığım her sorumluluk bana parçalar ekliyor. Yaşam boyu onlardan bir bütün oluşturmaya çalışıyorum. Sorumluluklarım bazen ağır bir yük olup sırtımı kamburlaştırsa da onlar sayesinde dik durmanın önemini anlıyorum. Tercihlerimle ve eylemlerimle hayatıma yön veriyorum. Gideceğim yönde neler olduğunu bilemesem de yolda kendimden sorumlu olan kişinin yine ben olduğumu biliyorum. Hayatımın sorumluluğunun bende olması beni aylaklıktan ve umursamazlıktan uzak tutuyor. Eylemsizlik halinde kaybolursam bana verilen en büyük sorumluluğu, varoluşumun sorumluluğunu, yerine getirememiş ve yalnızca kendime zarar vermiş olacağımı biliyorum.

I am one of those who believe that there is a reason why we are here. Just like existentialism says, I believe my essence will follow my existence. Hence, I am responsible for improving myself throughout my life and forming my essence. All that I experience, every responsibility I take on adds a new piece to me. I try to make up a whole from those pieces as my life goes on. At times, my responsibilities become heavier and hunch my back but I keep learning the importance of standing upright thanks to them. I give direction to my life with my choices and actions. I may not know what lies ahead on the path I go towards but I do know that I am the one responsible from myself on that path. The fact that I have the responsibility of my own life keeps me from idleness and apathy. I know that if I get lost in a state of inertia, I will have neglected the biggest responsibility that was given to me – the responsibility of my existence– and harmed only myself.

Sahip olduğum sorumlulukla özümü oluşturmaya çalışıyorum ve insanlığın en önemli sorumluluklarından birinin bu olduğuna inanıyorum. İnsan önce kendini bulmalı, eylemsizlik ve umutsuzluktan uzak durmalı ve varoluşunu değersiz bir anlamsızlıktan değerli bir anlama dönüştürmeye çalışmalıdır.

I am trying to form my essence with the responsibility I hold and I believe that it is the biggest responsibility of humankind. One needs to find oneself first, stay away from despair and idleness, and try to convert their existence from a worthless inanity into a valuable meaning.

 

 

 

Editör/Editor: Şule Kipel

Grafik Tasarımcı/Graphic Designer: Vadi Töngür

Çevirmen/Translator: Deniz Karaytuğ

Kaynakça
Sartre, J.P. (2019). Varoluşçuluk. Asım Bezirci (Çev.). İstanbul: Say Yayınları.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?