Soyut Sanatın Radikal Lideri: Wassily Kandinsky ve Fovizm

Renklerin büyülü dünyasına kapılan ince bir ruh!

| Ağustos 2018


‘Ruhun derinliklerinden kopan gereksinmeden kaynaklanan güzeldir. İçinden güzel olan güzeldir.’ -Kandinsky, Sanatta Tinsellik Üzerine

Sanat, her insanda farklı tezahür eden bir olgudur. Aynı sanat eseri farklı insanlar üzerinde çeşitli etkiler bırakabilir. Bir eserin vücut bulması her gözde farklı bir anlam ifade edecektir. Belki yaşanmışlıklar belki de geleceğe dair umutlar bizleri biz yaparken bakış açılarımızı da değiştirir ve geliştirir. Geçmişe dönüp baktığınızda belki de sizin için çok da anlamlı olmayan birkaç replik, o filmi şimdiki sizle beraber izlediğinizde kalbinize dokunabilir. Bir duygu ve düşünce yoğunluğu içinden doğan her yapıt subjektif anlamlar içerir. Objektiflikten oldukça uzak sayılabilecek “soyut sanat” biraz karmaşa içerir. Bazı eserler gerçekten abartılıyor mudur; yoksa bazılarımız onların asıl değerlerini anlayamıyoruz mudur? Bu çatışmayı bir kenara bırakırsak, tartışmasız soyut sanatın en önemli isimlerinden Wassily Kandinsky sanat sayfaları arasından parlayarak kendini belli edecektir.

Wassily Kandinsky (16 Aralık 1866 – 13 Aralık 1944)

Moskova’daki aristokrat bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Kandinsky, küçük yaşlarından itibaren sanatın her alanına meraklıdır. Müziğe olan ilgisi, resme olan aşkını besler ve henüz onlu yaşlarında müzik ve resim kulvarlarının efsaneleşmiş sanatçıları Kandinsky’i derinden etkilerler. Eğitimini politika ve hukuk konuları üzerine uzmanlaşmak üzere almış olmasına rağmen resme olan tutkusunu bastıramayarak 1896 yılında kendisine teklif edilen profesörlük unvanını reddederek Münih’e resim alanında eğitim almaya gider ve hayatının dönüm noktalarından birini yaşar.

Old Town II, 1902

Kandinsky, tek bünye içinde zıt özellikleri barındıran bir karakter profili çizer; entellektüel birikimi başarılı bir hukukçu ve tarihçi yönlerininin, aklını sezgileriyle harmanladığı derin duygusal hassaslığı ise sanatçı kimliğinin vazgeçilmez parçalarıdır. Kandinsky, kişiliğindeki bu sentezi oldukça radikal bir şekilde soyut sanatı kullanarak tuval üzerine aktarır. Özellikle çocukluk yıllarında sanatıyla içindeki öfkesini ve kaygılarını dışavurur.

Bir sanatçı olmanın ötesinde Kandinsky; teorisyen, yazar ve öğretmendir. Şiirleri bulunan sanatçı yazılarında Rus masallarından çok Alman masallarından etkilenmiş olmasına rağmen bazı eserlerinde geleneksel Rus motiflerini işler.

Nina & Wassily Kandinsky

Kandinsky kendisine dönemindeki sanatçıların yaşam tarzlarından farklı bir yol çizer. Eserlerinde soyutluğu esas alarak 20. yüzyıl sanat dünyasına yepyeni bir soluk getirir. Hatta eşi Nina Kandinsky şu sözlerlerle Wassily’nin ilk eserini keşfettiği zamanki duygularını şu şekilde vurgular:

“… Uzaktan bakıldığında bu tablo çözülen titrek alevlerin sihirli renklere dönüştüğü bir ateşi çağrıştırıyordu. Biraz sarsılmış, kararsız bir adımla bu garip resme yaklaşınca, yaşamımda ilk kez kendimi soyut bir sanat yapıtının karşısında buldum. Ne denli olağanüstü bir görüntüydü bu! Derhal sanatçının adını aradım ve sonunda imzasını tablonun alt kısmında sağ tarafta bulmakta gecikmedim: Wassily Kandinsky.”

Park of St Cloud- with Horseman, 1906

1906 ile 1907 yılları arasında Paris’e yerleşen sanatçı, fovizm akımının ilk sergilerini gezme imkanı bulur ve bu akımdan etkilenir. Sonraki eserlerinde bu akımın izleri hissedilir. Fovizm, “Saf renklerin alabildiklerine gelişmesi, açılması temeline dayanan akım, 20. yüzyılın ilk sanat devrimidir. Fovizm, programı, teorileri ile bir “ekol”, kesin bir akım değil, birkaç ressamın birleşmesi; eşit kaygılarla çalışmasından doğmuş bir harekettir.” Kökenin bağlı olarak “renklerin cesareti ve yırtıcılığı” olarak ele alınabilen Fovizm, karşıt renklerin tuval üzerindeki patlama efektini temsil eder.

Wassily’nin renklere olan bağlılığı çok küçük yaşlarından gelir. Teyzesinin gözetimi altında çizdiği siyah beyaz benekli atın ayaklarını gerçeğe birebir uymasını istediği için tamamen siyah darbelerle tamamlama fikri, büyük bir hayal kırıklığına uğramasına neden olur. Atın ayakları kağıt üzerine rastgele dökülmüş siyah lekeler olarak gözükür ve bu durumdan fazlasıyla rahatsızlık duyan Kandinsky, yaşlılığının ileri dönemlerinde bile eserlerine siyah koymaktan kaçınmaya çalışır.

Improvisation 3, 1909

Kandinsky bu tablosunda Murnau bölgesini tasvir eder ve yapıt manevi ve maddi hayatları temsil eder. Sanatçı bu tabloyu doğanın soyut bir tasviri olarak sunar. Tablonun tam ortasındaki şahlanan at ise yenilenmeyi temsil eder.

Kandinsky, kitabı Sanatta Tinsellik Üzerine ve 20.yüzyılın sanat açısından en önemli topluluklarından kurucularından olduğu Der Blaue Reiter (Mavi Süvari)’nın amaçlarını şu şekilde açıklar:

“… amaçları, gelecekte kesinlikle gerekli olacak ve sonsuz deneyleri olası kılacak olan gücü uyandırmak ve zihinseli özellikle soyut ve somut alanlarda yaşatmaktır. Büyük bir mutluluk kaynağı olan bu gücü, henüz sahip olmayan insanlar için ortaya çıkarma arzusu, bu iki yayının temel amacıydı.”

Animated Stability, 1937

Wassily Kandinsky’nin eserleri hakkında bilgi almak için video içeriğini inceleyebilirsiniz.

 

Kaynakça

Kandinsky ve Ben Soyut Resmin Tarihinden Bir Kesit (1917- 1944), Nina Kandinsky

Kandinsky, Hans K. Roethel, in collaboration with Jean K. Benjamin

www.leblebitozu.com: Wassily Kandinsky Eserleri ve Hayatı

 

 

 

 

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?