Soyut Bir Mimari: Amsterdam

Amsterdam'a bir de bu gözden bakalım..

| Mart 2018


Evet, evet hepimiz biliyoruz ki Amsterdam, partileri, gece hayatı ve burada söyleyemeyeceğim birkaç ürünle ünlü. Hepimiz gitmeye can atıyoruz ve gittiğimizde eğlencesi gözlerimizi kamaştırıyor. Ancak gittiğimde gözlerimi kamaştıran başka bir şeyden bahsetmek istiyorum: Mimarisi. Şehre adım attığımdan itibaren beni içine çeken ve orda kalmam gerektiğini bağıran bir mimari bu. Ayrıca birçok kere de “Neden Ankara?” diye serzenişte bulunmama neden olmadı da değil..

    

Şehirde en dikkat çeken ev tipleri tabii ki kanal evleri. Zaten Amsterdam’ın mimarisi denince akla ilk onlar geliyor. Ayrıca bu tip evler Amsterdam’ın her köşesine yayılmış sadece kanal önleri ile sınırlı kalmıyor, tüm sokaklarda bu mimari görülüyor. Kanalların karşısından baktığımızda apartmanlar sanki nehir ile aralarında bir zemin yokmuş, nehir üstünde süzülüyormuş gibi gözüküyorlar. Bir zamanlar sadece zenginlerin yaşadığı evler iken şu anda genellikle müze ve otel olarak kullanılıyorlar. 

Apartmanların sokaklara bakan cephelerine dikkat edildiğinde hepsinin başka ülkelerdekinden daha dar oldukları fark ediliyor. Bunun nedeni ise eskiden bina vergileri, binaların cephe genişliğine göre arttığı için böyle bir çözüm bulunmuş. Apartmanlara dışarıdan bakıldığında çok dar gözükse de içeri girildikçe evlerin aslında içeri doğru genişledikleri fark ediliyor. Çatıların hemen hemen hepsi kırma çatı ve eğimleri çok fazla. Bu yüzden çatılar insana sanki bir çizgi filmden fırlamış veya soyutlanmış hissi veriyor.  Binaların çoğu Hollanda Altın Çağı zamanlarında yapılmış, oldukça eski olmalarına rağmen hala güzelliklerini koruyorlar. Bu sayede Amsterdam’a yaşanmışlık dolu bir ruh katıyorlar.

                                      Bejinghof 34

    Bejinghof 34 ya da diğer adıyla Houten Huys’in (tahta ev) özelliği Amsterdam’ın en eski binası olması. 1425 yılında inşaa edilmesine rağmen hala görenleri hayran bırakmaya devam ediyor. Bina tipik Gotik dönem özelliklerini taşıyor. Bunu en iyi yansıtan özelliği ise ahşap çerçevesi. Houten Huys’u önemli kılan bir başka özelliği ise Amsterdam’daki birkaç ahşap evden biri olması. Çünkü 1521 yılında meydana gelen bir dizi yangından sonra ahşap ev yapımı yasaklanmış, bu yüzden sokaklarda ahşap ev göremezsiniz.

                                                      Singel 7

Amsterdam’da genel olarak kanalları gören evler-özellikle eski olanlar- zaten dar yapılmış ama en dar bina olarak geçen evlerden biri Singel 7. Bu bina sadece Amsterdam’da değil dünyanın da en dar binalarından biri olarak yer alıyor. Bu binanın eni sadece bir metre yirmi santim genişliğinde ve yanındaki binaların arasında iyice dar görünüyor. Dikkat edilmeden bakılırsa, aslında farklı bir bina olduğu fark edilmeyebilir.

                                                         3D Print Ev

Amsterdam’daki ilginç evlerden bir diğeri ise, 3 boyutlu yazıcı ile üretilmiş ev (3D Printed House). Aslında bir sergi olarak tasarlanan ev, dünyada ilk kez Amsterdam’da yapılıyor. Kısacası mimari açıdan bir ilk. Şu anda yapımı devam eden ev, mimarinin sürdürülebilirliğini ve esnekliğini temsil ediyor.  Amsterdam’ın klasik kanal evleri mimarisini esnetip, farklı bir biçimde gözler önüne seriyor.

En çok ilgi çeken mimari tasarımlardan biri de kanalda yüzen bot evler. Önceden tekne olan bu evler sonradan düzenlenmiş ve Amsterdam’da suyun üstünde eşsiz bir tecrübe yaşamaları için kullanıma yüzen ev olarak açılmış.

 

Kaynakça:

https://www.iamsterdam.com/en/see-and-do/things-to-do/attractions-and-sights/architecture/canal-houses

https://www.iamsterdam.com/en/see-and-do/things-to-do/attractions-and-sights/architecture/weird-wonderful-houses

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?