Solitude

Tek Başınalık

| Nisan 2019


Being alone was never something that particularly interested me. I don’t think that I ever really understood the value of spending time with yourself until quite recently. I was always a social person, and probably always will be, so I never really knew what to do with myself when I was alone. Basically, all I did alone was study and I always sought the company of others after I was done with my business. But for the past year or so I’ve been wanting to be alone more and more often…

Yalnız olmak hiçbir zaman beni özellikle ilgilendiren bir şey değildi. Yakın zamana kadar kendinizle zaman geçirmenin değerini gerçekten anladığımı sanmıyorum. Ben her zaman sosyal bir insandım, muhtemelen her zaman da olacağım, bu yüzden yalnızken kendimle ne yapacağımı hiç bilmiyordum. Temel olarak, yalnızken yaptığım tek şey çalışmaktı ve işim bittikten sonra her zaman başkalarının yanına gitmek isterdim. Fakat neredeyse bir yıldır daha sık yalnız kalmak istiyorum…

 

(Quiet Revolution)

Let’s stop here for a second and clear things up for a minute.

Burada bir saniye duralım ve olayı bir dakikalığına açıklayalım.

There is a major difference between loneliness and solitude. Part of this difference is very well described in a short quote by Hannah Arendt – “The lonely man finds himself surrounded by others with whom he cannot establish contact or to whose hostility he is exposed.”

Yalnızlık ve tek başınalık arasında büyük bir fark var. Bu farkın bir kısmı Hannah Arendt tarafından kısa bir alıntıda çok iyi tanımlanmıştır- “Yalnız adam kendini temasa alamadığı veya düşmanlığına maruz kaldığı başkalarıyla çevrili bulur.”

 

(Thomas Vanoost)

As you have probably felt at some stage in your life, loneliness is quite a negative state. Loneliness is the quiet thought that creeps up while you’re sitting with a group of friends, most likely having a good time, and makes you question your worth in the group. Loneliness makes you ask yourself that dreadful question: “would anything even change in my absence?” Loneliness is the inability to form meaningful connections with people. Loneliness is the constant search for someone who might understand or even just listen to you. Loneliness is heart-breaking. It is painful.

Muhakkak hayatınızın bir aşamasında hissettiğiniz gibi, yalnızlığın oldukça olumsuz bir durum olduğunun farkındasınızdır. Yalnızlık, bir grup arkadaşınızla otururken, muhtemelen iyi de vakit geçirirken, gruptaki değerinizi sorgulamanıza neden olan sessiz bir düşüncedir. Yalnızlık, kendinize şu korkunç soruyu sormanızı sağlar: “yokluğumda bile bir şey değişebilir mi?” Yalnızlık, insanlarla anlamlı ilişkiler kuramamaktır. Yalnızlık, sürekli sizi anlayabilecek hatta dinleyebilecek birini aramaktır. Yalnızlık kalp kırıcıdır. Acı vericidir.

 

Solitude, however, is very much something else. It is much more positive than loneliness. It comes with the ability to understand the importance of being alone for a while and being comfortable with only your own presence. Solitude is wanting to be alone, not out of discomfort in the environment in which you find yourself, but from wanting to enjoy quality time with yourself instead. Solitude is comfort. It is peace.

Ancak tek başınalık çok başka bir şey. Yalnızlıktan çok daha olumlu. Bir süre yalnız olmanın ve yalnızca kendi varlığınızla rahat olmanın önemini anlama yeteneği ile gelir. Tek başınalık yalnız kalma isteğidir, kendinizi içinde bulunduğunuz ortamdaki hissettiğiniz rahatsızlıktan dolayi değil, bunun yerine kendinizle kaliteli zamanın tadını çıkartmak istemenizden yalnız kalmak istersiniz. Tek başınalık rahatlıktır. Barıştır.

(Abigail Chou – Pinterest)

Coming from a large family, solitude was never something that I thought I would want. I love being surrounded by people and talking to them for so long that I forget how quickly the time has passes. But I also love sitting down somewhere by myself and reading a book without being bothered or simply thinking about anything occupying my mind at that time. I enjoy going on family holidays with groups of people and spending all my time with them. But I also want to go somewhere all by myself just to wander independently for as far as my legs can carry me.

Büyük bir aileden geldiğimden dolayı yalnızlık asla isteyeceğimi sandığım bir şey değildi. İnsanlarla çevrili olmayı ve onlarla zamanın ne kadar çabuk geçtiğini unutana konuşmayı çok seviyorum. Ama aynı zamanda kendi başıma bir yere oturmayı ve rahatsız edilmeden bir kitap okumayı ya da o zaman aklımı işgal eden herhangi bir şeyi düşünmeyi de seviyorum. Aile tatillerine büyük gruplarla gitmekten ve tüm zamanımı onlarla geçirmekten keyif alıyorum. Ama aynı zamanda kendi başıma bir yere gitmek istiyorum ve bacaklarım beni nereye taşıyorsa bağımsız bir şekilde oraya gitmek istiyorum.

 

The difference is actually quite clear. Loneliness is unwanted. It finds its way toward you when you want it the least. It makes you unhappy. Solitude, on the other hand is something that you want. You go willingly when it calls.

Fark aslında oldukça açık. Yalnızlık istenmeyen bir şeydir. En istemediğin zaman sana doğru yolunu bulur. Seni mutsuz eder. Tek başınalık ise istediğiniz bir şeydir. Çağırdığında isteyerek gidersin.

 

My want for solitude perhaps increased when I started university. It might have something to do with my degree (architecture) since all I want to do these days is retreat to a quiet corner and draw. I dream of days that I will be able to travel with my sketchbook and draw whatever landscape I can sit in front of. I have always been interested in art, but now that I know much more about its history and process, I appreciate it much more. Perhaps the need for solitude arises with appreciation – or maybe that’s how it found me.

Yalnızlık isteğim belki üniversiteye başladığımda arttı. Bolumum (mimarlık) ile ilgisi olabilir, çünkü bugünlerde tek yapmak istediğim sessiz bir köşeye çekilip çizim yapmak. Eskiz defterimle seyahat edip önünde oturabileceğim manzaraları çizebileceğim günleri hayal ediyorum. Her zaman sanata ilgi duymuşumdur ama şimdi tarihi ve süreci hakkında çok şey öğrendiğim için daha fazla takdir ediyorum. Belki de tek başınalığa ihtiyaç takdirle ortaya çıkmaktadır- veya belki de benimki böyle çıktı.

(Amazon)

Solitude is a wonderful state to achieve and quite often very eye-opening and I believe that it is very well described by the poet  Rainer Maria Rilke in his Letters to a Young Poet:

Tek başınalık elde harika bir durumdur ve oldukça göz açıcıdır ve şair Rainer Maria Rilke’nin Genç Şaire Mektuplar kitabında durumu çok iyi tanımladığına inanıyorum:

 

“Therefore, dear Sir, love your solitude and try to sing out with the pain it causes you. For those who are near you are far away… and this shows that the space around you is beginning to grow vast…. be happy about your growth, in which of course you can’t take anyone with you, and be gentle with those who stay behind; be confident and calm in front of them and don’t torment them with your doubts and don’t frighten them with your faith or joy, which they wouldn’t be able to comprehend. Seek out some simple and true feeling of what you have in common with them, which doesn’t necessarily have to alter when you yourself change again and again; when you see them, love life in a form that is not your own and be indulgent toward those who are growing old, who are afraid of the aloneness that you trust…. and don’t expect any understanding; but believe in a love that is being stored up for you like an inheritance, and have faith that in this love there is a strength and a blessing so large that you can travel as far as you wish without having to step outside it.”

“Bu nedenle, sevgili Bayim, yalnızlığınızı sevin ve size neden olduğu acı ile şarkı söylemeye çalışın. Yanınızdakiler veya uzağınızdakiler için … ve bu, etrafınızdaki boşluğun genişlemeye başladığını gösteriyor … büyümenizden mutlu olun, elbette ki yanınızda kimseyi alamazsınız ve geride kalanlara karşı nazik davranın; onların önünde kendinize güvenip, sakin olun ve onlara şüphe ile eziyet etmeyin ve onları kavrayamayacakları inancınız veya sevincinizle korkutmayın. Onlarla ortak neyiniz olduğuna dair basit ve gerçek bir his arayın, ki bu sizin tekrar tekrar değiştiğinizde mutlaka değişmesi gereken bir his olmak zorunda değil; Onları gördüğünüz zaman, hayatı kendinize ait olmayan bir şekilde sevin ve sizin güvendiğiniz yalnızlıktan korkan yaşlılara karşı hoşgörülü davranın…ve anlayış beklemeyin; ama sizin için bir miras gibi saklanan bir sevgiye inanın ve bu aşkın, dışına çıkmak zorunda kalmadan dilediğiniz kadar seyahat edebileceğiniz kadar büyük bir güç ve bereket olduğuna inanın.”

 

References/Kaynakça:

Goodreads, https://www.goodreads.com/quotes/tag/solitude

Translator/Çevirmen: Şule Dilara Kipel

Graphic Designer/Grafiker: Şule Dilara Kipel

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?