Sibel Ertez Ural

Questions for Academics

| Ekim 2018


Sibel Ertez Ural, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversite’sinde tam zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz dönemi için FA 131-Architectural Drawing (Mimari Çizim) ve IAED 401-Interior Design Studio V (İç Mimari Tasarım Stüdyosu V) dersleri vermektedir.

 

Sibel Ertez Ural’a röportajımızı kabul ettiği için teşekkür ederim.

 

Serra Koz: Öğrencilik hayatınızda sizi en çok mutsuz eden olay ne olmuştu?

Sibel Ertez Ural: Öğrencilik hayatımda muhakkak çok üzen şeyler olmuştur ancak hiçbiri çok derin iz bırakmamış diye düşünüyorum. Bizim öğrenciliğimiz zor bir döneme denk geldi. 12 Eylül 1980’den hemen sonra başladım ben üniversite hayatıma. Belki o koşullar altında kişisel mutsuzlukların bıraktığı izler daha hafif kalmış olabilir. Öğrencilik hayatıma dair, beni çok mutsuz eden bir olay hatırlamıyorum doğrusu.

Serra Koz: Eğer şansınız olsaydı öğrencilik hayatınızda neyi değiştirirdiniz?

Sibel Ertez Ural: Öğrencilik hayatıma dair, beni çok mutsuz eden bir olay hatırlamıyorum doğrusu. Ben çok küçük bir yaşta başlamışım üniversiteye. Mezun olduğumda 21 yaşımdaydım. Özellikle üniversitenin ilk yıllarında oldukça çocuksu olduğumu düşünüyorum şimdi bakınca. Şansım olsa biraz daha olgun yaşta, bir önceki soruda bahsettiğim mekan ve zamana denk gelmeyen bir öğrencilik hayatım olsun isterdim herhalde. Tabii keşke bugünün teknolojik olanaklarına sahip olabilseydim. Bu olanaklarla beraber öğrencilik hayatımı zenginleştirebilmeyi de çok isterdim. Bunlar dışında da çok fazla bir şey gelmiyor aklıma ama belki de teknoloji yaşamımızı kontrol etmediği için ‘gerçek’ arkadaşlıklar yaşadık, ömürlük dostluklar kurduk. Size nasihat gibi gelmesin ama hocalarımdan çok daha fazla şeyler öğrenebilirmişim diye düşünüyorum. İşte bunu da biraz o yaşın çocukluğuna veriyorum.

Serra Koz: Bir akademisyen olarak uyumak için vaktiniz oluyor mu?

Sibel Ertez Ural: Uyumak için vakit yaratmayı öğrendik zaten öğrenciliğimizde ama dönem dönem biz de uykumuzdan çalmak zorunda kalıyoruz çünkü akademisyenlik aslında sekiz saatlik bir mesai ile tanımlı olamıyor. Ne kadar planlasanız da o planların dışına taşıyor fakat şöyle bir şey de oluyor: Aynı mimarlık eğitimi gibi bir takım salınımlar gösteriyor. Sıkışık dönemlerin arkasından rahatlama dönemleri gelebiliyor. Onlar da benim için önümde sallanan bir havuç, bir ödül oluyor aslında. O ödüllerin hayali ile sıkışık ve uykusuz dönemlere katlanabiliyorum. Tabi ailemizden, arkadaşlarımızdan, kendimizden zaman çalıyoruz dolayısıyla uykudan da çaldığımız oluyor ancak keyifle yapılan bir iş kendi enerji ve motivasyonunu da kendi getiriyor. Sağlığıma etki edecek kadar beni zayıf düşürmüyorsa çok kolaylıkla geçebiliyor yoğun dönemler. Yaş ilerledikçe bu uykusuzluğa dayanmak biraz daha zorlaşıyor tabii dolayısıyla sabahlayarak bir sonraki güne başlamayı artık denemiyorum diyebilirim. İki, üç saatlik de olsa uykuya yer açmak gerekiyor. Böyle bir tempodan sonra dönüp baktığınızda benzer bir performansı tekrar edemezmişsiniz gibi geliyor. Buna rağmen yeni bir gerek olunca tekrar öyle çalışacağımı da biliyorum. İnsan için zaman yaşadıkça kıymetleniyor diye düşünüyorum. Her şeyin zamanımızı sıkıştırdığı dönemler aslında zamanın kıymetinin de en iyi takdir edildiği dönemler. O hak edilmiş uykular da daha kaliteli gibi geliyor bana.

Serra Koz: Tasarım sizce nedir?

Sibel Ertez Ural: Ben tasarımın sonuçta bir problem çözme süreci olduğunu düşünüyorum. Problem deyince aklımıza aslında matematik soruları da geliyor, sorunlar da geliyor. İnsana dair neredeyse her şeyi içermesi, tasarım problemini çok kapsamlı, çok boyutlu bir hale getiriyor. Matematik de dâhil içinde hayatın ta kendisi var. Bir matematik problemi çözümünde her bir işlem satırı kendinden sonraki tek bir doğru satırı hazırlarken tasarım sürecinde kalem ucunuzun her oynayışı hayatı sonsuz alternatifte biçimlendirir. Tasarımın büyüsü de orada herhalde. Tasarım bence böyle bir süreç. Tabi ölçütler, parametreler, koşullar var tasarımda. Her bir problemde bunlar da değişiyor. Bir sorunu çözmeye uğraşmak, onu çözmeye çalışırken öğrenmek ve tekrar öğrenmek, öğrenmiş olduklarımızı yeniden formatlamak hiç bitmiyor diye düşünüyorum. Bence bu döngü de insanın farkındalığını artırıyor. Bir nevi egzersiz yaptırıyor düşüncelerimize. Her seferinde yeniden onları beslemek hiç bilmediğimiz yepyeni bir şeyi öğrenmeyi de işaret ediyor. Bütün bunların çok karmaşık bir örüntüsü o anda beynimizde müthiş bir trafik yaratıyor olmalı. Sonra da bu süreci bir noktaya taşıyıp o tasarım problemine bir çözüm üretmek bütün o emeğin karşılığı oluyor diye düşünüyorum.

Serra Koz: Öğrencilerinize bir tavsiyeniz var mı? Öğrencilik hayatları ve profesyonel hayatları için. Keşke şunu da yapsaydım diyeceğiniz bir durum söz konusu mu?

Sibel Ertez Ural: Tabi. Daha önceki sorular üstüne söylediklerimden de çıkarılabilir. Bir kere etraflarındaki bütün zenginlikten -hangi kanalsa ya da hangi kaynaksa- faydalanmaya çalışmaları lazım. Bunların her zaman için çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Bütün o sıkıntılı dönemlerin bile keyfini çıkarıyor olmak çok güzel bir hatıra defteri bırakıyor insana. Biz hala yaşarken çok sıkıntılı geçirdiğimiz günleri keyifle anıyoruz. Çok gülüyoruz o günkü hallerimize. Herhangi bir süreci keyifle yaşamak çok önemli bir şey. Oradan hep güzellikler taşımak: Dostlular, güzel anılar, iyi notlar ve beslenme süreci olabilir. Bunların sizde bıraktığı en sondaki birikim gerçekten çok kıymetli. Bir de şöyle bir şey var, ben epeydir onu düşünür oldum: Hayal kurmak çok önemli. Bunun içinde insanın bazen canının sıkılması, boş kalması da gerekebilir. Bizim çocukluğumuzda ara ara canımız sıkılırdı o yüzden hayal kurmayı öğrenmiştik diye düşünüyorum. Ben onun faydasını çok gördüm. Hala severim çünkü hayal kurmanın çok fazla bir koşulu yok, çok fazla bir donatı istemiyor. Yolda, trafikte ya da uyumaya çalışırken güzel şeylerin hayalini kurmak insana çok güzel etki ediyor diye düşünüyorum. Mesela kitap okurken de hayal kuruyoruz ama hazır hayaller almaya başladığımızda tembelliğe alışıyor olabilir hayal gücümüz gibi geliyor bana. Bütün bu kazanımları hayalle beslemek de belki tasarımcılar için başlıca yaşanması gereken bir yol diye düşünüyorum.

 

Tüm hayallerimde yanımda olup bana destek olduğunuz için size binlerce kez teşekkür ederim. Sizin öğrenciniz olabilmek benim için çok büyük bir gurur ve onur. Hayal kurmanın hayatınızdan hiçbir zaman eksilmemesi dileğimle…

 

Editör: Serra Koz

Editör Yardımcısı: Beyza Koz

Röportaj Deşifre: Beyza Koz

Grafiker: Nefes Damla Kalemli

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?