Shakespeare’s Globe Theatre

Shakespeare’ın Küre Tiyatrosu

| Mart 2019


Once upon a time in a not-so-distant land, there was a man of the name ‘William Shakespeare’ who sat down to write some of the most important pieces in English literature. These pieces were then performed over and over until today. Naturally, not all of Shakespeare’s plays were written during his time at The Globe – that would have to mean that he had a theatre form the get-go. However, many of his plays were written and performed at The Globe along with plays by many others.

Bir zamanlar çok uzak olmayan bir ülkede, İngiliz edebiyatındaki en önemli eserlerden bazılarını yazmak için oturmuş “William Shakespeare” adında bir adam vardı. Daha sonra bu eserler bugüne kadar tekrar tekrar canlandırıldılar. Doğal olarak, Shakespeare’in oyunlarının tümü Küre’deki zamanında yazılmamış- çünkü bu, baştan başa bir tiyatroya sahip olması gerektiği anlamına geliyor. Ancak oyunlarının birçoğu Küre’de yazılmıştır ve canlandırılmıştır ve birçok farklı yazar tarafından yapılan oyunlarda burada sahne almıştır.

The original Globe was located very near to the river Thames. It was a wonderful circular structure, made up mostly of wood, and finished with a thatched roof. On the inside was a rectangular stage situated on one end of The Globe. According to sources, there were wooden pillars that were given the appearance of marble that held up the cover over the stage. Under the thatched roof on the circumference of The Globe were three storeys of allocated seating spaces. On the third storey, closer to the stage, were more private areas called the ‘gentleman’s boxes’ (that could be used by both men and women) for the more financially comfortable citizens of the society. The most unique thing about Shakespeare’s Globe Theatre was probably that the plays were performed under daylight. When we imagine plays today, we think of dark auditoriums and theatres with lighting systems to emphasize the stage. However, the Globe performances used the skylight allowed by the central opening in the thatched roof.

Orijinal Küre, Thames nehrine çok yakındı. Çoğunlukla ahşaptan yapılmış ve sazdan yapılmış bir çatı ile kaplanmış, harika bir dairesel yapıydı. İçeride, Küre’nin bir ucunda yer alan dikdörtgen bir sahne vardı. Kaynaklara göre, sahneyi kapatan çatı mermere benzeyen ahşap sütunlar tarafından destekleniyordu. Küre çevresindeki sazdan çatının altında, tahsis edilmiş oturma alanlarının üç katı vardı. Üçüncü katta, sahneye daha yakın tarafta, toplumun mali açıdan daha rahat vatandaşları için “beyefendilerin kutuları” (hem erkekler hem de kadınlar tarafından kullanılabilecek) ismi verilen daha özel alanlar vardı. Shakespeare’ın Küre Tiyatrosundaki en eşsiz şey, muhtemelen oyunların gün ışığında yapıldığıydı. Bugünkü izlediğimiz performansları düşündüğümüzde, sahneyi vurgulamak için ışık sistemli karanlık oditoryum ve tiyatroları düşünüyoruz. Ancak Küre performansları sazdan çatıda olan merkezi bir açıklık tarafından izin verilen tavan penceresini kullanırdı.

Although the stage was not directly under the skylight, there were many people under it called the ‘Groundlings.’ The Groundlings had to pay one penny to watch the play so, as you can imagine, it would get quite stuffy under the skylight. The weather of London is not the most semi-open theatre friendly, however the Groundlings stood their ground even if they had to watch the plays while being soaked under the rain. The people on the normal seats paid two pennies, and if you wanted a cushion, you’d have to pay a third. What is remarkable about this order is that even though there is only a single penny’s difference (which wasn’t a very small amount in those days) people from every class, whether literate or not, were able to watch a piece of literature come to life.

Sahne doğrudan gökyüzünün altında olmamasına rağmen, altında “Yerciler” olarak adlandırılan birçok insan vardı. Yerciler, oyunu izlemek için bir kuruş ödemek zorundalardı ve bu yüzden, tahmin edebileceğiniz gibi, tavan penceresinin altı oldukça havasızdı. Londra’nın havası pek yarı açık tiyatro dostu değil, ancak Yerciler yağmurun altındayken oyunlarını izlemek zorunda kalsalar bile yerlerinden kımıldamazlardı. Normal koltuklardaki insanlar iki kuruş öderdi ve bir minder istemek için üç kuruş demek zorunda kalırlardı. Bu düzen hakkında dikkat çekici olan, yalnızca tek bir kuruşluk (o günlerde çok az değeri olmayan) bir fark olmasına rağmen, izleyen okur yazar olsun veya olmasın, her sınıftan insanın bir edebiyat eserini canlı izleme hakkı oluyordu.

There is not much proof that the actors – who were always men as women were not allowed to perform – interacted with the crowd very often. However, when the actors spotted a pickpocket in the crowd, it is said that they would hop off the stage, grab the pickpocket, and tie him to one of the fake marble pillars on the stage. The pickpocket would stay there throughout, and the audience were always free to throw whatever they wanted at him.

Her zaman erkek olan aktörlerin – çünkü kadınların sahne alması yasaktı – kalabalıkla etkileşime girdiğine dair kanıt yoktur. Ancak, oyuncular kalabalığın içinde bir yankesici tespit ettikleri zaman, sahneden atlayıp, yankesiciyi yakalayıp onu sahnedeki sahte mermer sütunlardan birine bağladıkları söylenir. Yankesici orada gösteri boyunca kalırdı ve izleyiciler istedikleri şeyleri ona fırlatmak için özgürlerdi.

On the subject of throwing things, that is basically how The Globe Theatre reached its demise. There was a little window on the thatched roof above the stage, and during one of the plays, the window was used in order to fire a canon that had been mentioned down below. This apparently resulted in sparks flying into the thatch, and lead to a fire that burned down the beloved Theatre that wasn’t destined to live long enough. A few years later, Shakespeare and his partners built a new theatre to continue their works, but it was destroyed by the Puritans who had come into power. They believed that theatres were sinful and immoral and couldn’t have such a thing continue operating in their rule.

Bir şeyleri atma konusundayken, bu hareketin Küre’nin ölüm sebebinin olduğu bir gerçektir. Sahnenin yukarısındaki sazdan çatıda küçük bir pencere varmış ve oyunların birinde pencere, aşağıda belirtilen bir kanonun ateşlenmesi için kullanılmış. Görünüşe göre bu patlama sazın içine uçan kıvılcımlarla sonuçlanmış ve yeterince uzun bir hayatı olmayan sevgili Tiyatro yanıp kül olmuş. Birkaç yıl sonra, Shakespeare ve ortakları çalışmalarına devam etmek için yeni bir tiyatro kurmuşlar, ancak iktidara gelen Püritenler tarafından yıkılmış. Tiyatroların günahkâr ve ahlaksız olduğuna inandıkları için yönetimlerinin altında böyle bir şeyin devam etmesine izin vermemişler.

In the 90s, a new Globe Theatre was built with the efforts of an international community. Samuel Wanamaker, an American actor and director, came to the UK in order to find the place where the Globe Theatre once stood. He was disappointed to find that another building had occupied the land and the only thing that related to the theatre was a plaque stating that it once stood there. Wanamaker then decided that the theatre should be rebuilt and received the help of many people, whose names are individually written on the floor tiles around the new globe, abroad. Some citizens did criticize the project being started by an American, but the commitment of rebuilding a legend prevailed.

90’lı yıllarda uluslararası bir topluluğun çabalarıyla yeni bir Küre Tiyatrosu inşa edildi. Bir Amerikan oyuncu ve yönetmen olan Samuel Wanamaker, Küre Tiyatrosu’nun bir zamanlar durduğu yeri bulmak için İngiltere’ye gelmiş. Başka bir binanın araziyi işgal ettiğini ve tiyatroyla ilgili kalan tek şeyin bir zamanlar orada durduğunu belirten bir plak olduğunu bulduğunda hayal kırıklığına uğramış. Wanamaker daha sonra tiyatronun yeniden inşası gerektiğine karar vermiş ve isimleri hala Küre’nin etrafında ayrı ayrı döşemelerde yer alan insanların yardımıyla Küreyi yeniden kurmuş. Bazı vatandaşlar projenin bir Amerikalı tarafından başlatıldığını eleştirmişler, ancak bir efsaneyi yeniden inşa etme taahhüdü kazanmış.

Only two hundred meters away from the original spot of The Globe Theatre stands the new theatre that was designed to resemble the old one as much as possible. They continue to perform many plays (not only Shakespeare’s) at the new Globe. Hopefully, this theatre will stand next to the Thames for a long time.

Artık Küre Tiyatrosu’nun orijinal yerine sadece iki yüz metre uzaklıkta, eskisine mümkün olduğu kadar benzemesi için tasarlanan yeni tiyatro duruyor. Yeni Küre’de birçok oyun (sadece Shakespeare’ın olmayan) canlandırılmaya devam ediyor. Umarım ki bu tiyatro uzun süre Thames’in yanında durmaya devam eder.

 

References/Kaynakça

All information was obtained during the Shakespeare’s Globe Theatre tour from our guide, Emmeline.

Tüm bilgiler  Shakespeare’ın Küre Tiyatrosu turu sırasında Emmeline isimli rehberimizden alındı.

Translator/Çevirmen: Şule Dilara Kipel

Graphic Designer/Grafiker: Şule Dilara Kipel

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?