Sanatın Doğaya Dönüşü: Land Art

Doğa ile sanatın eşsiz uyumu...

| Haziran 2018


İnsan ve doğanın birbirine olan ihtiyacı ve bu ihtiyaçtan doğan dostluk asırlardan bugünlere kadar inişli çıkışlı da olsa aktarılmayı başarmıştır. İnsanoğlunun doğa ile olan bu etkileşimi, “Land Art” olarak adlandırılan ve ideolojik anlamda sanatın yardımıyla ekolojik uyumu koruma ve sürdürmeye dayanan bu akımın doğmasında önemli bir rol oynamıştır. Kökeni 1960 yılına dayanan bu yaklaşım, büyük bir sorun haline gelen globalleşmenin beraberinde getirdiği doğanın tahribine karşı bir başkaldırı olarak ortaya atılmıştır. Kavramsal sanat akımının bir parçası olan ve minimalizmin etkisinde şekillenen bu ekolojist yaklaşım, sanatı hem disiplinsel anlamda değiştirmeye hem de sınırlarını yıkıp geliştirmeye dayalı bir şekilde biçimlenmiş. Sanat sadece müze ve galerilerde sergilenir algısına da karşı çıkarak sanatın her yerde sergilenebileceğini savunur. Günümüze ise ortaya çıktığı zamanki felsefesini koruyarak gelen Land Art, diğer adıyla arazi sanatı ya da yeryüzü sanatı, insan ve doğa arasındaki dengeyi sürdürme amacını devam ettiriyor.

Çölleri, tarlaları, ormanları ve sahilleri kendilerine tuval olarak seçen Land Art sanatçıları, boya ve fırça yerine ise taşları, kumları, yaprakları ve deniz kabuklarını kullanarak eserlerini ortaya koyuyor fakat sanatçıları tarafından ortaya konulan bu eserlerin büyük bir çoğunluğu erime, rüzgar ve su tarafından dağılma gibi nedenlerden dolayı geçici bir süre varlıklarını koruyabiliyorlar. Ağacın dökülen yapraklarından yapılan desenlerden sahildeki kuma çizilen şekillere, taşları yan yana dizerek oluşturulan heykelden bir vadinin ortasına inşa edilen perdeye kadar birbirinden farklı şekilde oluşturulmuş ama ortak noktası doğaya geri dönüşü simgelemek olan eserler ortaya konmuştur.

 
Doğanın bünyesinde barındırdığı estetiğe ve ahenge yönelik bir farkındalık yaratmak isteyen bu sanat akımı her ne kadar bazı sanatçılar eserlerini gerçekleştirmek için işçi ve ağır araçlara ihtiyaç duysa da herkesin rahatça katkıda bulunabileceği bir akım olma özelliğini de taşıyor. Kullanılacak araç içinse sonsuz kaynaklarını sunan doğa, Land Art akımının önemli bir sanatçısı olan Robert Smithson’ın da söylediği gibi “Nature is never finished.” (Doğa asla tükenmez.) sözünü tasdiklercesine ilgilenenlerine kollarını açıyor.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?