Sanatım Çığlığımdır

Art Is My Scream

| Mart 2019


Aslında sadece bir çığlıktı; duyanların gözyaşı döktüğü ama duymasalar da olurdu…
In fact, it was just a scream; it was the tears of those who heard it but it would not matter if they did not…

Sanat, insan ruhunda yaratma sancısıyla oluşan duyguların dışavurumudur. Yaratma sancısı, insan doğası üzerinde farklı etkiler bırakmıştır. Her eserle insanlığa bir şeyler kazandıran sanatçı, kendisinden de eserine çok şeyler katar. Dolayısıyla sanattaki bu insan varlığı, hem kendini katmak hem kendine katmaktır aslında.
Art is the expression of emotions that are created with the pain of creation in the human soul. The pains of creating have different effects on human nature. The artist, who brings something to humanity with each artwork, adds a lot to his work from himself. Hence, the presence of human being in art, both benefits the artwork and the artist.

 

 

Sanatın uzun ve gizemli yolculuğundaki sonsuzluk çığlığının yankısı, farklı yöntemlerle üstün bir yaratıcılık olarak karşımıza çıkar. Bu üstün yaratıcılık; güzellik, estetik ve anlaşılma kaygısı taşımaz. Bir bakıma insan ruhunun kalıcı olma isteğinin, sonsuz olmayan yaşamın sınırlarına çarpma çaresizliğidir.
The echo of the cry of eternity in the long and mysterious journey of art emerges as a superior creativity in different ways. This superior creativity; does not carry concerns about beauty, aesthetics, and understanding. In a sense, it is the desperation of the human soul to persist to suffer in the limits of non-eternal life.

Yazarların, şairlerin, ressamların…kısacası sanatçıların ruhsal durumlarının sanatları üzerindeki etkisi sıklıkla tartışılan konulardandır. Kimilerine göre sanatçıların ruhsal problemleri, onların yaratıcılığını etkilemektedir; bazılarına göreyse yaratıcılık ve deha ile deliliğin doğrudan bağı vardır.
In short, the influence of the mental states of the artists such as writers, poets, painters, etc. on the art is one of the topics that are frequently discussed. According to some, the mental problems of artists affect their creativity; according to some, creativity and smartness have a direct link to madness.

Auguste Rodin, sanatı dünyayı anlamak ve anlatmak isteyen bir düşünce çabası olarak tanımlar. Tabi burada sanatçıyı bir aracı olarak yorumlamakta olduğu da düşünülebilir. Tolstoy’un sanat tanımı ise şöyledir: “Sanat, insanın bir zaman duymuş olduğu bir duyguyu kendinde canlandırdıktan sonra aynı duyguyu başkalarının da duyabilmesi için hareket, çizgi, renk, ses ya da sözcüklerde belirlenmiş biçimler aracılığı ile onlara aktarmasıdır.” Kısaca sanat, yaratmaktır.
Auguste Rodin defines art as an effort that wants to understand and explain the world. It is also possible to think of the artist as a mediator. Tolstoy’s definition of art is as follows: Art, after feeling an emotion that a person has once heard, is to convey the same feeling to them through the forms determined in movement, line, color, sound or words so that others can hear it. Briefly, art is creating.

Ressam Mondrian “Hayat dengeye kavuştukça sanat ortadan kalkacaktır.” demiştir sanat için. Buradan Mondrian’ın sanatın hayatı dengeye kavuşturmak isteyen bir amaca hizmet ettiği anlayışını vurguladığı düşünülebilir.
”As life reaches to balance, the art will disappear.” said the painter Mondrian about art. From this, it can be understood that Mondrian emphasized his understanding of the fact that art serves a purpose to balance life.

Platon’un sanatçıyı “Tanrılar tarafından kutsal bir çılgınlık verilen kişi” olarak tanımladığı Eski Yunan’dan beri dahilik ile delilik arasındaki bağ en eski kültürel tartışmalardan biri hâlini almıştır. Susan Sontag’a göre sanatçı örnek bir çilekeştir. Sanatçı hem acı çekmenin en derin katmanlarına inmiş, hem de acısını yüceltmede profesyonel bir yöntem keşfetmiştir. (Sontag 1991).
The link between genius and madness has been one of the oldest cultural debates since Plato described the artist as the person who was given a holy madness by the gods. According to Susan Sontag, the artist is an exemplary sufferer. The artist has both descended into the deepest layers of suffering and has discovered a professional method of glorifying pain. (Sontag 1991).

Psikolojik rahatsızlıklardan çekmiş sanatçılara verebileceğimiz birçok örnek vardır. Bunlardan ilk akla gelenler Van Gogh, Louis Wain vb.. Van Gogh harika bir ressam olmasının yanı sıra çektiği derin acılarla da günümüzde karşımıza çıkmaktadır. Kendisine şizofreni ve bipolar bozukluk, yoğun absent kullanımıyla ortaya çıkan epilepsi gibi birçok hastalık teşhisi konulmuştur. Özellikle absent -renginden ötürü aldığı bir diğer adıyla “Yeşil Peri”- kullanımı dönem sanatçıları tarafından oldukça yaygındı. Yüksek alkol oranına sahip bu içecek, hafif uyuşukluk ve devamında halüsinasyonlara neden olmaktaydı. Oscar Wilde absent için şunları söylemiş: “İlk kadehten sonra gördükleriniz artık arzu ettiğiniz şekildedir, ikinci kadehten sonra ise olmadıkları şekilde, üçüncü kadeh ise dünyadaki en korkutucu şeydir. Sonunda onları gerçekte oldukları şekliyle görürsünüz.”. Sanat, belki de onlar için gerçeklerden yalıtılmış bir dünyayı içermekte diye düşünülebilir.
There are many examples of artists suffering from psychological disorders. Such as Van Gogh, Louis Wain etc… In addition to being a great painter, it appears that Van Gogh suffered a deep pain. He was diagnosed with schizophrenia and bipolar disorder, and epilepsy associated with overuse of absinthe. The use of the absinthe, which is also known as Green Fairy, was quite common during that period among artists. This drink with high alcohol content causes mild drowsiness and hallucinations… Oscar Wilde said the following for the absinthe: What you see after the first glass is what you desire, the second glass is not the way they are, and the third glass is the scariest thing in the world. In the end, you see them as they are. Art may be considered as a world isolated from reality for them.

Absentin aynı zamanda sarı rengi görmede baskınlığa yol açma işlevinin olduğu bilinmektedir. Van Gogh’un resimlerinin çoğunda gözlenen derin ve parlak sarı renk düşünüldüğünde, absentin üzerinde etki bıraktığı mantığı yürütülerek bu durum, sanatçıda da absent bağımlılığının varlığına yorulmaktadır.
Absinthe is also known to cause dominance in yellow color in vision. Considering the deep and bright yellow color observed in the majority of Van Gogh’s paintings, this situation is also attributed to the absinthe dependence of the artist.

Louis Wain hasta eşini neşelendirmek için kedi resimleri çizmeye başlamıştır. Zamanla şizofreninin de etkisiyle kedileri farklı şekil, boyut ve durumlarda çizmeye devam etmiştir. Resimlerinde çay partisi veren kediler görmek mümkündür. İyi zamanlarında kedileri en sevimli ve insanımsı hâlleriyle tasvir eden Wain, hastalığının atakta olduğu dönemlerde tavus kuşu kuyruğuna benzeyen, sanki dışarıya enerji yayıyormuş gibi görünen, rengarenk ve kelimenin tam anlamıyla rahatsız edici kediler resmetmeye başlamıştır.
Louis Wain began to paint cat pictures to cheer his sick wife. Over time, he continued to draw cats in different shapes, sizes, and situations with the effect of schizophrenia In his paintings, it is possible to see cats having a tea party. Wain, who described cats as the most adorable and human-like in his good times, began to paint colourful and annoying cats that seemed to emit energy that resembles the peacock tail at the times when he was sick.

(source)

Tüm bu isimlerin bıraktığı eser ve yaklaşımlardan yola çıkarak “Sanat, sıradanlık barındırmaz” mantığıyla “sanatçı farklı olan ve farklı olduğunu da fark edendir.” sonucuna ulaşmamız mümkündür. Peki bu sonuç, yaratma sancısının sanatçıyı deliliğin sınırına taşıyıp taşımadığı mıdır?
Based on the works and approaches said by all these artists, we can say that art does not contain simplicity and an artist is a unique person who is also aware of their uniqueness. Is this the result of whether the pain of creation carries the artist to the edge of madness or not?

Kaynakça/References:

Louis Wain’s drawing of cats throughout his descent into schizophrenia from creepy

Ressam Louis Wain ya da nam-ı diğer “kedilere dadanan adam”

http://mozartcultures.com/ressamlar-ve-hastaliklar/
http://www.leblebitozu.com/psikolojik-rahatsizliklar-yasayan-10-ressamin-unlu-eserleri/
https://www.journalagent.com/kpd/pdfs/KPD_2_2_124_133.pdf

Çevirmen/ Translator: Yaren Sağlık

Grafiker/ Graphic Designer: Deniz Vadi Töngür

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?