Mimarlık & İç Mimarlık Karşılaştırması: Sanat Galerileri

Sanat Galerileri ve Müze Tasarımında Mimarlık ve İç Mimarlık

· | Haziran 2018


“Gerçek müzeler zamanın mekana dönüştüğü yerlerdir.

Müzeler, gezmek için değil yaşamak ve hissetmek içindir. “

                                                                         – Orhan Pamuk

 

Bir sanat eserini ortaya çıkarmak nasıl vakit alıyorsa bir sanat galerisi ve müzeyi tasarlamak da uzun zaman alıyor. Tasarım sürecinin en başından beri düşünülmesi gereken önemli faktörler her mekan bazında değişirken müze ve sanat galerileri için de farklı kurallar söz konusudur.

Müzeler ve sanat galerileri; sanatsal, kültürel ve ulusal bilincin arttırıldığı ve öğrenildiği alanlardır. Bu alanlarda bireyler dünya kültür ve kültürlerin çevreleri ile olan ilişkilerini sanatsal ve estetik değer yargıları ile deneyimlerler. Ulusal, uluslararası ve evrensel ölçütlerle tasarlanan bu yapılar kalıcı olduklarından, çağın gereksinimlerine göre ve bireylerin ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanmalıdır. Bu tasarlamayı da iki önemli alanda çalışan mimarlar ve iç mimarlar birlikte çalışarak hem tasarımsal hem yapısal olarak başarılı bir süreç sonunda ortaya koyarlar.

İç Mimari Bakış Açısı

İç mimar ve mimarların ortak çalışması gerektiği noktada aslında tam olarak tasarım sürecinin başıdır çünkü iç mimarlar insanların nereye doğru yürümesi gerektiğinden tutun da nasıl ve ne şekilde eserlerin görüleceğine kadar tasarlamakla yükümlüdür. Bu kararlar ise tasarım sürecinin başında verilmezse sonra eklenmesi çok zordur ve eklektik bir yapı oluşturmaya sebep olur.

Müzelerde ve sanat galerilerinde insanlar eserleri incelemek için sıra olmazlar. Bazı insanlar bir eser üzerine saatlerce gözlemde bulunurken bazıları çabuk geçmeyi uygun bulur. Hareketli insanın duran insanı rahatsız etmeden hareket edebilmesinin, duran insanın ise rahatsız olmadan gözlem yapabilmesi için mekan içerisindeki akışı sağlayan iç mimardır.

İnsanların alışkanlıklarına bakarak (İnsanlar bir mekana girdiklerinde sağa yönelimleri vardır.) eserleri konumlandırmak için askı sistemlerini yerleştiren iç mimardır. Tabi ki her sergi için değişen bu durum her seferinde tekrar inşa kabul etmediği için potansiyelleri düşünüp mekanı çoklu kullanıma yönlendiren yine iç mimardır.

Ve sanat galerisi ve müzelerin olmazsa olmazı aydınlatmayı ayarlayan iç mimar, bir eserin mükemmelliğini ziyaretçilerine aktarabilmek için bütün yeteneklerini kullanmalıdır çünkü aydınlatmalardaki en küçük hata, bir eserin başarısız gözükmesine sebep olabilir.

Düşünün ki bir sergiye gittiniz ve yukarıdan vuran ışık süzmesi, eserin camından yansıyor ve ayna gibi kendinizi görüyorsunuz ya da daha kötüsü, ışıklar o kadar gelişi güzel yerleştirilmiş ki sürekli yanıp sönüyor, rahatsız edici bir ses çıkarıyor. Bunları belli bir düzende ayarlayan kişi tabi ki iç mimardır.

Unutulmamalıdır ki her sergi kendine özgüdür ve her serginin kendine özgü tasarımları vardır fakat her sergiyi tasarımın başında düşünmesi gereken iç mimardır.

 

Mimari Bakış Açısı

Mimarların müze binalarının  tasarımı sırasında en çok dikkat ettikleri şeylerin başında, oluşacak olan birimlerin biçimleri ve fonksiyonlar gelir. Çünkü tasarım sürecinin önemli noktalarından biri tasarlanıcak olan alanın kimin için, ne için gibi soruların cevabını verebilmesinden geçer. Mimarlar bu analizleri iyi bir şekilde yapıp değerlendirdikten hangi fonksyionun daha geniş bir alan hangisinin daha küçük bir alana ihtiyacı olduğunu belirlerle ve bu şekilde tasarıma başlarlar. Daha sonrasında bu birimlerin fonksyionel olarak yakınlıklarına göre birbirilerine uygun bir şekilde entegre ederek tasarım sürecine başlarlar.

Bir yapı düşünün kentin içinde fakat yapısal olarak kentin dışında. Size de o binayı gezmek diğerleri kadar cazip gelmez değil mi? Mimarların ilgilendiği en önemli diğer noktalarda diğeri ise yapıların şehir ile entegre olmasını sağlamaktır. Bu sayede yapılar rastgele konumlanmış bir yapıdan çok, doğal bir yapı izlenimi vererek bu müzeler kentin imajı haline gelebilme şansı elde ederler.  Örneğin İspanya’nın şehri olan Bilbao’yu düşünün. Sizinde aklınaza hemen Guggenheim Müzesi geliyor değil mi? Aslında bunun da temel nedeni buranın eskiden eskiden fabrika ve limanların baskın olduğu bu şehir ile fiziksel bir bağlam kurup bir hareketlilik getirmesidir.

Bir müzeye veya sanat galerisine girdiğinizde sizi yönlendiren tabelalardan yapının kendisi oluyor değil mi? Bunun temel nedeni, mimarların yapıların birimlerinin birbirleri ile olan ilişkilerini detaylı bir şekilde değerlendirip bu yapıları birbirleriyle bütünleştirmelerinden geçer. Bu sayede ziyaretçilere kafa karışıklığı yaratan yollar yerine doğal bir sirkülasyon sağlanarak gezilmesine olanak sağlar ve tüm sergi alanları başarılı bir şekilde deneyimlenmiş olur.

Yahudi Müzesi – Berlin

Kendinizin alçak tavanı olan ve genişliği daracık olan bir alanda bulunduğunuzu düşünün. Hayal etmesi bile size bunaltıcı geldi değil mi? Ya da çok yüksek tavanlı ve genişliği dar olan bir alan. Bu seferde içinde kayboluyormuş gibisiniz değil mi? Mimarlar birimlerin fonksiyonlarını ve genişliklerini dikkate alarak mekanın en temel hissiyatını uygun şekilde yaratırlar. sanat galerileri ve müzelerin tavanları yüksek, sergi alanları yeterince geniştir. Bu yüzdendir ki, sanat galerileri ve müzelerin tavanları yüksek ve sergi alanlarının yeterince geniştir. Buna ek olarak yüksek tavanlı bir sergi alanında dışarı adımımızı atmadan önce genelde daha alçak bir tavan bizi karşılar.

Müze ve sergi alanları ziyaretçilerin daha verimli bir deneyim almasını ve bu deneyimlerin heyecan ve merak uyandırmasını hedefler. Bu nedenle de birimlerin birbirine olan konumları, merdiven detayları, katların değişen yüksekliği gibi yapısal detayların olabildiğince ilgi çekici kılmaya çalışırlar. Aynı zamanda mimarlar insanların rahatlık ve konforu için doğru ölçüye getirmeyi amaç edinirler.  Örneğin Le Corbusier Modulur adlı  kitabında  metre ve inch’den farklı olarak insan ölçütüyle orantılı bir  bir ölçü sistemi tanımlamış daha sonra yapıların ve nesneleri bu ölçü sisteminde baz alarak insan ölçüsüne uygun halde yansıtmıştır.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?