Yavuz Baver Barut İle Mimarlığa Yolculuk

Journey to Architecture with Yavuz Baver Barut

| Şubat 2020


Buse Kuk: Sizin için mimarlık asla bulunduğunuz noktadan tatmin olmamak demek mi?

Yavuz Baver Barut: Hayır, bilakis hep tatmin olma durumu. İlk jürinize hazırlanırken belki 2-3 gün uykusuz kalmış ve çok yorulmuşsunuzdur. Sonuç ne olursa olsun, bu süreç bittikten sonra kendinizi bulutların üstünde gibi hissetmiyor musunuz? Hayatınızda yapmanız gerekenler listesindeki bir maddeye kocaman bir tik atıyorsunuz aslında. Bu tıpkı sabah uyanır uyanmaz yatağınızı toplamanıza benziyor. Yatağınızı toplamadan da dışarıya çıkabilirsiniz ama yatağınızı toplarsanız uyanır uyanmaz bir işi bitirmiş oluyorsunuz ve bu sizi yapacağınız daha büyük ve zor işler için motive ediyor.

Öğrencilik yıllarımda, jürilerim sert geçmiş olsa bile bu benim için motivasyon kaybı olmuyordu. Hocalarımın kritiklerini anlayıp, nerede yanlış yaptığımı bularak bir sonraki aşamada yanlışlarımı düzeltmeye çalışırdım. O dönemin yoğunluğunda bize o büyük gözükürdü, dönemler ilerledikçe de yoğunluk aynı oranda artmaya başlardı. Ben bu yoğunluğun ardından yaptığım işi teslim ettiğimde, hissettiğim hazzı sevdiğimi fark ettim. Bu aslında, hiçbir zaman tatmin olmama durumu değil, hep daha çok tatmin olmanızı sağlayan bir durum. Şu anki teslimlerin 1. sınıfın ilk projesinde yaptığım teslimden çok daha yoğun bir çalışma temposu gerektirdiği ve bittiğinde getirisinin de götürüsünün de çok daha büyük olduğunu kafamızda kolaylıkla canlandırabiliriz. Artık teslim ettiğimiz projeler çok daha detaylı, çok daha kompleks. 3 ay boyunca büyük bir müşteri için çalışıp projeyi kazasız belasız bitirmenin verdiği hazla büyük bir yük de kalkıyor üstünüzden ve çok mutlu hissediyorsunuz. Bu durum tıpkı, lisans döneminde küçük dozlarda alışmaya başlayıp dozunu hep arttırmak istediğiniz bir uyuşturucu gibi oluyor. Daha fazla yorulmanın karşılığında daha büyük bir rahatlama hissediyorsunuz ve daha çok istiyorsunuz sonra bu bir döngü haline geliyor.

Çalışmayı çok seviyorum. Yoğun tempoda çalıştığım 2-3 ayın sonunda 1 hafta boşluğum olunca ne zamandır çalışmıyorum, ne zaman çalışmaya başlayacağım ya da ne zaman kendime bir iş icat edeceğim de yine aynı tempoya döneceğim diye düşünüyorum. Kulağa fazla mazoşist bir tavır gibi gelebilir ama aslında öyle değil. Bir şey öğrendiğim anda, onun nasıl yapılabileceğini çözmüş oluyorum ve o artık benim becerim haline geliyor çünkü bilgi kütüphaneme eklenmiş oluyor. O bilgi bir sonraki projem için gerekli olduğunda, kullanmam için zihnimde hazır olarak bekliyor. Bu tıpkı, rpglerdeki beceri kazanma gibi. Profesyonel hayatımda yaptığım danışmanlık işleri var, iç mekan tasarımları var, sıfırdan bir projeye başlayıp sonuna kadar götürdüğümüz uygulama projeleri var, yarışmalar var. Hepsi ayrı ayrı deneyimler hepsinin isteğini ayrı ayrı karşılayabilecek bilgiler bir yerlerde depolanmış durumda. Yeni deneyimin ardından kazanılan bilgiler ve o bilgileri depolayıp zamanı gelince yeniden kullanmak, kurtlar sofrası gibi bir ortama silahsız girmek istememek gibi.

Buse Kuk: Does architecture mean to you never to be satisfied with where you are?

Yavuz Baver Barut: No, on the contrary, it means always being satisfied. Maybe you spend 2-3 days without sleep while you were preparing for the first jury. Whatever the result is, don’t you feel yourselves abouve the clouds? Actually, you are crossing out something big from your to-do list. Just like making your bed in the morning. You can leave without making it, but if you do, you’d know that you are done with another responsibility. And that will motivate you for the more complex and hard tasks.

I remember very clearly that I have never lost my motivation even though my juries were though. I tried to understand the critiques, to find my mistakes and to correct them during the process. It would seem enormous to us in the intensity of that period, and as periods progressed, the density would increase at the same rate. At some point, I have realized that I really liked the idea of relief after exhaustion. I mean that the situation of “never being satisfied” is actually something that leads a better satisfaction. We can all admit the fact that the current projects of yours require a harder work pace than the first-year projects and have more benefits. The submissions are more detailed and more complex. I mean, when you finish a project safe and sound after working on for three months, you get rid of enormous responsibility and become happy. It is just like using drugs. You start with small doses in the undergraduate period. After a while the relief after fatigue cannot satisfy you, as a result, you increase the dose. So, you work harder, get more exhausted so that you can feel more satisfaction and relief and it becomes a habit.

I like working. After an intense working pace of 2-3 months, when I have one week of a break, I start thinking about “how long has it been since I am free?”, “When will I have another work?” and so on. It may sound like a masochistic attitude, but actually, it is not. As soon as I learn something, I figure out how it can be done, it becomes one of my skills because I add the information into my library. It waits right there until I need it. It is like “gaining skill points” in RPGs. When you work on a mission, you acquire skill and experience that can be used for other tasks, just like the academic life. I work as a consultant and also there are interior space designs, projects we work on from the beginning and competitions. These are all different experiences but the information they require is already stored to be used when needed. So, it is wise to keep the necessary information from new experiences to survive in the market.

Buse Kuk: Lisans döneminize geri dönecek olsanız neyi değiştirmek isterdiniz sorusuna daha fazla partilemek isterdim demiştiniz. Peki daha fazla partilemiş olsaydınız o zaman yine de bu kadar başarılı olabilir miydiniz? Yapmanız gereken bir işiniz olduğunda onun yerine arkadaşlarınızla partiye gitmeyi tercih etseydiniz yine de aynı verimi alabilir miydiniz? Az önceki soruda da bahsettiğiniz gibi kurtlar sofrası gibi bir ortamın içindeyiz ve böyle bir ortamda varolabilmek için çalışmak zorundayız ama robot da değiliz, sosyalleşmeye de ihtiyacımız var. Akademik hayatımızla sosyal yaşantımızı nasıl dengeleyebiliriz? Mimarlık çok emek, zaman, çaba ve çalışma gerektiren bir bölüm bu yüzden zaman yönetimi çok önemli. Geçen yıllarda yaptığım fakat bu sene vakit ayıramadığım için bırakmak zorunda kaldığım birçok aktivite oldu. Siz nasıl dengeliyordunuz akademik ve sosyal yaşantınızı? Zaman yönetiminizi nasıl yapıyordunuz?

Yavuz Baver Barut: Üniversite hayatınızı hak ettiğinizi düşündüğünüz sosyallikten uzakta geçirdiğiniz durumda bu başarıların bir esamesi okunacak mı? Dönüp baktığınızda üniversiteyi ot gibi yaşayıp geçirmiş olacaksınız. Sırf bir tane stüdyo dersinin veya diğer derslerin toplamında, üniversitenin gerektirdiği çalışma temposuna girmek için üniversite hayatınızı yaşamamış olarak buradan çıkmanız başarılı olmak demek mi?

Buse Kuk: When I asked you what you would do differently if you were able to turn back to your undergraduate period, you said that you would party more. Well, if you had gone more parties, could you be that successful today? Would you be able to get the same efficiency as today, if you had hanged out with your friends even though you have things to do? As we mentioned above, the market is like the table of wolves. We need to work hard to survive but we are not robots, we need a social life too. How can we have a balance between academic life and social life? Studying architecture requires time, exertion, effort and work, therefore, time management is so important. I used to have a lot of activities but I had to quit because I don’t have time for them anymore. How did you maintain the balance between your social life and academic life?

Yavuz Baver Barut: Do these achievements matter, if you spend your university life without socialization that you think you deserve? When you turn back and look at those moments, you will realize that it is wasted. Wasting your time without a social life just to be successful in a studio class or to keep up the working pace, does this really mean that you graduated successfully?

Buse Kuk: Çok güzel bir soru. Eğer ileriye dönük baktığımda üniversite hayatımı yaşayamadan bitirdiğimi düşünürsem çok üzülürdüm ve pişman olurdum. Arkadaşlarımla Mayfest’te oturup kahve içip sohbet etmek varken sınıfa dakikalar öncesinden gidip derse ön hazırlık yaparak yıllarımı geçirmek istemiyorum ama yoğun bir tempomuz var. Kurtlar sofrası diye tabir ettiğimiz bir ortamın içinde var olma savaşı veriyoruz. Bu yüzden herkes birbiriyle yarışıyor ve en iyisi olmak için çalışıyor. Bunun bedeli olarak hayatlarında keyif alarak yaptıkları birçok şeyden fedakarlık etmeleri gerekiyor. Bizler hem üniversite hayatımızı hem de akademik yaşantımızı ıskalamadan bir arada nasıl sürdürebiliriz?

Yavuz Baver Barut: Benim partileme dediğim ortamların hiçbiri şuurumu tamamen kaybedeceğim dans etmekten başımın şiştiği, yorgunluktan kalem oynatamadığım anlar değildi. İdeal bir sosyal ortamdan bahsedelim. Mesela benim sosyal ortamım hiçbir zaman dersimizin ve sınavlarımızın tamamen dışlandığı bir sosyal ortam olmadı. Bir yere içmeye gittiğimizde konuşulan konu mimarlıktan uzak olmuyordu. Eğer bu bölümde okumayı seviyorsanız bu bölüm zaten hayatınızın büyük bir parçası belki de hayatınızın kendisi haline gelecektir. Öyle olduğu zaman da ilgi alanlarınız tasarımla ve üniversitenin gerektirdikleri ile alakalı oluyor, en azından benim adıma bu böyleydi.

Üniversite 2. sınıftayken, Bilkent’in kütüphanesinde ODTÜ’nün kütüphanesinde olmayan kaynakların olduğunu öğrenmiştik ve o kaynaklara ulaşmak için yola çıkmıştık. Ne için? Detail Dergisi’nin içindeki detay çizimlerine, planlara, kesitlere bakıp nasıl yapıldığını anlamak için. Neyi nasıl anlatıyorlarmış diye görebilmek için, o kadar yol gittiğimizi hatırlıyorum. Bilkent Station’a arabanız yoksa gitmeye üşenmez misiniz? Günümüz profiline baktığımda, öğrencilerin biraz daha mobil olmayı tercih ettiklerini görüyorum. İşin daha kolayına kaçıyorlar. Bilkent Station gibi, yürüme mesafesi 20 dakika olan bir yere bile araba yoksa gitmeye üşeniyorlar. Panora Alışveriş Merkezi yeni açıldığında bir gidip bakalım demiştik. ODTÜ’den Kızılay’a, Kızılay’dan Oran’a gidip alışveriş merkezini gezip, dolaşıp, yorumlayıp ODTÜ’ye geri dönerek çalışmaya devam etmiştik. Bu bize 4 saate mâl olmuştu. Yani sosyal hayat dediğimiz şey buydu. Mayfest’te oturmak, otururken kahvemizi içmek bize bir şey kazandırıyor mu?

Buse Kuk: That is a good question. I would regret and be sorry if realize that I wasted my university life. I don’t want to go to classes earlier and make preparations instead of drinking coffee with friends or hanging out in the Mayfest Area. However, we have an intense working pace. We are trying to survive in the market we call table of wolves. We are in a competition and everybody tries to be the best. To do so, they quit the things they like doing. How can we maintain success in both academic and social life without having sacrifices?

Yavuz Baver Barut: Saying partying, I didn’t mean to lose my consciousness, to dance until I can’t anymore or to get so exhausted that I cannot even hold a pen. I am talking about an ideal social life. For example, in my social environment, we never totally exclude our profession, exams, and projects. So, when we go to have a couple of drinks, the subjects we talked about were not much irrelevant to architecture. If you like this profession, it directly becomes a part of your life, maybe even your whole life. As a result, your interests become related to design and other things you learn in the university, that was the case for me at least.

I remember very well, we were in our second year and we were told that there were resources in Bilkent University Library that we cannot find in METU Library. For what? It was just to look at the plans, sections and detail drawings in the Detail Magazine. So I remember going all the way just to look and understand how is it shown in the books. Wouldn’t you feel lazy to go to Bilkent Station if you don’t have a car? When I look at today’s profile and the students, they prefer being mobile. They choose the easy road. Bilkent Station is 20 minutes away by walk, however, they feel lazy to go if they don’t have a car. When Panora Shopping Center was just opened, we knew the architect and wanted to go and observe the building. We went from METU to Kızılay and then from Kızılay to Oran. We wandered around, observed the building and came back to school to continue working. It took 4 hours. And that was the social life I am talking about. Sitting in Mayfest and drinking coffee is really beneficial for you?

Buse Kuk: Benim yakın arkadaşlarımın çoğu farklı bölümlerden. Bu sebeple ilgi alanları da farklı ve bir araya geldiğimizde bölümle alakalı konular konuşmak yerine daha farklı konular üzerine konuşuyoruz. Farklı bakış açılarını görmek ve sevdiğim insanlarla zaman geçirmek beni hem motive ediyor hem de bölümüm dışında bir şeylerle ilgilendiğim için zihnimi boşaltmamı sağlıyor. Aynı konu üzerinde sürekli düşünüp dursam insanlarla da sadece bununla alakalı konuşsam bu süreç beni yıpratır ve yararıma olmazdı diye düşünüyorum. Mimarlık, hayatımızda büyük bir yer kaplasa, hatta hayatımızın ta kendisi de olsa insan bazen biraz çizginin dışına çıkmak ve uzaklaşmak isteyebiliyor. Yeniden bir işe başlayacağı zaman daha verimli olabilmek için bazen uzaklaşmak ve bir adım geri atıp zihni dinlendirmek gerekebiliyor. Bu da bir ihtiyaç çünkü. Üst üste koyduğumuz zaman bünye bir yerden sonra kaldıramayıp iflas ediyor diye düşünüyorum.

Yavuz Baver Barut: Bunun tamamen farkındayım. Tabi ki yeni şeylere daha rahat göğüs gerebilmek için kafanızı bazen boşaltabilmelisiniz ama bu biraz kaçamak bir cevap çünkü herhangi bir şekilde kafanızı boşaltabilir ve yeni güne adapte olabilirsiniz. Hadi arkadaşlarla zaman geçirmek de elinizden alınmasın buna da katılıyorum ama ben aradaki farktan bahsediyorum. Benim sosyalliğimi sürdürme şeklim ile eğer sizinki sürmüyorsa nedenleri arasında bunlar olabilir. Hiçbir zaman okulun öğretisinden ve beklentilerinden farklı bir alanda değildim. Kimse bize Panora’ya gidin bakın demedi. Biz yeni bir yer açılmış gidelim bakalım dedik.

Buse Kuk: Most of my close friends are from different faculties. Therefore, our interests are different and when we come together, we speak about general topics rather than our professions. Seeing other perspectives and spending time with my loved ones make me motivated and help me clear my mind by dealing with issues different than architecture. I believe that it would not be beneficial to think about the same topic or talk about it all the time. Architecture may occupy a great space in our lives or maybe our whole lives, but sometimes we want to cross the line and move away from a little. To be more efficient in the next project, we may need to take a step back and rest our minds, because this is also a need. I think the body collapses when we keep putting things on top of each other.

Yavuz Baver Barut: I am totally aware of that. Of course, we need to clear our minds to resist new things. However, in fact, this is an evasive answer, because there are several ways to clear minds and adapt to the new day. Okay, I can agree that you need to hang out with your friends, but I am talking about the difference. This can be the reason why the way I maintained my social life does not work for you. I have never been in a dissimilar point than what my profession and education required. No one told us to go to Panora, we decided to go, observe and evaluate.

Buse Kuk: Hocam ben de sizi anladım. Sizin arkadaş grubunuz da, sizin gibi bölüme ilgisi olan insanlardan oluşuyordu bu yüzden sosyalleşmek adına yaptığınız şeyler de mimarlıktan bağımsız düşünülemezdi. Siz bunu zorla değil keyif alarak yaptığınız için, tutkunuz haline geldi ve boş zamanlarınızda ya da sosyalleşirken bu konular üzerinde durmaya devam etmek sizi hem dinlendiriyor hem de yeni güne adapte olmanızı sağlıyordu. Size çok farklı bakış açıları ve fikirler sunmasının yanı sıra motivasyonunuzu da arttırıyordu. Sosyal ve akademik hayatı birarada yürütemememizdeki temel sebep böyle bir sosyal ortama sahip olmamamız olabilir. Bizler de bunun dengesini sağlamak için sizin yolunuzu denemeliyiz belki de.

Yavuz Baver Barut:Bu zorla yapılabilecek bir şey değil. Nasıl oldu bilmiyorum ama 70 kişilik sınıfta, biz 15-20 kişilik bir ekip olarak kantinde çay içmeye oturduğumuzda mimarlık konuşuyorduk. Çevremde, benim dışımda da bu işe tutkusu olan insanlar vardı. Bu büyük bir şans. Belki böyle öğrenciler hala vardır ama insanları sıkmamak için kendilerini geri planda tutup, konuşmuyorlardır. Ben, kendi sınıfımda konuya ilgisi olduğunu gösteren insanlar görüyorum ama hiçbir zaman grup olarak biraraya gelip bir şeyler konuştuklarını görmedim. Çok net hatırladığım başka bir anım daha var. Üniversitedeyken, dışarıdan bakıldığında kantinde boş boş konuşuyormuşuz gibi görünüyor olabilirdik ama projemizi anlatmak için kullanacağımız kelimeleri bulmaya çalışıyorduk. Diğer kelimeler, anlatmak istediklerimizi tam olarak karşılamadığı için yeni kelimeler türetirdik. Öyle bir kelime yok diyene de mimar keşfetmeyecekse kim keşfedecek, diye sorardık. Bu uzak bir ortam değil, uzak bir sosyal hayat değil, uzak bir çevre değil. Üniversitede 1. sınıftan itibaren ilginiz olan konunun neye yönelik olduğunu yavaş yavaş tespit ederek, bu konuya ilgisi olan insanları yanınızda görmeyi tercih edebilirsiniz. İlgisiz olanlar zaten sizin muhabbetinizi sıkıcı bularak yanınızdan ayrılırlar. Mezuniyetimin üstünden 10 sene geçmesine rağmen hala o 15-20 kişilik arkadaş grubumla görüşüyorum. O insanlarla kantin muhabbetlerini, sırf bir binayı görmek için (alışveriş merkezi gezmeyi seven insanlar olduğumuzdan değil) alışveriş merkezine gidişimizi daha dün gibi hatırlıyorum.

Buse Kuk: I see your point. Your social environment consisted of people who had similar interests as yours, so things you did to socialize were not irrelevant to architecture. You were not forced to do, just the opposite, it became your passion and being into that topic helped you be motivated and rested. It provided different perspectives and motivations. The reason why we cannot maintain the balance between them is that we don’t have that kind of social environment. Maybe we should try to do things in your way.

Yavuz Baver Barut: It cannot be done by force. I don’t know how, but in a class with 70 people, when we sit down and drink tea in the canteen with 15 friends, we were talking about architecture. Perchance I had people with a passion for this topic just like me. It was a big chance. There may be those kinds of people who hold it back in order not to bore people. In my classes, I see some students with great passion, however, I have never seen them talking about architecture in a group discussion. I have another memory that I also remember very well. In the university, outsiders thought that we were talking nonsense, but in fact, we were trying to find the correct words for our project proposal. We made up new words because existing ones were not defining our ideas precisely. When they say that “It is not a thing”, we asked them if architects will not find new terms, who will? It may sound like coming from outer space or we were living in a dream, but this is not a distant social environment or life. Starting from the first year, you may discover your interests, talk about them with your friends and prefer to have friends who have the same interests as yours. People with no interest in those topics will get bored easily and leave. It has been 10 years since my graduation but I am still in touch with my group of 15 friends. I still remember our conversations in the canteen and visiting a mall (not because we like malls) just to observe its architectural aspects.

Buse Kuk: Öğrenciler hedefe ulaşıp motive kalmak için neler yapmalı? Bir maket yapmak için yeri geliyor günlerce uyumuyoruz ardından jüri günü geliyor. Jüriler sert geçtiğinde kendimizi kötü hissediyoruz. Bu gibi durumlarda iki tip insan olduğunu gözlemledim. Bazıları demorolize olup ben yapamayacağım diyerek bırakıyor diğerleri ise ne kadar sert geçerse geçsin daha çok hırslanıp, yaptığı yanlışın üzerine giderek bir sonraki çalışmalarında bunu düzeltmeye çalışıyor.

Yavuz Baver Barut:  Öncelikle, bazı formüller var ve o formülleri kullanırsak başarıya ulaşacağız, düşüncesinden uzaklaşmalıyız. İşin öznellikten tamamen uzak olduğunu, nesnel olduğunu, doğruların bulunup uygulanabileceğini kafamıza koymalıyız. Bu biraz algılaması zor bir şey. Formül diye bir şey yok. Şunları yaparsan doğru olur diye bir şey yok. Doğru ya da yanlış dediğimiz kişiden kişiye değişmeyecek şekilde nesnel ve net cevaplar var. Bunun yanı sıra, bir işin tutarlı bir şekilde, birbirini destekler nitelikteki alt parçalardan oluşması önemli. Hata, tutarlığın sekteye uğradığı anlarda oluyor. Öğrenci neden-sonuç ilişkisi kurarak projesini anlatmaya başlıyor. Ne yaptıklarını anlatmak yerine bazen birbiriyle tam uyum göstermeyen şeyleri bir araya getirmiş oluyorlar. Bu uyum ve kendi içindeki tutarlılık, aslında bahsettiğimiz, formülü olmayan formüller oluyor.

Her projenin formülü kendi tasarımcısı tarafından geliştirilmeli. Bu yüzden, öğrenciler kendilerini eleştirmeliler. Kelime haznesi kısmında yazan hierarchy, rhythm, order gibi kelimeleri yapmış gibi göstermektense, bir şey yapıp onun unity olduğunu söylemesi ya da onun zaten unity olduğunun anlaşılması gerekiyor. Game of Thrones’da, Joffrey “Kralım ben.Ben kralım.” diyor. Dedesi de “Birisi sürekli “ben kralım” diyorsa krallığı o kadar da hak etmiyor demektir” diye susturuyor ya, gerçek kral, kral olduğunu söylemek zorunda değildir. Güç sende ise, tasarımcısı sensen söylemek zorunda değilsin. Sizin buradaki kopya kağıdınız, bilmeniz gereken tek şey bu fakat bunun sonsuz sayıda farklı alternatifi de var. Varyasyon sunumunda dinlediğiniz gibi sadece ve sadece kendi içinde tutarlı işler çıkarmasını bilecek ve bu tutarlılığı detaylandırararak formülünüzü daha büyük sorunları çözecek nitelikte kuracaksınız. O formül sizin tasarım alanında kendi diliniz, imzanız olacak. Kataloglara baktığınızda “Bu X’in binası, bu Y’nin tasarımı.” dememiz gibi. O başarıya ulaşmış olan tasarımcılar, çizgilerini gösterebiliyorsa her çizginin de kendi tasarımcısı tarafından tutarlı formüllerle çıkması gerekiyor. Başka bir yerlerden devşirilmiş ve özüne çok fazla hakim olmadığınız kavramları kullandığımız ya da kullandığımızı düşündüğümüz zaman zaten yanılgıya düşüyoruz.

Buse Kuk: What should students do to keep motivated? Sometimes we do not sleep for days and then there is the jury. If our juries are tough, we feel bad. I have observed two types of people; the ones who get demoralized and give up and the ones who don’t lose their ambition and keep correcting their mistakes no matter how the critique was.

Yavuz Baver Barut: We need the get rid of the understanding there are some formulas and as long as we use them, we will be successful.  But still, we need to keep in our minds that it is far from subjectivity, completely objective and there are right answers that can be found and applied. It is hard to perceive. There are no formulas and no absolute answers that we can use. Things we say wrong are subjective and have absolute answers. We should think about the consistency instead of what is right or wrong. Every work should contain sub-parts that are in rapport with others. “Wrongs” are the points that consistency is interrupted. When the student is talking about his/her project, s/he explains the cause and effect relationship saying: “I did this and this and this, as a result, these became like this.”. They don’t talk about what they did but they say “ It became like this, because this one is like this.”, they talk about what they combine. This harmony and this consistency are what we have similar to formulas.

Every formula should be developed by the designer him/herself. What students should consider is giving self-critiques. Instead of pretending as if they used the vocabulary in the sheet (order, rhythm, etc.) and saying it has the unity, the work should express the idea of unity itself. Joffrey in Game of Thrones says: “I am the king.”. But his grandfather says that “if someone says that he is the king, it means that he does not deserve to be a king.” A real king should not have to say that. So if you have the power and if you are the designer, you don’t have to say it. If there is unity, it can be seen by the consistency of the things that you put together. It is your only cheat sheet, however, there are infinite alternatives for it. As you learned from the lecture Variations, you will create works that are only compatible in its own self and you will keep making it more detailed to solve as many problems as possible.  That formula will be your signature in the design market, just like we can say “This building belongs to X and this one to Y” while looking at catalogs. It means that every line should be created by its own designer with the correct and consistent formulas. We already doing the wrong thing if we are using something taken from different designs or things that we are not completely knowledgeable about.

Yavuz Baver Barut’a, bizimle ropörtaj yaptığı için teşekkür ederiz. Sizinle röportaj yapmak bir onurdu.

Çevirmen: Aybüke Simay Larçin

Grafik Tasarımcı: Görkay Düzgün

Editör: Görkay Düzgün – Beyza Koz

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?