Puantiyelerin Diyarından: Yayoi Kusama

Geçmişten günümüze obsesif sanatçı...

| Şubat 2018


Bazılarımız onu birbirinden ilginç tablolarından, bazılarımız ise göze çarpan kırmızı peruğu ile tanıyor. Fakat Yayoi Kusama bağdaştırdığımız bu çağrışımların yanı sıra başından geçenlerle bir başarı hikayesi ve hayat mücadelesiyle de örnek alınmayı hak eden bir sanatçı.

 

22 Mart 1929’da Japonya’nın Matsumoto şehrinde dünyaya gelen Kusama, kendisini çocukken bile resme ve sanata düşkün biri olarak tanımlıyor. Ne yazık ki ailesinin sanata olan baskıcı tutumu yüzünden beklediği desteği göremiyor. Annesinin ona resim yapmasını yasakladığı anısını şu sözlerle anlatıyor: ” Annem bir gün zengin bir aileye sahip biriyle evlenmem gerekeceğini ve ev hanımı olacağımı söyledi. Çocukken bütün boyalarımı ve kanvaslarımı elimden aldığını hatırlıyorum.”Kusama’nın tablolarını incelediğimizde gözümüze en çok takılan ağ, çiçek, nokta ve ”polka-dot” (puantiye) figürlerinin bu kadar sık tekrarlanmasının nedeni halüsinasyonlarının birer parçası olmasıymış. Onu bugünkü ününe kavuşturacak olan benekleriyle ise 10 yaşındayken tanışmış.

 

Japonya’nın onun sanat anlayışını sınırlandırmasını istemeyen Kusama, onu çocukluk hayali olan ressamlığa ulaştıracak New York’a, bütün çizimlerini bir bavula koyup, gidiyor. O dönemlerin en hareketli sanat merkezlerinden olan New York’ta azmini, üretkenliğini ve sıra dışı tarzını ortaya koymak için tek kişilik bir apartman dairesine çekilip geceden gündüze sürekli çizim yapmış. O dönemlerde sanat çevresindeki baskın erkek yoğunluğunun içinde adını duyurabilmek için günlerce hatta haftalarca dairesinden çıkmamış ve kendisini boyalara gömmüş. Bulunduğu koşullar onun sağlığını gittikçe zorlasa bile sanatına düzenli bir şekilde devam etmeyi sürdürmüş.

 

Kendisini sanatçılara ve eleştirmenlere tanıtmaya ve onlarla çizimlerini paylaşmaya başladıktan birkaç sene sonra ise sergiler açmaya başlıyor. Bu süreçte en önemli eserlerinden biri olan ”Nergis Bahçesi”ni tasarlamasında büyük bir rol oynayan Lucio Fontona ile tanışıyor.

 

NERGİS BAHÇESİ / NARCISSUS GARDEN

Yunan mitolojisindeki Narkissos‘un sudaki yansımasına aşık olmasından esinlenerek oluşturulan ve aynı zamanda adını da alan bu çalışma, 1.500 tane ayna görünümlü metal kürenin bir araya getirilmesinin yanı sıra 33’üncü Venedik Bienali’nde sergiye sunulmuş. Resmi olarak Bienal’e davet edilmeyen Kusama, metal küreleri ”Your narcissism for sale” sloganı altında, 2 dolara ziyaretçilere satmaya başlaması ise Bienal’in yöneticilerinin müdahalesiyle son bulmuş.

New York’ta geçirdiği 23 yıl onun sanatsal vizyonunu yeniden şekillendirmiş, sürrealizm ve Avant-garde akımlarını benimsemesine yardımcı olmuştu. Festivallere, sayısız eylem ve protestolara katılan Kusama, o zamanın ABD başkanı Richard Nixon’a Vietnam Savaşı’nı bitirmesi durumunda onunla beraber olmayı teklif ettiği bir mektup dahi göndermiş. Ne yazık ki ünü arttıkça bozulan sağlığı, geçirdiği zihinsel kriz, ona Japonya’ya dönmekten başka bir çare bırakmamış. Kendi isteğiyle bir akıl hastanesine yatan Kusama, caddenin karşısında ona tahsis edilen stüdyosunda yeni tablolarını tasarlamaya ve dünya genelindeki ününü sürdürmeye devam ediyor.

 

 

Yayoi Kusama’nın Bazı Çalışmaları

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?