Parametrik Tasarım ve ARCH 317 Sergisi

Kişisel fikir silahları

| Şubat 2018


Tasarım olgusu yüzyıllardır bilinç algımızı ve hayal gücümüzü çeşitli dışavurumlar ile somut kılıyor. Hayatlarımızın her noktasına nüfuz eden bu algı;  çağın gereksinimleri ile kendisine özgün bir devinim kazanıyor ve başta mimarlık olmak üzere birçok disiplin bu devinimin elle tutulur parçaları olarak bizden birisi oluyor.

Tasarım kişisel bir fikir silahı. Ancak günün birinde dünyaya yön verebilecek kadar da evrensel.

Tasarım süreci her tasarımcı için öznel bir ufukla başlıyor. Kimi zaman rastgele seçimler ve tesadüfi sonuçlar bu sürece yön verirken; belirli metotlara bağlı bilinçli kararlar da sürecin en önemli faktörü olabiliyor. İşte tam bu noktada, parametrik tasarımın kulaklarını çınlatmak için olabilecek en doğru noktada bulunuyoruz. Bugünlerde adını çok fazla duyuyoruz parametrik tasarımın. Ne yazık ki, kendisi hakkında yanlış anlaşılmalar da oldukça fazla. Teknoloji çağımızın birkaç akıllı programı ile ‘havalı’ bir şeyler tasarlamak olarak yaklaşan da var, Zaha Hadid diye öznelleştirip bitiren de. Anlayacağımız o ki, parametrik konusunda kafalar bir hayli karışık.

Parametrik tasarım, özellikle de mimarlık için bambaşka bir evren. Kendisine ufak bir kapı deliğinden göz attığımız zaman, büyüsüne kapılmamak ele değil. Parametrik tasarım, öncelikle tasarımcıya tasarım sürecini de tasarlayabilme şansı veriyor. Parametrik tasarım bir metot olarak kullanıldığı zaman, tasarım süreci birtakım değişkenlere bağlı olarak şekilleniyor. Rüzgarın yönü, kullanıcı yoğunluğu, yahut güneşin doğrultusu bunlardan yalnızca birkaçı.

ARCH 317 Parametrik Tasarım Stüdyosu bu dönem; Yavuz Baver Barut’un önderliğinde urban furnitures/ kent mobilyaları üzerine çalıştı.

Kampüs. Yerleşke.

Bir üniversite öğrencisi için, bilhassa bir mimarlık öğrencisi için yılın belirli dönemlerinde ‘ev’.

Yerleşkenin en dinamik parçaları olarak biz; bir kullanıcı olmaktan öte ev sahibiyiz. Ve bu dönem; Parametrik Tasarım Stüdyosu kampüsün alışılagelmiş, daha önce yadırganmamış, hatta göze dahi batmamış kimsesiz sosyal toplanma alanlarına ve yapay mobilyalarına olan karşıtlıklarını; kod temelli çalıştıkları parametrik parazitleri ile gösteriyor.

Tasarımlar süreç boyunca referanslarını; yerleşkenin fiziksel ve somut gereçlerinden, rüzgar ve güneş doğrultularından alıyor. Genellikle oturma üniteleri, cephe fonksiyonları, gölgelikler, ve bisiklet park alanlarına dair yapılan grup çalışmalarında; en sonunda üretilen ‘parazitler’ yerleşkenin yeni ev sahiplerine dönüşüyor. Ve en sonunda, sahip olduğu doğal ve somut referanslara rağmen unuttuğumuz ya da değerini bilmediğimiz ‘arda kalmış’ köşelerin nasıl da kampüsün yeni merkezleri haline geldiğine tanık oluyoruz.

Parametrik Tasarım Stüdyosunda tasarım süreci, alıştığımız stüdyolarımızdan biraz daha farklı gelişti. Öncelikle, kendisiyle pek de yakın olmadığımız ‘parametrik düşünme’ sürecine alıştık. Merkez kampüsün ana aksı üzerinde 6 spesifik alan ve bu alanların mevcut durum, gereksinim ve olanakları tartışıldı. Halihazırda olan yapıların çevrelerini tanımladığı merdivenler, kolonlar, köşeler gibi bize sunduğu referanslar; alanların potansiyel referansları ile birlikte düşünüldü; ve tasarım parametreleri her grup için belirlenmiş oldu. Tasarım sürecinde, NURBS tabanlı üç boyutlu modelleme programı olan Rhinoceros’un Grasshopper eklentisi kullanıldı. Matematiksel bağlantıları ile algoritmik tasarım imkânı sunan Grasshopper, parametrik tasarım için olmazsa olmaz. Gruplar, kendi alanları için belirlenmiş sabit ve değişken olarak tutulan çevre referans girdileri ile kendi kodlarını oluşturdular. Oluşturulan her tasarım, referanslardaki değişen parametreler doğrultusunda farklı varyasyonlar ile de somutlaştırıldı. Böylelikle belirlenen referansların tasarıma olan etkileri deneyimlenmiş oldu. Sürecin son kısmı sergi için fabrikasyon oldu. Üretilen varyasyonlar arasından seçilen; kampüsün yeni parazitleri 1/25 ölçeğinde somutlaştırıldı.

 

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?