Paper Roasting Coffee & Chocolate

Bestekâr'ın sokak dokusu, ev ortamının konforu; Paper

· | Eylül 2018


Ankara’nın “şehir” diye tabir ettiğimiz Çankaya’sında, üstelik tam kalbinde, Bestekar Sokak’ta yerini alıyor Paper Roasting Coffee & Chocolate. Günümüzde özellikle genç kitlenin uğrak noktası haline gelmiş 3. dalga kahveciler, sadece lezzetli ürünleriyle değil, tasarımsal tavırlarıyla da konuşulur oldular. Ne kadar çok müşteriye sahip olduklarıyla değil de, gelen misafirlerin ne kadar huzurlu ve kaliteli vakit geçirdiğiyle ilgileniyor, bu yeni nesil kahve dükkanları.

İyi bir kahve (bir taneyle kalmıyor genelde), lezzetli çikolata, kulağınıza çalınan hoş müzikler ve tüm bunları tamamlayan konsept bir mekân; Paper Roasting Coffee & Chocolate.

İçeri girdiğimiz andan itibaren Bestakâr’ın verdiği sokak kültürü ile burada yaratılan ev ortamı rahatlığının iç içeliği hissettiriyor kendini. Sokağın kendine has dokusu ve dinamizmi ortama da yayılmış durumda. Ev konforunda şehir deneyimi bir bakıma. İnce uzun bir alana yerleşmiş mekân, sanki derinlik hissi veriyor, bir tür mekansal akış sağlıyor. Sokaktan baktığımızda dahi mekânı katman katman ve kesintisiz görebiliyoruz. Gerek dekorasyonu, gerek mimari incelikleriyle genişlik hissi veriyor bize. Derken daha yakından keşfetmek istiyoruz burayı…

Mekânın önündeki açık alan tercih edilirse, ister bir varilin başında hızlıca iyi bir kahveyle ayılıp gidilebilir, ister kenardaki rahat minderlere ya da ahşap sandalyelere oturmayı seçip uzun sohbetlere dalınabilir. Bu anlamda mekân bize standart bir oturma sisteminden ziyade alana serpiştirilmiş alternatifler sunuyor. Ön terası çevreleyen dış parapetin alçaklığı ve üstüne yerleştirilmiş çevrel cam sayesinde sokak ve mekân arasında geçirgen bir dil kurmuş oluyoruz. Harpuştanın üstüne yer yer konulmuş peyzaj elemanları da terasın ruhunu yansıtan önemli unsurlar arasında.

Açık alan iç mekândan sürgülü bir camla ayrılıyor. Modüler bir sistemin tercih edilmiş oluşu dinamiklik katıyor buraya. Hem de Ankara iklimi göz önünde bulundurulduğunda kullanım kolaylığı sağlıyor. Mekânda ağırlıklı cam, ahşap ve metal kullanımı dikkatimizi çekse de yer yer farklı malzemelerin kullanılmış olması belli bir kontrast yakalamamızı sağlıyor ve tekdüzelikten uzak tutuyor.

Açık alanı geride bırakıp içeri geçtiğimizde bizi doğrudan bar karşılıyor. Yüksekliği insan ölçekleri göz önünde bulundurularak tasarlanmış olacak ki tezgâh, çalışanla aramızda bir sınır olmaktan çıkıyor. Mutfak kısmında içeceğimizin hazırlanıyor oluşunu görmek de deneyimimize ayrı bir şeffaflık katıyor. Bardan siparişimizi verip bize sunulan çeşitli oturma mekânlarından birine geçiyor ve seçmiş olduğumuz lezzetin gelmesini bekliyoruz. Bu servis sistemi hem mekân deneyimi hem de sirkülasyon açısından oldukça verimli sonuç veriyor bana kalırsa.

Barın yanından ilerliyoruz ve bizi “oturulabilen basamaklar” karşılıyor. Daha geniş ve sıklıkla açık alanlarda görmeye alışkın olduğum bu merdiven konsepti küçük ama kollektif bir alan yarattığından sıcak geliyor bana. İyi bir kot farkı değerlendirmesi, bir tür katman oyunu belki. Yarattığı sosyal mekân alternatifinden de öte, bu amfinin mekân algısını gizliden gizliye ikiye bölme görevi olduğuna inanıyorum. Alt kat kamusal bir çizgide tasarlanmışken üst taraf sanki “ev” konsepti etrafında şekillendirilmiş. Genel çerçevede, ortak alandan bireyselliğe giden bir akış yaratılmış.

Merdivenleri çıktığımızda bizi karşılayan mobilyalar, aydınlatmalar ve küçük dokunuşlar evde olma hissi veriyor sanki. Açık alanda bize sunulmuş olan alternatifler içeride de devam ediyor. İster berjerlere geçilip ikili sohbetler koyultulabilir, ister daha geniş gruplar halinde bir sehpanın başında kahveler yudumlanabilir. Üstelik farklı aktiviteler farklı farklı köşelere sıkışıp kalmıyor da, ortak alanda farklı deneyimler kendine yer bulabiliyor. Oturma grupları fonksiyonel hedefler doğrultusunda serpiştirilmiş oluyor mekâna.

Köşede duran sallanan sandalyeler ve antika radyonun arkalarında kalan modern duvar resmiyle oluşturduğu bütün ise zamansal ve mekânsal kontrastlar oluşturuyor zihnimizde. Bir diğer köşedeki dj setini de unutmamak gerek tabii… Mekânın arka kısmında bulunan uzun masa ise Paper’da sıklıkla düzenlenen workshoplar için tasarlanmış meğer. Etkinlik olmadığı vakitler de gelip kitaplar, dergiler yayıp bir şeyler okuyabilir, grup toplantıları yapabiliriz diye geçiriyorum içimden. Derken, çalışma köşesini fark ediyoruz. Herhangi bir duvar ya da kapıyla belli başlı bölünmüş olmasa da kuytuda olma hissi veriyor bu köşe. Hem kendinizle baş başa kalıp konsantre olmak, hem de gelip geçen insanlar ve değişen uğultularla dinamik bir çalışma ortamına sahip olmak mümkün bu mekânda.

Evde olma hissini veren ve bu konsepti tamamlayan önemli unsurlardan biri de perde seçimleri şüphesiz. Tiyatro perdesini anımsatan, iki kenarda kuşakla tutturulmuş kornişli, uzun perdeler aidiyet hissini pekiştiriyor. Üstelik oldukça işlevseller de. Aydınlatmanın ev tipi abajurlardan sağlanması ise yaratılmaya çalışılan sıcak ortamı destekler cinsten. Tavandan aydınlatılmış endüstriyel bir ortam yerine, köşelerden yayılan ve hafif loşluk sağlayan ışıklandırmalar tercih edilmiş. Işıkla ve tavan tasarımındaki çıplaklıkla sergilenmeye çalışılan tavır, minimalist etkisiyle bizi kucaklarken kamusal bir alanda bulunduğumuzu bize hatırlatıyor bir yandan.

Mekân, kot farkı ve yaratılan amfiyle her ne kadar bölünmüş olsa da zemin, duvar ve tavan tasarımının her yerde aynı oluşu bir devamlılık ve bütünlük sağlıyor. Mekân enlemesine bölünürken derinlik hissini kaybettirmiyor bizlere. Taşıyıcıların gizlenmeye çalışılmaması, tavandaki tesisatın açıkta olması da endüstriyel bir şıklık katıyor bu mekâna. Hiçbir şeyin mekânda gizlenmeyişi, tüm çıplaklığıyla varoluşu anlamsal bir samimiyet katıyor ortama. Bir yandan tüketeceğiniz lezzetlerin tadı damağınızda kalacak bir yandan da ortaya konulan tasarımsal tavır size yeni nesil bir şehir deneyimi yaşatacak, kuşkum yok. Tasarımın ve mekânsal ifadenin insan psikolojisine ve algısına olan ilgisini Paper ile bir kez daha keşfediyor, sizi de aramıza bekliyoruz.

Bi’ kahve daha?

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?