Pafta Öneriyor #10

Pafta Suggests #10

| Kasım 2020


 Film – İstanbul Kırmızısı

İstanbul Kırmızısı, 2016 yapımı Ferzan Özpetek’in ilk dram Türk filmidir. Ferzan Özpetek’in aynı isimli kitabından sinemaya uyarlanan film aslında yazarın kendi hayatının bir yansımasını sunuyor bizlere. Film, travmatik bir yaşantıyı gözler önüne sererek hayatın karmaşıklığını vurguluyor. Olay örgüsünün kopuk olması filmin seyirciler tarafından anlaşılmasını zorlaştırıyor. Bu zorluk Ferzan Özpetek’in kendi hayatına farklı bir gözden bakabilmesinden kaynaklanıyor. Bütünlüklü bakış açısı ile bize kendi hayatını sunarken aslında kişisel hayatının dışında gerçekleşen detayları vurgulamış oluyor.

İstanbul’u ezan sesleri, dar sokakları ve insanları ile ön plana çıkartan film olay dizisinden çok mekansallığı ön plana çıkartıyor. Bu mekansallık kavramının ön planda olması yazarın hayat tanımıdır. Yazar, hayatın tanımını şahsilikten oldukça uzak bir noktada kargaşanın kendisi olarak sunuyor izleyenlerine. Karakterlerin derinlikten uzak ve kendi yaşantılarından bile kopuk olarak canlandırılması da bu durumu doğrular nitelikte. Ferzan Özpetek bu filmiyle hayatın asıl bizim dışımızda yaşananları kapsadığını çok net bir biçimde vurguluyor.

Hayatı karmaşasıyla kabul etmek isteyenler için tavsiye edilir!

Movie – Istanbul Kırmızısı

Istanbul Kırmızısı, 2016, is Ferzan Özpetek’s first Turkish drama movie. The movie, which is adapted to cinema from Ferzan Özpetek’s book of the same name, actually presents a reflection of the author’s own life. The movie highlights the complexity of life by revealing a traumatic life. The fact that the plot is broken makes it challenging for the audience to understand the film. This challenge is due to the fact that Ferzan Özpetek can look at his own life from a different perspective. By offering us his own life from a holistic point of view, he actually emphasizes the details that take place outside of his personal life.

The movie, which highlights Istanbul with its azan sounds, narrow streets, and people, highlights the spatiality rather than the series of events. The fact that this concept of spatiality is at the forefront is the author’s life definition. The author presents the definition of life as the turmoil itself at a very distant point from personal to its audience. The portray of characters as far away from depth and disconnected even from their own lives also confirms this. With this movie, Ferzan Özpetek clearly emphasizes that life encompasses what happened outside of us.

It is recommended for those who want to accept life in its chaos!

Şarkı – Silver Springs

Silver Springs, Fleetwood Mac adlı grubun 1977 çıkışlı Rumours adlı albümünün bir şarkısıdır. Şarkının yazarı Stevie Nicks, bu şarkıyı ayrıldığı sevgilisi için yazmıştır. Özgün bir çıkış sebebi olmamasıyla beraber şarkının kendisi oldukça özgün duyguları barındırır. Stevie Nicks, yaşadığı aşkı Silver Springs ile sembolize ederek sevgisinin büyüklüğünü ifade eder. Şarkının sözleri ilişkide yaşanan hayal kırıklığını ve karşılıksız aşkı anlatır. Hem keyifli hem duygusal hisler uyandıran bir şarkı olmasıyla günümüze kadar özgünlüğünü korumuştur.

Her duygu durumuna eşlik edebilecek nitelikte bir şarkı arayanlara tavsiye edilir!

Song — Silver Springs

Silver Springs is a song from the 1977 album Rumours by Fleetwood Mac. The writer of the song, Stevie Nicks, wrote this song for her ex-boyfriend. Although there is no original aspect of its creation, the song itself contains quite original emotions. Stevie Nicks expresses the greatness of his love by symbolizing his love with Silver Springs. The lyrics of the song tell about disappointment and unrequited love in the relationship. It has preserved its authenticity until this day by being a song that evokes both pleasant and emotional feelings.

It is recommended to those who are looking for a song of quality that can accompany every state of emotion!

Kitap – Bir Çöküşün Öyküsü

Bir Çöküşün Öyküsü, Stefan Zweig’in kaleminden çıkan çarpıcı bir öyküdür. Bir zamanlar Fransız sarayında oldukça ilgi odağı ve söz sahibi olan aristokrat Madame de Prie’in yaşamına değinir öykü. Herkesi ve her şeyi idare etme isteğiyle yaşam enerjisi bulan hırs düşkünü Madame de Prie, gözden düşerek kral tarafından sürgüne gönderilir. Sürgün sebebiyle ihtişamlı alışkanlıklarının dışına çıkmak durumunda kalan Madame de Prie’in kendisiyle olan zihinsel savaşına tanıklık ediyoruz. Bu zihinsel savaş, yaşam bağlarını çevresiyle kurmuş biri olarak, bu ortamdan ayrılmanın ruhuna verdiği zararı sergiliyor. Yazar, kabullenememe duygusunun bir noktadan sonra insanı içten içe nasıl kemirdiğini gözler önüne seriyor. Stefan Zweig bu kitapta boşluğa düşen bir kadının adını yaşatmak için neleri göze alabildiğini ifade ediyor. Bu göze alış, mantıktan uzak ve akıl dışıdır. Bu öyküde de hırsı yüzünden gerçeklikten kopan bir bireyin gerçek anlamıyla kendi sonunu yazmasına şahit oluyoruz. Yazar, bu öykü ile kendi gelişimini başkaları üzerinden ifade eden insanların gidişatını ve sonunda da çöküşünü gözler önüne seriyor.

Bu öykü duygularını tanımak ve ilham almak isteyen herkese tavsiye edilir!

Book — Twilight

Twilight is a stunning story from Stefan Zweig’s pen. The story refers to the life of the aristocrat Madame de Prie, who once had a lot of attention and a voice in the French court. The ambitious Madame de Prie, who finds life energy with the desire to govern everyone and everything, is disgraced and exiled by the king. We are witnessing the mental battle of Madame de Prie herself, who has to go out of her glorious habits due to exile. This mental battle exhibits the damage to the soul of leaving this environment, as someone who has built the bonds of life with its environment. The author revelates how the feeling of unacceptance is at some point gnawing at a person inside. In this book, Stefan Zweig expresses what she can go through to keep her name after she has fallen into void. This process is far from logic and reason. In this story, we are witnessing an individual who literally writes her own ending because she cut her ties with reality due to her ambition. With this story, the author reveals the course of people who express their own development through others, and eventually their collapse.

This story is recommended to everyone who wants to understand their feelings and get inspired!

Editör / Editor: Saray Edanur Erdoğan

Çevirmen / Translator: Furkan Sülümen

Grafiker / Graphic Designer: Saray Edanur Erdoğan

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?