Organik Mimari 101: Şelale Evi

Organic Architecture 101: Fallingwater House

| Mayıs 2020


Bir mekanın kullanıcılarının mekandan aldığı verim ile mekanın tasarımının başarısı doğru orantılıdır. Bu başarıyı sağlamak için elbette kullanıcının istekleri, özellikleri ve de ihtiyaçları öncelikli olarak değerlendirilmelidir. İşte Organik Mimari’nin hedeflerinden biri de budur. İnsanı baz almak ve insan ölçeğine göre mekanlar yaratmak bu anlayışın en önemli ilkelerindendir. Tasarım sürecinde kullanıcıyı temel almanın yanı sıra çevre faktörü de önemli bir yere sahiptir. Mekanın çevresinden kopuk olmamasını sağlamak adına materyallere ve biçimsel ilişkiye önem verilmesinin üstünde duran  Organik Mimari anlayışı, en iyi Frank Lloyd Wright ile ifade edilmiş ve somutlaştırılmıştır. Epey meşhur olan Şelale Evi ise tam anlamıyla Organik Mimari’yi yansıtması sebebiyle bu anlayışın betondan bir temsilcisi olarak kabul edilir.

The success of a place is directly proportional with the efficiency it gets from its users. Achieving this success, of course, requires setting the priorities as the users’ wishes, specifications, and needs. This is one of the main purposes of organic architecture. To predicate on human and create places to human scale are some of the most important principles of this approach. Besides being user-centered, the factor of the environment has a very important place in the design process, too.  Emphasizing the importance of material and morphological relations in order to prevent the place from being disconnected from the environment, The Organic Approach to Architecture was best expressed and embodied by Frank Lloyd Wright. The quite famous Fallingwater House is accepted as the concrete representative of organic architecture, for it reflects the approach completely.

Frank Lloyd Wright, Fallingwater (Edgar J. Kaufmann House), Mill Run, Pennsylvania, 1935, Color pencil on tracing paper, 15-3/8 x 27-1/4 inches, , © The Frank Lloyd Wright Foundation

Organik Mimari ilkeleri kullanılarak tasarlanan yapılarda öne çıkan en önemli özellik çevresel bütünlüktür diyebiliriz. Bu anlayışa göre tasarım sürecine sokulan yapılar topografiye, iklime, doğal çevresine ve konumuna göre şekil alır. Form, materyaller ve organizasyon böylelikle bir çerçeveye oturtulur. Bu noktada adaptasyon kelimesini Organik Mimari anlayışını ifade etmek için doğru buluyorum. İnsan hizmetine sokulmak için tasarlanan yapıların çevreye adapte edilmesi elbette insanın ve de yapının uyumu açısından doğru bir stratejidir. Başka bir açıdan bakıldığından da bu sürecin epey zor olduğunu söyleyebiliriz çünkü doğa ve insan ne yaparsak yapalım bir noktada birbirleriyle çatışmaktan geri duramayacaklardır. Güvenlik, dayanıklılık ve maliyet açısından düşünüldüğünde mimarların materyal, strüktür ve konum gibi konularda çok iyi seçimler yapması ve titiz davranmaları gerekmektedir.

We can say that the most important and prominent property of the buildings designed on the principles of the Organic Approach to Architecture is the integrity. According to this approach, the structures in the process of design take shape by topography, climate, their natural environment, and location. This way; form, materials, and organization are taken into one frame. At this point, I find it convenient to use the word “adaptation” to express organic architecture. Of course, it is the right strategy to adapt buildings that are going to be put into human service to their environment, regarding the harmony of the structure and people. From another point of view, we can say that this process would be a challenging one since human and nature cannot keep from conflicting. When security, endurance, and cost are taken into consideration; it is important for architects to prioritize the selection of material, structure, and location.

Frank Lloyd Wright, Fallingwater, steps to stream (Edgar J. Kaufmann House), Bear Run, Pennsylvania (photo: Daderot, CC0 1.0) http://commons.wikimedia.org/wiki/File:Fallingwater_-_DSC05639.JPG

Şelale Evi, organik mimarinin form ve fonksiyon birdir ilkesini takip eder. Bu sebeple de hacimler iç mekan baz alınarak tasarlanmıştır. İç içe geçen yatay ve düşey hacimler evin mekanlarını tanımlamıştır ve mekanda da genellikle de yatay doğrultuda ilerleyen hacimler kullanılmıştır. Düşey ve yatay yüzeylerde farklı materyallerin kullanılması aralarındaki ilişkiyi vurgulamıştır. Materyaller aynı zamanda mekanın çevresiyle ilişkisi dikkate alınarak seçilmiştir. Bir diğer özellik olan asimetri ise hacimsel ve fonksiyonel özelliklerle elde edilmiştir. Doğayla, daha doğrusu çevresiyle olan etkileşim o kadar güçlüdür ki yapının konumu kayalıklar üstündedir ve içinden mekanın adını aldığı şelale geçer. Şelale Evi’nin çevresi dinamiktir. Sürekli bir devinim içinde olan doğayı, ağaçları veya en basitinden şelaleyi ev ile birlikte düşündüğümüzde evin de dinamik olmasını bekleriz. Hacimsel ilişkiler, materyal farklılıkları ve asimetri işte tam da bu noktada buluşur ve açık açık doğadan alınan ilhamı ifade ederler. Şelale Evi’nin en büyük problemi ise ne yazık ki dayanıklılıktır. İnşası tamamlandıktan sonra birçok kez restorasyona uğramıştır. Yapıyı desteklemesi gereken elemanların yetersiz kalmasından dolayı ev kendini taşıyamaz duruma gelmiştir ve bir an önce onarılması gereken iki koca çatlak oluşturmuştur.

The Fallingwater House follows the “form and function are one” principle of organic architecture. This is why the areas and volumes were designed based on interiors. The telescopic horizontal and vertical dimensions completed the spaces of the house, in which vertically directed dimensions were mostly used. Usage of different materials on horizontal and vertical surfaces emphasized the relationship between them. The relationship of the place to its environment was considered during material selection. Another characteristic, asymmetry, was acquired by volumetric and functional properties. The interaction with nature –environment, adjacencies to be more specific– is so strong that the structure is located on a crag and the fountain which gave the house its name passes through it. The Fallingwater House is in a dynamic area. When we consider the nature that is in constant motion, the trees or even the fountain; we expect the house to be dynamic, too. Volumetric relations, material differences, and asymmetry meet at this exact point and express the inspiration originated in nature very explicitly. Unfortunately, the problem of the Fallingwater House is endurance. It was restored several times after it was built. Because of the inefficiency of the elements which were supposed to support the building, the house lost its ability to carry itself and there became two large cracks that need to be repaired as soon as possible.

Frank Lloyd Wright, Fallingwater, detail with tree (Edgar J. Kaufmann House), 1937 (photo: Daderot, CC0 1.0) http://commons.wikimedia.org/wiki/File:Fallingwater_detail_-_DSC05656.JPG

Frank Lloyd Wright, Fallingwater, steps to stream (aka Kaufmann Residence), Bear Run, Pennsylvania (photo: Daderot, CC0 1.0) http://commons.wikimedia.org/wiki/File:Fallingwater_-_DSC05600.JPG

Fonksiyon kavramı en çok iç mekanda anlam kazanmıştır çünkü mekanın kullanıcılarına hizmet ettiği asıl nokta orasıdır. Wright, iç mekanda kullanım kolaylığına, konfora ve bütünlüğe dayalı bir tasarıma imza atmıştır. Sirkülasyonun sağlanması ve kolaylık adına evi çok fazla oda oda bölmemiştir ve serbest bir alan yaratmıştır. İç mekanda bütünlüğü bu şekilde sağlayan Wright, aynı zamanda teraslara açılan cam kapılarla ve çokça pencere kullanımıyla dış mekanın ve iç mekanın bütünlüğünü de sağlamıştır. Geniş pencerelerin mekanı dışarı ile birleştirmesinin başka bir örneğini diğer materyallere dikkat ederek de görebiliriz. Zeminde ve duvarlarda kullanılan taşlar mekanın dışı ile direkt bir bağlantı içerisindelerdir. Genellikle fonksiyonun ön planda olmasının bir getirisi olan sadelik, renk skalası ile de kendini göstermiştir ve mekan ile uyum sağlamıştır. Çevresel faktörler çoğu noktada ne kadar başarılı uygulansa da şelalenin sebep olduğu ses içinde yaşayanlara büyük bir problem yaratmıştır. Ses problemi beklenmedik bir sonuç değildir elbette. Bu problemi içinden şelale geçen ve birçok doğal güzelliğin çevrelediği bir evde oturmanın küçük bir bedeli olarak nitelendirirsek çok daha masum duracaktır.

The notion of function owes most of its meaning to the interior because that is where the place serves its user the most. Wright put his signature under a design that was based on practicality, comfort, and integrity on the interior. In order to provide circulation and convenience, he did not divide the house into too many rooms and thus created a free space. Acquiring wholeness this way, Wright also ensured the entirety of the interior with the exterior by using glass doors that open to the terraces and plenty of windows. We can see how the large windows unite the place with the outside also by looking at the other materials carefully. The stones used in the floor and the walls are in a direct connection with the outside of the building. Simplicity, which often comes with the prioritization of functionality, showed itself through the color scale and complied with the place. No matter how successful the environmental factors were, the noise of the fountain became a big problem for those who lived in the house. Yet again, the issue of noise was not unexpected. It would be more innocent if we described this problem as a small price for living in a house surrounded by many natural beauties with a fountain going through it.

Frank Lloyd Wright, Fallingwater (Edgar Kauffmann House), Bear Run, Pennsylvannia, 1937 (photo: Lykantrop) http://commons.wikimedia.org/wiki/File:Frank_Lloyd_Wright_-_Fallingwater_interior_2.JPG

Fallingwater by Frank Lloyd Wright

Fallingwater by Frank Lloyd Wright

Detaylar birbirleriyle birleştiklerinde anlamlı bir kompoziyon oluşturuyorlarsa başarı elde edilmiştir demektir. Şelale Evi de bu başarıyı çok açık ve mütevazı bir biçimde sergiliyor. Yapısal birkaç problem her ne kadar yaşanılabilirliği etkilese de Şelale Evi’nin bu başarısını gölgeleyemiyor. Evin dayanıklılık konusunda yaşattığı problemler senelerce tartışılmış olsa da bu konuya biraz anlayışla yaklaşılması gerektiğini düşünüyorum. “Hiçbir şey mükemmel değildir.” klişesi bu noktada devreye giriyor benim için. Bazen madalyonun bir yüzünün güzelliği adına diğerinin en baştan sessizce kabul edilmesi gerekiyor. Bu denli özgün ve kendini UNESCO Dünya Miras Listesi’nde gösterebilmiş bir yapı kusurlarının düzeltilmesi ve onarılması koşuluyla sert eleştirilere maruz kalmamalıdır. Organik Mimari konsepti uygulanırken bu sebeple çok titiz olunmalıdır. Adaptasyon sürecinde insan, mekan veya güvenlik gibi unsurların birbirleriyle bağlantıları tekrar tekrar gözden geçirilmelidir ve gelecekte de meydana gelebilecek sorunlar ön görülebilmelidir. Organik Mimari içerebileceği bu risklere ve tasarım sürecinin gerektirdiği zorluklara rağmen form-fonksiyon, materyal-çevre veya form-çevre gibi ilişkilerin öne çıkarılması açısından modern mimaride önemli bir yere sahip olmuştur.

Success is found if the details create a meaningful composition when put together. The Fallingwater House shows this success explicitly and very humbly. The presence of a few structural problems that affect habitability negatively cannot overshadow this success. Even though the issues of the house, regarding endurance, were discussed for years; I believe it deserves a more understanding approach. The old cliché, “Nothing is perfect.”, comes into the stage for me at this point. If we want the good side of the coin, we sometimes need to accept the other one as it is. A building that is this original and made it to the UNESCO World Heritage List does not deserve this much of a severe criticism, on the condition that its flaws and problems are fixed. This is why one should be very careful when applying the Organic Approach to Architecture. During its adaptation process, the elements such as that of human, space, security, etc. and their relationships should be reviewed with the future and the possible problems in mind. Despite these risks, it might contain and the difficulties that come with the designing process, organic architecture has earned an important place in modern architecture regarding its prioritization of the relationships among form-function, material-environment, or form-environment.

 

Çevirmen/Translator: Deniz Karaytuğ

Grafiker/Graphic Designer: Görkay Düzgün

 

Kaynakça/References:

“Designing Fallingwater.” Fallingwater, fallingwater.org/history/about-fallingwater/designing-fallingwater/.

“Fallingwater by Frank Lloyd Wright (Article).” Khan Academy, Khan Academy, www.khanacademy.org/humanities/ap-art-history/later-europe-and-americas/modernity-ap/a/frank-lloyd-wright-fallingwater.

Gibson, Eleanor. “Frank Lloyd Wright Integrates Architecture into Nature at Fallingwater.” Dezeen, 25 Feb. 2019, www.dezeen.com/2017/06/07/fallingwater-frank-lloyd-wright-pennsylvania-house-usa-150th-birthday/.

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?