Ophelia

Ophelia

| Aralık 2019


Caravane

Hamlet’in Ophelia’ya söylediği gibi:

‘’ Tanrı sana bir yüz vermiş, sen tutup başka bir yüz yapıyorsun kendine. ‘’
Şiddetle katılmıyorum. Hatta Shakespeare gelsin uzunca dertleşelim: ben, diğer ben, bir benzerim. Hayatımızda öyle anlar var ki şaşırıp kalıyoruz kim olduğumuza ve yine öyle anlar var ki sonsuza kadar sürsün istiyoruz. Dans etmenin büyüsü ve müziğin aldatışı bizi. Tıpkı Hamlet’in Ophelia’ya olan aşkı gibi hayatla yaptığımız raks*. Bir ileri, bir geri… Ophelia karşısındaki Hamlet ve Claudius karşısındaki Hamlet… Biri aşk dolu biri nefret. Bizi duygularımız yönlendiriyor ve bunu müziğimize aktarıyoruz. Müzik değiştikçe ‘’ben’’ler değişiyor. Hayatla olan dansımızda ise bu farklı ‘’ben’’leri duygular değiştikçe görüyoruz.
*raks: Bir tür dans, salınım.

 

  As Hamlet told Ophelia:

“God gave you a face, yet you create yourself another.”
     I strongly disagree. In fact, we could argue with Shakespeare himself if he were here; me, the other me, and my resemblance. There are such moments in life that even we are surprised to see who we are and such others that we wish would not ever end, that is, the spell of dancing and the deception of music. The dance we have with life is just like Hamlet’s love for Ophelia: Back and forth, again and again. Hamlet facing Ophelia and Hamlet facing Claudius… One is full of love, the other of hatred. Our emotions lead us and thus we narrate our music. As the music changes, the “I”s change. When it comes to our dance with life, we see those “I”s alongside the change of feelings.

 

  ‘’ Beni nasıl görüyorsunuz? ‘’
Her hikayenin farklı yüzleri olduğu gibi her insanın da farklı yüzleri var. Biri dış dünyayla paylaştığımız diğeri içimizde sakladığımız. Her birimizin farklı yüzleri, ışık ve sesle dengelenen bu ikilikte ortaya çıkıyor. Ophelia’nın nazarında Hamlet, aslında Hamlet’in içinde sakladığı iyi. İçimizde sakladığımız, büyüttüğümüz, göstermekten çekindiğimiz duyguların yegane temsil şekli müzik. Ses… Duyduklarımız heyecanlandırıyor bizi.

 

“How do you see me?”
     Just like how every story has different faces, all people have different faces, too. One, the one we share with the outside world and the other, the one that we hide within ourselves. The different faces of every one of us show themselves in this balance of light and sound. In the eyes of Ophelia, Hamlet is the good he hides within himself. The sole representation of the feelings we hide, grow, and are afraid to share is music. Sound… What we hear excites us.

 

‘’ Sesin varsa, kullanabiliyorsan sesini, konuş benimle. ‘’
İzin vermek lazım şarkıların bizimle konuşmasına. Sözünü bilmediklerimizle ise dans etmek en güzeli. Bir şarkının sözleriyle veya bir müziğin ritmiyle bambaşka biri oluyoruz. Müziklerimiz hafızamızın arşivi aslında. Düşünüp raflara kaldırdığımız her bir söz bize ait. Seçtiğimiz ‘’biz’’lere. Eğer kendi sesimizi duyamaz olursak bir gün, kim ne der diye düşünmeden yollara düşmeliyiz. Yeni sesler, yeni sözler, yeni ‘’ben’’ler için. Çoğunlukla müzikte ve sözde hayaller kuruyoruz ama sonra sokağa çıkıp hepsini tek tek gömüyoruz. Hayatın aklımızdakiyle pek bir alakası yok gibi.

 

“If you have a voice, if you can use it, talk to me.”
     We need to let the songs speak to us. When it comes to the ones of which we do not know the lyrics, to dance with them is the best option. We become a whole other person with the lyrics of a song or the rhythm of a music. As a matter of fact, music is the archive of our memories. We own every word that we think of and lay aside, they belong to all the “I”s we choose. If there comes a day that we cannot hear our own voice, we need to hit the roads without considering what others would say; for new sounds, new words, and new “I”s. We mostly dream with music and words but then we go outside and bury all one by one. Life does not seem to have much of a relationship with what we have in mind.

 

 

‘’ Ne demek oluyor bu efendimiz? ‘’
Şöyle ki, ya bir sebebin yokluğu sebebin ta kendisiyse? Kendimiz olmamak için hiçbir sebebimiz yok, yine birçok ‘’ben’’ olmaması için de hiçbir sebep yok. Bu karışıklık, sözlerini unuttuğumuz şarkılara yeni sözler uydurarak devam etmeye benziyor. Rafa kaldırdığımız sözleri her zaman hatırlamayabiliriz. Her yolculuğa aynı ‘’ben’’ olarak çıkamayabiliriz. Her hayal gerçekle kesişmeyebilir. Fakat böyle durumlarda deliliğin eşiğindeki Ophelia olmaktansa kendimiz için bir evren olabiliriz. Göstermekten çekindiğimiz ‘’ben’’ler ile birlikte ses çıkarabiliriz.

 

Hayatla raks etmek gerek. Müziklerce, sözlerce ve ‘’ben’’lerce …

 

“What is this supposed to mean, sir?”
     Say, what if the lack of a reason is the reason itself? There is no reason for us not to be ourselves, yet again, no reason for multiple “I”s not to exist. This mess resembles how we make up the lyrics we forgot and keep singing. We may not always remember the words we set aside. We may not start every journey as the same “I”. Not every dream has to intersect reality. However, in situations like this, we could be a universe for our own instead of being Ophelia, bordering on insanity. We can make a sound with the “I”s we are so timid of showing.

 

One needs to dance with life; with music, words and ‘’I’’s…

 

 

Yardımcı Editor/ Assistant Editor: Görkay Düzgün
Grafiker/ Graphic Designer: Şule Dilara Kipel
Çevirmen/ Translator: Deniz Karaytuğ

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?