Moskova; Neler Klişe, Neler Değil?

Moskova'nın sanata düşkün insanları, müze metroları ve soğuktan hissedilmeyen ayaklar...

| Eylül 2018


 

 

Kızıl Meydan’ın önünde fotoğraf çekilip Kremlin Sarayı’nı gördüğünüzde Moskova tecrübeniz tamamlanmış olur mu? ‘Moskova’da Görmeniz Gereken 10 Yer’ rehberine her yerden ulaşabilirsiniz, bu yüzden orada yaşayan ve Moskova’nın her köşesinden keyif alan insanlar gibi anlatacağım size bu şehri.

 

 

 

 

Moskova güne erken başlar, sabahın altısında metroya akın eden bir insan kalabalığı ile karşılaşırsınız. Bütün şehir o metro ağının üzerine kurulduğu için gideceğiniz her yere metro ile ulaşabilirsiniz. Hatta Moskova’da adres yazılırken sonuna mutlaka metro durağı eklenir. Bu yoğunlukta metronun güzelliği de bir artıdır yolcular için. Sonradan eklenen yeni istasyonlar dışında her istasyon birbirinden farklı bir sanat eseri niteliğindedir, hepsinin ortak paydası ise değişmeyen eski tren rayı kokusudur. Stalin, yapımında tüm halkın çalıştığı bu metro sisteminin gerek fikir olarak, gerek mimari ve sanatsal yansımalar ile komünizmi ölümsüzleştirilmesini istemiştir. Kısaca, 70 metre derinliğinde bir müze gibi de düşünebiliriz metroyu.

 

 

 

 

Moskova’da günler erken başladığı kadar da geç biter. Günün her saati, her köşede bir kıpırtı vardır. Vakit geçirecek ilgi çekici bir şey her zaman vardır. Havanın güzelleştiği günden sonbahar yağmurlarına kadar Gorky Park insanların enerjisiyle dolup taşar. Özellikle yazın son günlerinde hafif esintili bir akşamda Gorky’de açık hava film gösterimine denk gelmek büyük keyiftir. Aynı Klaus Meine’in Wind of Change’de söylediği gibi;

“I follow the Moskva

Down to Gorky Park

Listening to the wind of change”.

 

 

İnsanların belki de Sovyetler zamanında yetişme şeklinden kaynaklıdır ve nesilden nesile taşınmıştır, sanata ufak da olsa ilgisi olmayan tek bir kimse bulamazsınız. Türkiye’de çoğu insanın ne olduğunu bile bilmediği opera dürbünü her evde mevcuttur. Herkes elbet meşhur Bolshoi Tiyatrosu’nda bir bale eseri izleme şansı yakalamıştır. Bilet bulmak da oldukça zordur yoğunluktan ötürü. Ancak uğraştığınıza değer, yedinci kattan izlemek zorunda kalsanız bile. Opera, bale kültürleri bizim alışkın olduğumuzdan çok daha ciddidir. Her tiyatroda uyulan bir kıyafet yönetmeliğinin yanı sıra Bolshoi Tiyatrosu, dünya çapındaki en prestijli tiyatrolardandır, bu sebeple insanları, izleyecekleri bale başlamadan önce ellerinde şampanya kadehleri, üzerlerinde yere uzanan tuvaletler ve şık smokinler içinde görebilirsiniz. İşin ilginç yanı, bu kasıntılıktan ziyade tamamen saygının göstergesidir. Tüm bunların yanında sanat, sokaktan da eksik olmaz. Sokak gitaristlerinin yanında davullarını kuranları bile görebilirsiniz. En keyiflisi de sokakta yürüyen genç, yaşlı herkesin gerek dans ederek, gerek şarkı söyleyerek eşlik etmesidir sanatçılara.

 

 

 

 

 

 

Seyahatlerin en önemli parçalarından biri de yemektir muhtemelen.. Moskova seneler içinde o kadar metropolleşmiştir ki aradığınız her mutfağa ait tadacak bir şey bulabilirsiniz, ironik de olsa biraz Amerikanvari… Ancak Rus mutfağının yeri ayrıdır benim için. Sabah kahvaltısında kreplerinin yanında füme somon yemeye bayılırlar. Öğleden sonra çay içerken hem içine reçel koyarlar hem de yanında tatlı yerler, kısacası tatlıya düşkündürler. Borş çorbasının namını herkes duymuştur zaten diye düşünüyorum. Aslen savaş zamanındaki kıtlıktan, ne var ne yok karıştıralım, mantığıyla ortaya çıkmış olsa da, şu an Rus mutfağının en lezzetli simgelerindendir. Asıl merak edilen soruya gelecek olursak, Ruslar gerçekten ne kadar vodka içiyor? Genç kesimin tercihleri dünyanın kalanından çok farklı olmasa da yaşı ilerlemiş insanlar gerçekten de vodkaya düşkündür. Ancak kahvaltıda vodka içtikleri maalesef doğru değil…

 

Sokolniki Park   

     

Son olarak da bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek istiyorum. Evet, Moskova’da kışın -40 dereceleri görüyor olsanız bile yazın da sıcaktan kavrulmanız mümkün. Dört mevsim donarak geçmiyor anlayacağınız fakat kış soğuğu da cidden içinize işliyor… Her ne kadar karlar altındaki Moskova’ya bayılsam, Park Sokolniki’de buz pateni yapmaktan inanılmaz keyif alsam da bahar aylarında veya yazın ziyaret etmek daha keyifli olabilir sizin için. Zira küçük kardeşimin soğuktan ayaklarını hissetmediği için ağladığını hatırlarım..

 

REFERANS

https://fineartamerica.com/featured/moscow-underground-station-dave-les-jacobs.html

http://www.creativevisualart.com/2013/05/21/11-of-moscows-most-beautiful-metro-stations

https://fototips.ru/art/25-kadrov-anri-karte-bressona-iz-sovetskogo-soyuza-1954-goda/

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?