Minimalizm vs Brütalizm

Hangi akım daha öz, daha sade ve daha çıplak...

| Temmuz 2018


‘Neyi neden tasarlıyoruz?’ gibi bir soruyla başlayacak olursam bu yazıya, ihtiyaçtan doğan, objelere bir fonksiyon adaması diyebiliriz. Bunun insanlara farklı yansıması, yani tasarlanan objelerin, binaların dünyanın her yerinde aynı olmamasının sebebi ise zincirleme olarak, kültür ve ihtiyaç duyulan obje farklılığı gibi bir bağlamla açıklanabilir. Kültür kim olduğumuzu tanımlamaksa, yani enlem, iklim, atmosfer, çevre ve yüzyıllardır orada yaşıyor olmanın birikimiyle gelen dekorasyon gelenekleri, yaşam tarzlarından doğan bir öz yaratmak ise, bunun çıplaklığına ve obje fonksiyonuna inmek, ‘özü insandan bağımsız tutmaktır. Yani bize hizmet eden objeler yaratıp, bunu süsleyip, ‘geleneksel tasarım anlayışı’ diye yedirirsek, minimal yaklaşım, objenin ‘çıplaklığıdır’. Minimalizm başlı başına bir kültür yaratmayı amaçlar ve bu kültürün odağı sadeliktir. Bu yüzden Minimalizm aynı zamanda insanın daha az stresli yaşaması manasına denk gelir. Minimalism: A documentory on important things  isimli belgeselde tüketim toplumu eleştirisi yapılmaktadır. Tüketim arttıkça aç gözlülüğü artan insanoğlunun, tatminsiz canlılara dönüştüğü öne sürülmektedir.

Mimari ve tasarım anlayışı dışında bir yaşam algısına dönüşen minimalizm, insanların kendilerini lükse adamalarının dışında bir yaşam rotası çizer. Yani bisiklete binmek, vejetaryen olmak gibi aklınıza ilk saniyede gelen basit örneklerin devamı bu algıyı oluşturmakta. Nordik Avrupa ülkelerinin yaşam tarzı olarak da örnek gösterilebilir, mesela İsveç gibi ülkelerdeki Protestan yaşam algısı, insanların mütevazı hayat sürmeleri gibi. Ikea gibi bir mobilya markasının oradan çıktığına şaşırmamak lazım… ‘The Girl Before‘ isimli kitabın yazarı JP Delaney, minimalizmin mimari bir bağlamda bir ‘takıntı’ ifadesi olduğunu öne sürer. Yaptığı eve takıntılı olan bir mimar ve evde yaşayan kadınları anlatan kitapta minimal tasarım ön plana çıkıyor.

Mimaride minimalizmin en önemli ifadelerinden biri, ışığın kullanımıdır. Evin aldığı gün ışığı kayda değer bir düzeydedir. Camlar için hiçbir ekstra çerçeve kullanılmamıştır.

Sadece beyaz ve sadece sade olan, Hollywood’daki bu evin tasarımına bakın. İnsan bu tip bir yerde yaşarken, kendi ‘öz’ünü düşünmek dışında pek de bir düşünce kalabalığına kapılamazmış gibi görünüyor.

Minimalizm objeyi en basit fonksiyonuna indirmekse, yani yaşanılan yerde ön plana çıkan sadece yaşamın ta kendisidir, yaşamayı vurgulamaktır, o zaman genişlemek istediğinde ne yapar? Modular bir tekrara girer. Bunun en iyi örneğini müzik bağlamında verebileceğime inanıyorum. Fransız bir kompozitör olan Yann Tiersen‘in bestelerine göz atalım. Nakaratta girilen tekrarlar, aslında bestenin çok da komplike olmadığını, ancak bir o kadar dahice düşünülmüş ve duyguları aktarırken asla aşırıya kaçmadan, sade tonlamaların oluşturduğu harmonik bileşimlerle insanı sürükleyen bir yapıya sahip. Aynı kendi rutin düşüncelerimizin tekrarında aradığımız huzur gibi…

Peki minimalizmi zarafet olarak tanımlarsak, brütalizm vahşet midir? Brütalizm, dürüstlüktür… Brütalizm o objeyi veya mimariyi soymaktır, çıplak bırakmaktır. Hangisi daha özdür? Minimalizm zarif bir obje yaratırken, brutalizm, gaddarca soyar o objeyi. Minimalizm beyaz bir tasarıyken, brutalizm gri bir lekedir.

Brütalizm tam olarak modernizm değil, bir tahavvülü gibi veya alt kategorisi de diyebiliriz. Le Corbusier’in Unité  d’Habitation’uyla 1950’lerde başlayan Brütalist akım, mimarlık tarihi odaklı bakıldığında kimi için ise Modernizm ve Postmodernizm arasındaki bir geçiş sürecidir. Brütalizm kelimesi İngilizce’de gaddar, acımasızanlamına gelen brutal kelimesinden değil, Fransızca bir tabir olan béton brut, yani işlenmemiş betondan gelir. Brütalist akımda ön plana çıkan beton olsa da, sadece işlenmemiş beton değil, işlenmemiş malzemelerin içinde boyanmamış çelik ve camı da içerir. Mesela Paris’teki Centre Pompidou binası da bir brütalist mimari örneğidir.

Beton, içine konduğu kalıbın şeklini alır, dökme betonla zemin ve duvar yapıldığında, betonun çıplaklığı, istenilen formu ‘dürüstçe‘ vurgular, ki bu kelime brütalist ideolojinin en açık özünü vurgulamak için kullanılır. Brütalizmi anlamak ve müteşekkir olmak, binanın içinde yaşayan, çalışan ve binayı kullananlara kalmıştır. Bu tip binalarda yaşamak demek, dikkat dağıtıcı elemanların bulunmaması demektir. Ne süslü alçılardan yapılan şekiller vardır, ‘Barok’ mimarisinde görüldüğü gibi, ne de Brütalist bir mimariyi tamamlamak için ekstraya kaçan detaylı ve süslü mobilyalar mevcuttur.

Minimalizmdeki ışığın kullanımı kadar, Brütalizmdeki gün ışığı önündeki çıplaklık önemlidir. Brütalizmin ilk ve en önemli örneklerinden; 1972 yılında Londra’da inşa edilen, Trellick Tower. ‘Terör Kulesi’ olarak da anılan bir bina…

Kaliforniya’daki Geisel Kütüphanesi

Daha fazla brütalist bina için; http://umityaldiz.com/2016/12/20/siyah-beyaz-fotograflarla-brutalist-binalarin-guzellikleri/

Binalar adeta bir savaşçı gibi saldırgan, ancak eski bir kabileye aitmişçesine süsten uzak, olduğu gibi, çırılçıplak… Tabii sosyo ekonomik olarak 2. dünya savaşı dönemi ve sonrasını takip etmesinin de büyük önemi var. Yavaş yavaş unutulan bu mimari tarzın, güncel olarak en önemli örneklerinden olarak Tadao Ando’nun tarzını ve binalarını gösterebiliriz.

‘Church of Light’ isimli katedrali kimi kaynaklarca, sembolist yaklaşımından dolayı da minimal olarak gösterilse de, çıplak bir beton kullanımı mevcuttur. Ancak cephelerdeki beton kullanımı, saldırgan bir tavırdansa, zarafet içinde yükselmektedir.

 

Minimalizm ve brütalizm arasında kesin bir fark vardır diyebilir miyiz? İsim bazlı beyin fırtınası yapacak olursak, bir tasarıyı, objeyi veya fikri, minimal olarak, yani ne ekstra bir efor, ne de bir göz boyama karmaşasından uzak bir şekilde sunmak, ‘mini’ bir öge… Brütalizm ise bir ögenin, boyutundan bağımsız olarak, ‘brüt’ yani çıplak olması. Minimal bina tasarımlarındaki zarafeti her zaman brütalist mimaride bulamayabiliriz, tam tersine biraz daha göz korkutucu gelebilir. Sanki savaştan sonra insanları korkutan, üstlerinde inanılmaz bir otorite sağlayan bu binaların yanında insan vücudu bu binaların dik duruşuna erişemiyor gibi… Kalanı ise biraz daha öznel bir yoruma tekabül ediyor.

 

 

REFERANSLAR

What do we Mean by Brutalist Architecture ?

https://www.goodreads.com/book/show/28016509-the-girl-before

https://www.archdaily.com/151227/ad-classics-trellick-tower-erno-goldfinger

https://www.archdaily.com/101260/ad-classics-church-of-the-light-tadao-ando

https://www.homify.com.tr/yeni_fikirler/7497/bruetalist-mimari

Siyah Beyaz Fotoğraflarla Brutalist Binaların Güzellikleri

What Is Minimalism?

 

 

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?