Mimiklerin Sanatı: Pandomim

The Art Of Mimics: Pantomime

| Mayıs 2020


 

Hep kelimelerin ne kadar güçlü etkileri olduğundan bahsedilir. Kelimeleri doğru yerde, doğru bir şekilde kullanırsak etkileyemeyeceğimiz insan olmadığından… Hatta bu inancımızı doğru çıkaracak bir sürü örnekten bahsedebiliriz. Bunun için açılmış özel kurslar var: topluluk önünde konuşma kursları, hitap, telaffuz yani diksiyon kursları gibi… Sırf biz dilimizi geliştirelim ve daha etkileyici konuşalım diye. Peki ya kelimeler olmadan da bunları başarabileceğinizi söyleseydim inanır mıydınız? Ya da daha önce hiç kelimeler kadar güçlü bir şeyin varlığı üstüne düşündünüz mü? İşte tam da bunları sorguladığım ve biraz izole olduğum şu dönemde bu sorunun cevabını buldum. “Susmak” ama nasıl bir susmak? Cevabım kelimelerden güçlü olan mimiklerimiz ve beden dilimiz. “Pandomim” ise tamamen bunları kullanarak oluşturduğumuz bir sanat. Bir çeşit sessiz tiyatro olan pandomim; en basit şekliyle insanların duygularını mimikleriyle, el-kol ve beden hareketleriyle ifade etme sanatıdır. Kökleri düşündüğünüzden çok daha geçmiş zamanlara dayanıyor.

It is always talked about how words have powerful effects. And there are no people we can’t influence if we use words in the right time and right place. We can even give a lot of examples that would prove this belief to be right. There are special courses for this such as public speaking courses, speech, pronunciation or diction courses. They exist in order for us to improve our language and talk more impressively. But if I told you that you could achieve this without words, would you believe it? Or have you ever thought about the existence of something as powerful as words? I found the answer to this question right at the time while I was questioning them and being a bit isolated. ”Being quiet” but what kind of quiet? My answer is our gestures and body language, which are stronger than words. “Pantomime” is an art that we create entirely by using them. Pantomime, a kind of silent theatre, is simply the art of expressing people’s feelings through gestures, and body movements. Its roots date back to a lot further than you think.

 

 

Pandomim, aslında antik Yunan’da doğmuş ve ilk gelişimini orda tamamlamıştır. Bana kalırsa antik Yunan’da ortaya çıkmasının nedeni orada var olan düzendir. Buradan sonra ise insanların kendilerini ifade etmelerinin farklı bir yöntemini keşfetmesi ile adını yavaş yavaş farklı coğrafyalara duyurmaya başladı. Roma’nın, bulunduğu döneminde daha çok eğlence amacı ile doğayı taklit etmek üzerine kurulu bir yapısı vardı. Tek amacı halkı eğlendirmek olduğundan Roma, gittikçe artan bir üne kavuştu ve orada sahne sayılarında ani artışlar oldu. Bana göre insanların bu dönemki eğlence ihtiyacı aslında pandomim ile sağlandı.

Pantomime was originally born in ancient Greece and completed its initial development there. I think it originated in ancient Greece because of the order that existed. After that, pantomime began to make its name to different geographies as people discovered a different way of expressing themselves. During its time, Rome had a structure based more on mimicking nature with the purpose of entertainment. Since its sole purpose was to entertain the public, Rome gained an increasing reputation and there were sudden increases in the number of theaters. It seems to me that people’s need for entertainment in this period was actually achieved through pantomime.

Pandomim, aynı zamanda bir de düşüş dönemi yaşayan hatta unutulma noktasına dahi gelen bir süreç daha yaşadı. Hristiyanlığın yayıldığı dönemde birçok sanatçı yeni eserler ortaya koymak bir yana eski eserlerini bile sergilemekten çekindi. Zaten radikal dini otoritelerin baskın olmaya başladığı dönemlerin ana getirisi genel anlamda insanları düşünmeye iten her şeyin kısıtlamasından geçer. Bu dönemdeki sanatsal alanlardaki gerileme dönemi içine pandomim de girdi. Neyse ki bu dönemi unutulmadan atlatmayı başaran pandomim, Rönesans ile tüm diğer sanat dalları gibi tekrar yükselişe geçti ve sergilenmeye başlandı. Özellikle bu dönem var olan Commedia Dell’Arte toplulukları sayesinde hem İtalya’da sergilenmeye başlandı hem de Avrupa’nın birçok önemli noktasına ulaştı. Fransa ve İngiltere’de büyük bir izleyici kitlesinin ilgisini çekti. Fakat buralarda olan gösteriler komiklikten ziyade onlara siyasi mesajları trajikomik bir biçimde aktarmayı amaçlıyordu. İnsanlar artık rahatsız oldukları düzeni sadece kelimeler sayesinde değil aynı zamanda mimikleri ile de sanata taşımışlardı. Tabii bu rahatsızlıkların her türlü dile getirilmeye başlanması da tahmin edersiniz ki yönetimleri kızdırmaya başlamıştı. Özellikle Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilali ile bu dönem daha da kızıştırmıştır. Eminim hepimiz en az bir kere Charlie Chaplin izlemiş ve onun fabrika sahnelerinden birine denk gelmişizdir. Bana kalırsa özellikle durmak bilmeyen sanayi hızını ve işçilerin sömürülmesini aktarmaya çalışan bu sahneler adeta döneme damgasını vurur nitelikte. Siyasi mesajları ve eleştirileri ile konusunu daha da genişletse de amacından sapmayarak günümüze kadar özünü koruyarak bizlere ulaştı.

At the same time, pantomime experienced another period of downfall, even falling into oblivion. At the time of the spread of Christianity, many artists were reluctant to display their old works, let alone reveal new ones. In general, the main benefit of those times when radical religious authorities began to dominate is the restriction of everything that drives people to think. Pantomime also entered into the period of regression in artistic fields during this period. Fortunately, pantomime, which managed to survive this period without being forgotten, rose again with the Renaissance like all other branches of art and began to be performed. Especially owing to the Commedia Dell’Arte ensembles that existed during this period, they were both exhibited in Italy and reached many important places in Europe. It attracted the attention of a large audience in France and England. But the plays put on here were intended to convey political messages to them in a tragicomic way rather than humor. People moved the order they were uncomfortable with into art, not only through words but also through their mimics. Of course, all kinds of these disturbances began to be expressed, and you can imagine that the administration was starting to get angry. Especially with the Industrial Revolution and the French Revolution, this period escalated further. I’m sure we’ve all seen Charlie Chaplin at least once and came across one of his factory scenes. In my opinion, these scenes, especially those trying to convey the constant speed of industry and the exploitation of workers, leave their mark on this period of time. Although it expanded its subject further with his political messages and criticisms, it kept its essence to the present day and reached out to us.

 

Özellikle de bulunduğumuz zamanı göz önüne aldığımda yani COVID-19 nedeniyle sosyal ortamımızdan ödün vermek zorunda kaldığımız ve bir çeşit zorunlu izolasyon dönemine girdiğimiz bu dönem, beni biraz daha dilimizi ve sözcüklerin gücünü kullanmadığımız sanat dallarını incelemeye itti. Pandomim, bunlardan birisi oldu. İstekli olarak sözcüklerin gücünün ve dilin kullanımının bırakıldığı, bunun yerine ise tamamen mimiklerin ve beden dilinin kullanıldığı bir sanat. Bana kalırsa özellikle iletişimin ve duygularımızı insanlarla paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu anladığımız bu dönem, bize tekrar bunları hangi yolla olursa olsun hayata geçirmeye ve değer vermeye destek oldu. Umarım ki bu günler de geçer ve hepimiz istediğimiz şekilde iletişim kurmaya devam ederiz.

Especially considering the time we were in when we had to compromise our social environment because of COVID-19, and we entered a kind of mandatory isolation period, it led me to study some of the art branches where we don’t use our language or the power of words. The pantomime was one of them. In this art, the power of words and the use of language is left willingly, instead purely mimics and body language are used. I think this period, especially when we understand how important it is to communicate and to share our feelings with people, has helped us again to realize and value them in any way we can. I hope these days go by and we all continue to communicate the way we want.

 

Editör / Editor : Nur Yılmaz

Çevirmen / Translator : Su Yıldız

Grafiker / Graphic Designer : Saray Edanur Erdoğan

 

Kaynakça / References

https://sanatkaravani.com/pandomim-nedir-pandomim-ornekleri/

https://tr.wikipedia.org/wiki/Pandomim

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?