Mimarlık & İç Mimarlık Karşılaştırması: Ulaşım Alanları

Mimari ve İç Mimari Bakış Açısı İle Ulaşım Alanları

· | Eylül 2018


Gelişen teknoloji sayesinde ulaşım araçları günümüzün ayrılmaz bir parçası oldu. Uçaklar, hızlı trenler, metrolar ve bunun gibi birçok araç günlük hayatta insanlar tarafından düzenli olarak kullanılır oldu. Ulaşımı sağlayabilmek için ise mekanlar artık zorunluluk haline geldi ve herkesin rahatça ulaşabileceği, kullanışlı ve çok yönlü mekanlar tasarlanmaya başladı. Hava alanları, tren istasyonları, metro durakları, otobüs terminalleri gibi mekanlar şehir mimarisinde büyük ölçekte önemli bir yer tutmakta. Aynı zamanda hizmet yönünden bakıldığında küçük ölçekte iç mimarların rahatça çalışabileceği mekanlara dönüştü.

Hem mimarların hem de iç mimarların, ulaşım alanları için plan çizerken ve yapıyı tasarlarken başlıca göz önünde bulundurduğu etmenlerin en temelinde hız, düzen, konfor, güvenlik, ulaşım, koordinasyon, kapasite, tesis gereksinimleri gibi kavramlar yer almaktadır.

 

MİMARİ BAKIŞ AÇISI İLE ULAŞIM ALANLARI

Hava alanı, otobüs terminali veya tren istasyonları denildiğinde aklımıza karmaşık ve oldukça büyük alanlar gelir. Saatler öncesinden gidip yerimizi kontrol ederiz veya birini karşılamaya gittiğimizde onu hangi bölmeden karşılamamız gerektiği hep kafa karışıklığı yaratmıştır. Bu durumlardaki karışıklığı en aza indirmek iyi kurgulanmış bir plan ve sirkülasyonu sağlamak mimarların görevidir.

En temel başlangıç olarak mimarlar çeşitli dallardaki uzmanlar ile çalışarak tasarlanacak alanın konumunu belirler. Tren istasyonlarının ve otobüs terminalleri şehir merkezine yakın olmalıdır ki, yolcuların ulaşımı için elverişli olsun. Hava alanları için ise bulunduğu bölgedeki atmosferik koşullara uygunluğu ve uygun hava sahasına sahip olması, şehir merkezine olan uzaklık ve yaratılabilecek ulaşım imkanları, çevredeki yapılar ve toplumsal hayat ile olan bağlantı, arazinin topoğrafik, jeolojik ve meteorolojik koşullar bunun yanında iniş ve kalkışlar için yeterli ve elverişli alanların oluşturulması gibi imkanlar doğrultusunda en temel planı kurgulamak gerekir.

Ülkelerin giriş kapısı olarak görülen hava alanlarını ele alalım. Hava alanları temel olarak hava ve kara tarafı olarak iki bölümde düşünülür. Hava alanı olarak adlandırdığımız alan, uçakların piste iniş kalkışlarının olduğu pist ve yolcu bindirmek ve indirmek için durdukları alanlar ve park ettiği alanlar, özet olarak uçağın yolcu dışındaki işlerin olduğu kısımdır. Kara tarafı olarak adlandırılan diğer kısım ise iç sirkülasyonun sağlandığı, yolcuların bilet, kargo veya bagaj gibi işlemlerinin yapıldığı, hava alanına ulaşım yollarının ve otoparklarında dahil olduğu alanlardır.

 

Hava alanı, otobüs terminalleri gibi alanların en belirgin mimari yapı özelliklerinden bir diğeri ise giden ve gelen yolcu bölümlerinin birbirinden ayrı girişleri olmasıdır. Bu sayede gelen yolcular inerken giden yolcularla karşılaşıp bir ortam karışıklığına yol açılmamış olup düzenli ve sağlıklı bir geçiş alanı tanımlanmış olur. Bunun yanında yolcular hem gidecekleri yönleri uzun saatler sürmeden bulurlar.

Sabiha Gökçen Havalimanı - GELEN YOLCU

Sabiha Gökçen Havalimanı – GELEN YOLCU KAT PLANI

Sabiha Gökçen Havalimanı - GİDEN YOLCU KAT PLANI

Sabiha Gökçen Havalimanı – GİDEN YOLCU KAT PLANI

 

 

İÇ MİMARİ BAKIŞ AÇISI İLE ULAŞIM ALANLARI

Kısa süreli olarak kullanılan ulaşım mekanları diğer mekanlar gibi tasarlanan yerler değildir. İnsanların sürekli gelip kısa ya da uzun süreli vakit geçirdiği, sirkülasyonun yoğun olduğu, kullanıcı sayısının günden güne sağlanan olanaklara göre değiştiği bu mekanlarda tasarımın önemi yadırganmayacak kadar fazladır. İç mekan analizinde iç mimarların görevi bu yüzden büyüktür çünkü farklı amaçlar için gelen insanları memnun etmek gerekir.

Örneğin aileyle yolculuğa çıkmak farklı bir deneyim iken tek başına seyahat etmek farklı bir tecrübedir. Bu bağlamda kısa vakit geçirilse bile ulaşım mekanlarındaki çeşitliliği sağlamak gerekir. Bekleme salonlarındaki koltukların konumlandırılması farklı grupları tatmin edebilecek kadar iyi olmalıdır. Uzaklaştırıcı (sociofugal seating arrangement) ya da yakınlaştırıcı mekanlar (sociopetalseatingarrangement) sağlamak bu yüzden çok önemlidir. Belki de tek başına seyahat eden biri için daha bekleme salonunda bile bir arkadaş edinmeye neden olabilir. Ya da bir ailenin kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde öbür insanlardan ayrı olmasına ama kendi aralarındaki iletişimin kopmamasına sebep olabilir. Daha açıklayıcı olması için şöyle bir örnek vermek mümkündür. Farklı sayılarda sandalyelerin bir araya geldiği bir mekanda 4 kişilik bir aile karşılıklı olarak oturup birbiriyle konuşabilirken yanlarındaki boşluk sayesinde biraz uzaklarındaki tek başına duran kişiyi rahatsız etmeyebilirler. Ya da içe dönük bir şekilde tasarlanmış koltuk-masa-koltuk gibi bir düzen sağlandığı sürece birbirini hiç tanımayan iki kişi güzel bir muhabbete başlayabilir ve bütün yolculuk boyunca devam edebilir. Bunun dışında belki de pencere kenarlarına konumlandırılmış tekli koltuklar insanların hem dinlenmesine yardımcı olurken aynı zamanda özel bir alan oluşturmayı sağlayabilir. Bu kapsamda bakıldığında farklı koltuk tasarımları “ulaşım mekanlarının” vazgeçilmez bir parçasıdır.

Ulaşım mekanları kısa süreli kullanılan yerle oldukları için kullanıcı ihtiyaçları iyi düşünülmek zorundadır. Asıl amaç ulaşımı sağlamak olduğu için bütün kullanıcılar araçları gözleriyle görüp “uçağı/treni/otobüsü/metroyu kaçırmadıklarını” görmek isterler fakat acil bir durumda da tuvalet/yemek yerleri/içecek stantları gibi mekanların yakınlarda olmasını isterler. Bu konuda mekanlar içerisinde fonksiyonların konumlandırmasını yapan iç mimar çok ince eleyip sık dokumalıdır ki büyük bir çoğunluğu memnun edebilmelidir. Bu bağlamda bakıldığında çok uzakta ve köşede kalmış tuvaletler, peronlara yakın olmayan yemek yerleri ne yazık ki bir başarı örneği değildir. Bu konuda sadece kullanıcılara zorluk sağlamaktadır.

Bunun dışında her mekan tasarımında çok büyük bir önemi olan aydınlatma, kapalı mekanlar için havalandırma sistemleri, akustik sorunlar yine iç mimarlar tarafından tasarım sürecinin en başında çözümlenmesi gereken önemli kalemlerden sadece birkaçıdır. Nitekim havasız, karanlık, gün ışığından yoksun, çok fazla gürültülü, kokan ya da ıslak mekanlar insanları rahatsız etmektedir. Her ne kadar kullanımın ve bakımında önemli olduğu göz ardı edilemeyecek kadar önemli olsa da tasarımın en başında düşünüp çözümlendirilen birçok mekan insanların gözünde başarılı ve kullanışlı olarak nitelendirilmektedir.

 

 

REFERANSLAR
http://content.lms.sabis.sakarya.edu.tr/Uploads/36710/36652/airport_2_2015.pdf
https://www.sabihagokcen.aero/anasayfa
Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?