Mimarlar Sanatçı mı? Are Architects Artists?

Mimarlar ve Sanatçılar/ Architects and Artists

| Şubat 2018


Birçok mimar tasarımlarının bir sanat eseri olduğundan bahseder. Bunun nedeni kendilerini bir sanatçı olarak görürler. Peki bir mimar gerçekten sanatçı mıdır? Sanatçı olmanın koşulları var mıdır? Asıl önemlisi mimarlar bu koşulları sağlayabilir mi?

Many architects mention about their designs as an artwork because they see themselves as an artist. Is architect really an artist? Do artists have  any conditions to be an artist? What really matters is could the architects provide these conditions?

Sanatçı, güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan ve yapıtlar veren kişilere denir. Bir sanat eserinin sanat eseri kategorisine girebilmesi mali bir karşılık olmaksızın, hiçbir sınırlama olmadan sanatçının yorumlaması, yeteneği, tecrübeleri ile ortaya çıkar. Sadece yeteneğin değil eğitimin de göz önünde bulundurulması gerekir çünkü yetenek ve teknik bir arada kullanılmadığı sürece sanat eserinden söz etmek pek mümkün değildir. Bu yüzden günümüzde Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi bu eğitimi vermekle görevlidir fakat isminden de anlaşılabileceği gibi “Güzel Sanatlar” ayrı bir bölüm iken “Mimarlık” ve türevi meslek eğitimleri farklı bir gruptadır. Bunun temel sebebi ise sanatçıların ve mimarların arasındaki farktır.

The definition artist is the person who has creativity and has any product in any type of fine arts. In order to consider a product as an artwork, it should not be ordered by money, the artist should produce artwork without any restriction and the experience and ability to artist should be combined with techniques. Thus, not only creativity is important but also education (technique) should be considered because if one of the main properties of the artwork is creativity, the other is technique and without having two of them, it is not possible to talk about an artpiece. That is the reason why names of some faculties are “Art, Design and Architecture.” Basically, education in university is different for the “Fine Arts” and “Architecture” stems from the difference between “artists” and “architects.”

Bir sanatçının kendi için farklı görüşleri savunması söz konusu olabilir. Buna bir örnek vermek gerekirse yüzyıllardır süren “Toplum için sanat.” ve “Sanat için sanat.” tartışmasını gösterebiliriz. Sanat eserleri arasındaki yorumlama farkı, kullanılan teknik, sanatçının yetenekleri ise bu alanda çeşitlilik sağlar.  Mimarlar için ise durum biraz daha farklıdır. Mimarlar tasarım prensiplerini göz önünde bulundurdukları kadar insanları ve ihtiyaçlarını da düşünmelidir. Bir mimar sadece yeteneklerini ve eğitiminden öğrendiklerini aktarıp estetik ve sanat anlamında başarılı olsa bile insanları düşünmediği sürece başarısız olabilir. Bu yüzden mimarlar sanat ya da toplum için sanat sorusunun yanıtını aramamalıdır. Her ne kadar göz önünde bulundursalar da başarılı bir yapının arkasındaki temel düşünce bu değildir. Mimarı kısıtlayan, çözmesi gereken belli sorunlar vardır. Gerekli alan, kullanım şekli, insan profili, kapasite, aydınlatma, malzeme seçimi, teknik bilginin aktarılması ve tabi ki ekonomik yeterlilik bunlardan sadece birkaçıdır. Sanatçılar için ise kısıtlama söz konusu değildir.

Of course, artist can benefit from different notions and integrate into her/his work. For example, a discussion between notions are still in progress. The idea of is art for the sake of “art” or “society” is one of the most fateful one and we can see some of artists strongly believe one of them and they produce accordingly what they believed. We can see  notions in techniques that they use, different interpretations and different approaches makes variety between artists and artworks even the artworks gives same idea. However, this situation is a little bit different for architects because if  architects do not consider principles of architecture with the needs of humans, no matter how architectural products aesthetically beautiful, they can fail. This is the reason why architects should consider architecture for the sake of society, not only the art. Architect has some limitations with respect to artists because they need to solve some issues such as available space, functions, economic considerations, capacity, daylight, lighting, material selection, technical knowledge by considering the needs of users.

Peki, eğer bir mimar insanları düşünmeden yaptığı tasarımları hayata geçirirse ne olur? Ortaya çıkardığı ürün ne kadar insan odaklı olmasa da insanlar kendini adapte edebilir mi? Aslında bu durumun geçmişte yaşanmış bir örneği var. 11 Eylül olaylarıyla dünyanın şok olduğu, üzerine birçok komplo teorisi kurulan Dünya Ticaret Merkezi’nin, bilinen adıyla İkiz Kuleler’in, mimarı Minoru Yamasaki‘nin Pruitt-Igoe Konut Projesi büyük ses getirmiştir.

Then, what if architects do not consider the human and design something? Can people adapt themselves? Actually, there is an example in the past for this issue and it was done by a well-known architect. The architect, Minoru Yamasaki, is known from the September 11 attack because the World Trade Center, known as Twin Towers, was one of the his project. However, the example for this issue is not the Twin Towers, it is Pruitt-Igoe Housing Project.

Yaklaşık 10.000 kişilik mini bir şehir inşa etmeye çalışan Yamasaki, modernizm akımına o kadar kaptırmıştır ki kendini sadece buna odaklanmıştır. Missori’de yapılan bu konut projesi 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika’da modernizm akımının gücünü insanlara aktarabilmek için devlet ile anlaşmalı olarak yapılmıştır ama insanların yaşam kaliteleri, ihtiyaçları düşünülmediği için başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Hatta renk kodlamaları ile insanları sınıflara ayırarak siyahlar ve beyazları için ayrı mekânlar tasarlamıştır. Evlerin iç mekan analizi, eksikliklerle dolu peyzaj tasarımı, binalarda seçilen renkler bile insanları etkilemiş ve birçok kişi agresif ve depresif bir hayata sürüklemiştir. 11 kat olarak inşa edilen binalar toplamda 2870 apartman ile neredeyse ülkenin en büyük konut projesi olmuştur fakat 11 kat için kullanılan sistem bile insanları mutsuz etmeye yeterli olmuştur. Asansör için kullanılan  “Dur-Kalk” sistemi nedeniyle insanlar sadece birinci, dördüncü, yedinci ve onuncu katlarda durup ara katlarda merdiveni kullanmak zorunda bırakılmıştır. Geniş ortak koridorlar, ortak çamaşır odaları, çöp odaları ile gizlilik göz ardı edilmiştir. Bu gibi sebeplerden dolayı gittikçe nüfusun artması beklenirken aksine azalan nüfus devasa bir alanın boş kalmasına sebep olmuştur. Bu mini-şehirdeki insan sayısının gittikçe azalması ile artık suçlar artmaya başlamıştır. Öyle ki günlük olarak cinayet işlenen, gasp olaylarının, tacizlerin ve tecavüzlerin karşılaşıldığı hatta bir dönem bazı apartman dairelerinin genelev olarak kullanıldığı bir alan olmuş ve bu gibi suçların çok işlenmesinden dolayı raporların bile tutulmadığı bir yaşam alanı(!) olmuştur.

Yamasaki, who is trying to build a mini-city of about 10,000 people, is so focused only on modernism. This housing project in Missori was made in agreement with the state to pass on the power of the modernism movement in America after World War II, but the quality of life of people has failed because their needs are not considered. Color coding separates people into classes and designs separate spaces for blacks and whites. Interior analysis of houses, inadequate landscape designs, even the colors selected at the buildings affected people and many people dragged an aggressive and depressing life. The buildings were the largest housing project in the country with a total of 2870 apartments, but even the system used for 11 floors-apartment buildings were enough to make people unhappy. Due to the “Stop-Rise” system used for elevators, people were forced to stop at the first, fourth, seventh and tenth floors and use stairs for the other floors. Large communal corridors, shared laundry rooms, garbage rooms and privacy are ignored. Population growth is expected to increase due to such reasons, while the declining population has caused a gigantic area to be empty. With the ever-decreasing number of people in this mini-city, crime has begun to increase. So much so that daily homicide, extortion, harassment and rape have been encountered, and even some of the apartments have been used as brothels, and there have been no reports of such crimes being committed.

16 Mart 1972 yılında hükümetin kararıyla apartmanlardan biri 3 patlayıcıyla yıkılmıştır. Daha fazla masraf olmaması için sadece zeminden itibaren yukarı doğru 4 kat yıkılarak maddi zarardan mümkün olduğunca kaçınılmaya çalışılmıştır. Belirli aralıklarla patlamalar devam etmiştir ve 1976 yılında alan tamamen temizlenmiştir. Geriye ise “mimari başarısızlık sembolü” olarak sadece fotoğraflar kalmıştır. Bu durum mimar için o kadar büyük bir başarısızlıktır ki kendisi bu projeyi özgeçmişine yazmayı reddetmiştir.

On March 16, 1972, one of the apartment buildings was destroyed by the government’s decision with 3 explosives. In order to not damage financially again, only the first 4-floor exploded at first and buildings were collapsed. The explosions continued at certain intervals and in 1976 the area was completely exploded. Only the photographs are left as a “symbol of failure”. This is such a big failure for the architect that he refused to write the project on his CV.

Aslında Pruitt-Igoe Konut Projesi mimarların sanatçı olup olmadığının bir göstergesi olmuştur. Nitekim mimarlar akımları, sembolleri ya da yapıları göz önünde bulundurarak birçok yapı inşa edebilir fakat insanı düşünmediği noktada bunun başarısızlıkla sonuçlanabileceğini öngörmesi gerekir. Bir mimar “toplum için mimari” mi yoksa “sanat için mimari” mi sorusunu hiçbir zaman aklından çıkarmamalıdır.

In fact, the Pruitt-Igoe Housing Project has been a symbol of whether or not architects are artists. As a matter of fact, architects can construct many structures considering movements, symbols or structures, but must predict that at the point where they do not think about it, they can fail. Architects can support the ideas and design accordingly, however; the question of architecture is for the sake of “art” or “society” should be always in their mind.

Kaynakça / Bibliography

Bristol, Katharine (May 1991). “The Pruitt–Igoe Myth” (PDF). Journal of Architectural Education. Association of Collegiate Schools of Architecture. 44 (3): 163–171. doi:10.1111/j.1531-314X.2010.01093.x. ISSN 1531-314X.Hannah Frishberg. “The Failed Paradise:Pruitt-Igoe”26 Nov 2013. Atlas Obscura. Accessed 8 Jan 2018. <https://www.atlasobscura.com/articles/pruitt-igo>

Leonard, Mary Delach (2003). “Pruitt–Igoe Housing Complex”. St. Louis Post Dispatch, January 13, 2004. Archived from on December 8, 2005.

“Sanatçı.” Türk Dil Kurumu. Online Sözlük.

Sofia Balters. “The Pruitt-Igoe Myth: An Urban History” 29 Jul 2011. ArchDaily. Accessed 8 Jan 2018. <https://www.archdaily.com/153704/the-pruitt-igoe-myth-an-urban-history/>

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?