Mimarinin Masalları

Şatolar ve Orta Çağ mimarisinden parçalar

| Mart 2016


Şatolar daha çok Orta Çağ döneminde Avrupa’da yapılıp dönemin hükümdarlarının yaşadığı görkemli yapılardır. Bu büyüleyici yapıların çoğu sağlamlıkları nedeniyle günümüze kadar varlığını korumakta ve yapıldıkları dönemden itibaren pek çok insanın dikkatini çekmektedir. Şimdilerde birçoğu müze olarak kullanılmakta olan bu muhteşem şatolardan en meşhur iki tanesini sizinle paylaşmak istedik.

 

Neuschwanstein Şatosu

Neuschwanstein Şatosu dünyadaki en popüler şatoların başında gelmektedir. Şato Almanya’nın Bavyera eyaletinde iki göl arasında yer almaktadır. Cennet gibi bir manzaraya sahip olan şato gerek yeri gerekse mimarisiyle adeta masalları andırmaktadır. Dönemin kralı 2. Ludwig tarafından mimar Riedel ve Dollmen’e yaptırılan şatonun 1869 yılında inşasına başlanmış ama 1886 yılında ancak tamamlanabilmiş. Şato romantizm mimarisinin en güzel örneklerinden birisi olarak görülmektedir. Denilene göre 2. Ludwig boş yere para harcamayı çok seven bir kralmış öyle ki kendisi bu şatodan sonra iki tane daha şato yaptırmaya kalkışmış üstelik bunlar keyfi harcamalar olunca, çok harcama yapmasından ötürü kendisi başka bir kaleye hapsedilmiş.

Şato, 6 katlı çok büyük bir yapı olup yüksek bir kayalık tepede yer almakta. Kral 2.Ludwig bu şatoyla kendi masalsı yerini yapmak istemiş gibi adeta. Bu şatoya öylesine özenmiş ki her bir oda ve odadaki her bir eşya özel olarak düşünülmüş ve tasarlanmış öyle ki bazı eşyaların işçilik aşaması yıllarca sürmüş. Aslında yapıldığı dönemi düşününce, böylesine büyük ve ince işli bir yapının böyle yüksek ve zorlu bir yerde yapımının yaklaşık yirmi sene sürmesi çok da şaşırtıcı değil gibi.

Şatonun bu ihtişamlı ve güzel yapısı ve masalsı havası Disneyland’e ilham kaynağı olmuş ve Disneyland’in meşhur ‘Uyuyan Güzel’ şatosu Neuschwanstein şatosundan esinlenilerek yapılmış.

Şatoyu inşa ettirebilmek için yaptığı gereksiz harcamalar üzerine gelen tepkileri dinlemeyen,  Kral 2.Ludwig, o çok özenerek yaptırdığı ve emek harcadığı şatoda çok da vakit geçiremeden, şatonun yapımından kısa bir süre sonra hapse atılmış ve sonrasında ölü olarak bulunmuş. Ölümünden kısa bir süre sonra da şato müze olarak kullanılmaya başlanmış ve halka açılmıştır. Her ne kadar şatonun tamamının gezilmesine izin verilmese  de her sene yaklaşık olarak 1.5 milyon ziyaretçisi olmaktadır.

Chambord Şatosu

İkinci seçtiğimiz şato ise Chambord Şatosu. Chambord Şatosu Fransa’da Loire vadisinde yer almakta. Bu şato dışında daha pek çok şatoyu barındıran Loire vadisinde yine de en büyük şato olma özelliğini elinde tutan Chambord. Şato 16. Yüzyılda Kral 1. François tarafından av köşkü olarak yaptırılmış. Şatonun mimarları kesin olarak bilinmemekle  birlikte planların Leonardo da Vinci’ye ya da Domenico Cortona’ya ait olduğu tahmin edilmekte ama henüz kesinlik kazanmamıştır. Şatonun inşasına 1519’da başlanmış ama tamamlanması çok uzun zaman almış çünkü şato bir bataklık üzerine yapılmaya çalışılmış ayrıca çok büyük olması ve uğraştırıcı işçiliği sebebiyle de 1539 yılında ekonomik sebeplerden dolayı inşası durmak zorunda kalmış böylelikle tamamlanması 25 sene sürmüş. Şato tamamen tamamlandığında 56 metre yüksekliğe sahiptir. Şatonun en büyük özelliklerinden biri Rönesans mimarisinin örneklerinden biri olmasıdır. Kral 1. François İtalya’ya gittiğinde oradaki Rönesans mimari örneklerinden etkilenip Fransa’ya döndüğünde hemen bu akımdan bir eser yaptırmak isteyince ortaya Chambord Şatosu çıkmış. Şato 6 yüksek kuleye, 426 odaya, 365 bacaya ve 77 adet merdivene sahip.

Şatonun en çarpıcı bir diğer özelliği de yapının ortasında bulunan üst üste iki sarmallı değişik bir tasarıma sahip olan merdiven. Merdivenin tasarımı Leonardo da Vinci’ye ait olup en önemli özelliği bir sarmalı kullanan kişinin diğer sarmaldaki kişileri kesinlikle görmemesidir.

Chambord da görkemli görüntüsü, cenneti andıran muazzam yeşilliğiyle adeta masalları anımsatmaktadır insanlara. Belki de bundan kaynaklı olsa gerek Disney bu şatodan esinlenerek ‘Beauty and the Beast’in şatosunu tasarlamış.

Şatonun içinde pek çok yerde Kral 1.François’in simgesi olarak ‘F’ harfi yer almakta. Fakat Kral 1.François de Kral 2.Ludwig gibi çok isteyerek ve özenerek yaptırdığı, yapımı uzun yıllar süren şatosunun tadını çıkaramadan, yapının inşasının bitmesinden kısa bir süre sonra ölmüştür.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?