Mimari Akımlara İsimlerini Veren Mimarlar

Dönemini ve Günümüzü Etkileyen Mimarlar

| Mart 2018


Bizler pek çok mimar ve tasarımcı inceliyoruz. Yeri geliyor onlardan esinleniyoruz, kendi projelerimiz için onlardan bir şeyler kapmaya çalışıyoruz. Kimileri var ki, onlardan bahsederken yaptıkları “ilk”lerden ve yeniliklerden bahsediyor, onları “öncü” olarak adlandırıyoruz. Onlar sadece kendi dönemlerini değil, bugünü de şekillendiriyorlar. Yaptıkları işlerle öylesine özgün bir çizgi yakalıyorlar ki, isimleri birer mimari akım oluveriyor. İşte bu usta mimarlardan yalnızca birkaçı…

Le Corbusier

Corbusian akımı belki de aralarında tanımlaması ve sınırlandırması en zor olanı. Ne de olsa Le Corbusier’nin mimari tarzı kariyeri boyunca değişim göstermiştir; sade, düz formalardan Brütalist betondan daha heykelimsi formlara doğru. “Yeni Bir Mimarlığa Doğru Beş Nokta”da belirtilen “pilotis, free plan ve free façade” konseptleri belki de Corbusian terimini açıklayan en önemli prensipler. Modern mimarlığın adeta bir yapıtaşı olan Corbusier, edindiği birçok tasarım prensibiyle mimaride yeni ufuklar açmıştır. “Mimarlık, ışıkta bir araya getirilmiş kütlelerin ustaca, doğru ve muhteşem oyunudur.” önermesiyle çağının ve günümüzün şehircilik ve mimari anlayışını derinden etkilemiştir. Çıplak betonun ilk kez bilinçli kullanılması, geçmiş ile çağdaş arasında bir köprü olması, estetik kaygısıyla işlevsellik arasındaki uyumu keşfetmesiyle Corbusier, adından sıkça söz ettirmektedir. Kullandığı oransal geometriler, yakaladığı iç-dış ilişkisi ve kurguladığı form-işlev ilişkisi onu modernist mimarinin kurucusu yapmış ve eserlerinden “Corbusian” diye bahsettirmiştir.


Villa Savoye, Poissy, Fransa, 1928


Unité d’Habitation, Marsilya, Fransa, 1945


Notre Dame du Haut chapel, Ronchamp, Fransa, 1950-1955


Weissenhof Estate, Stuttgart, Almanya, 1927

Antoni Gaudí

Gaudí’nin eserleri içerdikleri amorf formlar ve alışılmadık kıvrımlar sayesinde fantastik bir karaktere sahiptir. Gaudí’nin bu tarzı alışık olmadığımız bir gizeme sahip olduğundan insanları masalsı bir dünyaya davet eder. Gaudí’nin karmaşık geometriyi ve doğadan esinlenilerek tasarlanan dekoratif elemanları bir arada kullanılmasıyla heykelimsi yapılar ortaya çıkar. Bu benzersiz tasarımlar “Gaudiesk” adini verdiğimiz mimari dilin ortaya çıkmasını sağlamış ve çağdaş yapılara dahi ilham olmuştur. Bulunduğu yer ve dönem için benzersiz bir tarz yaratmış ve bu tarzın Katalonya ile, özellikle de Barcelona ile, özdeşleşmesini sağlamıştır. Organik natüralizmi yalnızca cephelere değil, proje planına ve iç mekanlara da yansıtmıştır.


Casa Milà, Barcelona, İspanya, 1906 – 1910


La Sagrada Familia, Barcelona, İspanya, 1883-…


Casa Vicens, Gràcia, Barcelona, İspanya, 1877/1925


Bellesguard, Barcelona, İspanya, 1900-1909

Ludwig Mies van der Rohe

“Less is more” önermesiyle modernist anlayışa yön vermiş, başyapıt olarak nitelendirilen
eserleriyle ve bu eserlerde kullandığı cam ve çelik ağırlığıyla dikkat çekmiş olan Mies van
der Rohe modern zamanların en önemli mimarlarından biri kabul edilir. Rohe, “Tanrı detaylarda gizlidir.” söylemiyleyse ayrıntının önemine dikkat çekmiştir. Titizlikle tasarlanmış minimalizm fikrini benimseyen Rohe, yarattığı bu mimari üslupla modern mimariye yön vermiş ve isminden türeyen “Miesian” stilinin oluşmasını sağlamıştır. Kullandığı çelik çerçeveler ve cam duvarlar hala günümüz mimarisine, özellikle gökdelenlerine yön veriyor.


Barselona Pavyonu, Barcelona, İspanya, 1929


Farnsworth Evi, Plano, ABD, 1951


Lake Shore Drive Apartments, Chicago, ABD, 1949


Weissendof Estate, Stuttgart, Almanya, 1927

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?