Mezun Hayatı: Rabia Gürkan

Bilkent Mimarlık Mezunu Rabia Gürkan'dan..

| Ağustos 2018


Eğitim hayatımızın başından itibaren çeşitli sınavlara girip bunların sonucunda bazı kararlar vermemiz bekleniyor. Bu dönemleri zor ve uğraştırıcı olarak addedip üniversiteye kapak atınca rahatlanacağına dair duyumlarımıza güvenip hepimiz bir hedef olarak üniversite hayatını bekledik. Uzun uzun düşünüp çevremizdekilere danışarak bölümümüze ve üniversitemize de karar verdik ve o keyifli yıllar geldi ve geçmek üzere. Ancak asıl uğraştırıcı karar dönemi buradan sonra başlıyor. Bu zamana kadar önümüzdeki seçeneklerin bize en uyanını belirlerken, üniversiteden sonra bu seçenekleri oluşturması da bize kalıyor. Çalışma hayatı mı, eğitime devam mı? Çalışma hayatı ise ne büyüklükte bir ofiste hangi konumda çalışmak? Kendi ofisini kurmak mı? Eğitime devam ise o bitince ne olacak? Bundan beş sene sonra nerede olmak istiyorsunuz? Hayatta kesin yapmak istediğiniz bir şeyler var mı? Bunu ne zaman yapmak daha uygun olur? Bir yola girip memnun kalmazsanız bunun size yine de getirileri olacak mı? Bu durumda alternatif plan ne olur?

Bu karar verme aşaması ne kadar zor olsa da, ne istediğinizi keşfetmeniz lazım. Bu seçeneklerin doğru ya da yanlışı yok. Size en uygun olanı ve yapmak istediğiniz hedefleriniz var. Bu istekler akademisyen olmak ya da ofis açmak olabileceği gibi, para kazanıp gezmek, belli bir şehirde yaşamak, çok okumak ya da çok izlemek de olabilir. Bu karar sürecinden kaçmak ya da bunu ertelemek için öylesine bir şeyler yapmayın. Oturup neler istediğinizi sıralar, bunları nerede ve nasıl gerçekleştirebileceğinizi araştırır, bunları zaten yapmış insanların fikirlerini alırsanız seçenekleriniz yavaş yavaş belirlenir. Daha sonra bunların arasından artı ve eksilerini düşünerek bir karara varabilirsiniz.

Ben kendi seçeneklerimi belirlemek için bazı şeyleri deneyimlemek istedim. Mimarlık bölümünde son seneme doğru eğitim hayatını sevdiğimi ve bunu devam ettirmek istediğimi biliyordum. Ancak devam etsem bile bunun sonunun akademisyenlikle mi biteceğini yoksa bir ofiste mi çalışacağımı kestiremiyordum. Son sınıfın başında bir mimarlık ofisinde yarı zamanlı çalışmaya başladım ki çalışma hayatına dair bir fikrim oluşsun. Benim için çok faydalı bir deneyimdi, kendimi mimari uygulama ve sosyal anlamda çok geliştirdim. Okulda öğrendiklerimiz çok teorikti, bunların pratik yönünü de görüp ‘Ee bunları nerede kullanacağız?’ sorusunun cevabını biraz farketmeye başladım. Ancak mimarlık eğitimini bırakıp hemen yönelmek istediğim bir ortam olmadığını fark ettim. Bir de okulda özenle ve keyifle çıkardığımız o tasarım konseptleri, çılgın binalar, ideal sürdürülebilir çözümler iş hayatında biraz daha kayboluyor. Kazanılacak paranın ve harcanacak sürenin en ideal olduğu, yalın konseptler ve teknik çözümler senelerce geliştirdiğimiz tasarım hevesini biraz kırabiliyor. Üstüne ufak dokunuşlar yapabilseniz de tasarımda çok az etkinizin olduğu projelerin teknik çizimlerini yapıp paftalarını boyadığınızda ‘Bunun için mi okudum?’ sorusu aklınızı karıştırıp duruyor.

Çalışarak okuldakinden daha hızlı ve pratik bilgiler öğreniliyor. Ancak ben, o her anlamda daha özgür olunan mimari eğitime biraz daha devam etmek istedim. Üstüne bir de İtalya’da yaşama isteğim eklenince yurt dışında yüksek lisans yapmak bana en uygun seçenek olarak göründü. Ancak benim beklentilerimde daha detaylı ve profesyonel hayata yakın şeyler öğrenmek varken, burada lisans eğitimine benzer bir eğitim karşıladı beni. Bu eğitimin bana kattığı şeyler tabi ki var, ancak mimarlık eğitimini benzer bir şekilde 4 seneden 6 seneye çıkarmış olma fikrini zaman zaman sorguluyorum. Burada okuyacağım programı araştırmış olsam da, yazılanlarla uygulananların farklılığından dolayı bu programda okuyan öğrencilerle konuşmamanın eksikliğini gördüm. Sonraki dönemler ne gösterir, beklentilerime daha yakın bir eğitime dönüşür mü yoksa bittiğinde soluğu bir mimari ofiste mi alırım, şimdilik karar veremedim. Mimari ofislerin de Türkiye’de bahsettiğim sorunlardan dolayı beni tam tatmin etmeyeceğini biliyorum. Üçüncü seçeneğim olan yurt dışında çalışmayı da deneyimledikten sonra artıları ve eksileriyle, daha sonra hangi yola devam edeceğim belli olacak.

Ancak sonuç olarak yeni bir ülkede yeni bir hayata başlamak, zorlukları olsa da farklı ve güzel bir deneyim. Çeşitli kültürlerden insanlarla tanışıp alıştığımızın dışında bir eğitim sürecine girmek; ve bunu her şehri, her sokağı ayrı bir tarihe sahip, mimarisi oldukça etkileyici olan bir ülkede yapmak beni yeterince memnun ediyor. Avrupa’da her yere yakın bir konumda olup, olabildiğince çok yeri gezebilmek, benim yapmak istediklerimin arasında önemli bir yerdeydi. Bu anlamda buradaki hayatımdan memnunum.

Çizilebilecek yol sayısı artık sınırsız olduğu için, ‘O nasıl olurdu? Bu seçenek şu yönden iyi midir? Bu daha çok şey katar mı? Bu götürülere rağmen bu fırsat denemeye değer mi?’ soruları hep olacak, biliyorum. Ve bu soruların kesin bir cevabının olmayacağını da. Herkesin hayattaki istekleri ve karşılaşacağı şeyler farklı. Olabildiğince çok kişiyle konuşup, her seçenek hakkında fikir sahibi olup hangisinin size ne kadar uygun olduğu değerlendirilmeli. En yakın gelen yolların ise deneyimlenerek ne kadar tatmin edici olduğu keşfedilmeli. Çünkü dediğim gibi, artık mutlak bir doğruluk değil, kişiye uygunluk söz konusu. Bunu da denemeden bilemezsiniz, ancak tahminde bulunabilirsiniz. Kendinizi ve isteklerinizi daha iyi tanıyıp, istediğiniz yol yavaş yavaş belirginleştiğinde idealinize adım adım yaklaşacaksınız. O zamanlar gelene kadar da bu seçenekleri, gelecek yollarınızı aklınızın bir yanıyla hep düşünün, ancak Bilkent’te bulunduğunuz süreyi de olabildiğince güzel değerlendirmeye bakın. Bitince gerçekten özleyeceksiniz.

Starting from the first years of our educational life, we had been expected to take several exams and give some decisions on our next step. We all perceived these years as very hard and challenging. Since, we always heard that once we enrolled in a qualified university, it would be a lot easier; our main goal was this relaxing university life. After long discussions and consultations, we decided our faculty and our university. We started enjoying these delighted years, but time has gone by so quickly, that it will be over soon. The real challenging period of decisions is starting from that moment on. Until now, we have selected the best option among the given ones. After the university, we will also create the options, as well. Working life or continuation of education? If the option is working life, what kind of office, in which position? Or setting up your own office? If it is to continue in education, what is the following move? Where do you want to be, five years from now? Do you have any dreams that you definitely want to make them come true? If so, when is the best time for them? If you do not like the new path you follow, will you be able to benefit from it, anyway? In this situation, what would be your alternative path?

Although all these questions are very hard to answer, you need to find out what you want. There is no right or wrong in the options. You can only evaluate them as ‘the best option for you’ and ‘goals you want to achieve’. These goals can either be being an academician or setting up an office, or making money and travelling, living in a specific city, reading a lot or watching a lot… Do not start a path in order not to face with this decision-making period, or to postpone it. Think very carefully to understand yourself and list your wishes. Find ways to achieve them. Search for the most proper time for them. Consult to the ones who have already achieved these goals. In the end, you will start to shape your best options. Then, you can evaluate them by considering the pros and cons, and it will be easier to decide your next step in life.

I, personally, wanted to experience some options in order to create my own path. Through the end of my architectural education, I realized that I liked the educational life of architecture, and I wanted to continue this a bit more. However, I was not sure if I would end up by being an academician or working in an office. In the beginning of the senior year, I started to work part-time in an architectural office so that I will have an idea about working life. It was a very beneficial experience for me; I improved myself both in architectural practice and in social means. What we learnt in school was very theoretical. I started to realize how to apply them in practical life. I got the answer of that common question we all have: “How these theories are used?”. Meanwhile, I also realized that working in the office was not a path for me to follow immediately just after graduation. Because, the conceptual designs we fall in love in school, the crazy buildings, ideal sustainable solutions are lost in the practical life. The more important aspect is the gained money and required time for the design, thus, the aesthetic view we improved in the school is kept in the background. The simple design, faster and better work. Although you can make little changes in the design they have, you ask yourself whether you studied all these years for just drawing someone else’s project in AutoCAD and coloring it in Photoshop.

It is the fact that you learn faster in the office. However, I wanted to proceed the more free designs in architectural education a bit more before jumping into the working life. Considering my will to live in Italy, studying for a master degree in Italy seems to be the best option for me. I was expecting a more detailed and professional education, yet it is very similar to undergraduate education I had. Although I did my research before coming here, what is written on the internet is not always the same with what you will experience there. To be sure, I could have talked to the students who had already started studying here before the application. I do not know whether it will satisfy me more in the following semesters, or I will continue in an office after graduation. As a third option, I will experience working in an abroad office. Then, I will decide how to proceed with my career.

After all, turning over a new leaf in a new country is an excellent experience, despite the difficulties. Meeting people from different cultures and being in a distinctive surrounding where all the cities and streets have their own history and have a marvellous architectural value make me really pleased. Being able to visit as much as possible in Europe was one of my most desirable wishes. In this aspect, I am satisfied with my life in Italy.

Since there are numerous options, there will always be the questions: ‘What would happen in the other way? Would it be better in that aspect? Will I gain more if I choose this? Does it worth if I give it a try?’. And there will be no specific answers for them. Everyone has different dreams and expectations. Consult with other people as much as possible and learn about all the probable options. Evaluate all of them to see which ones are more proper for you. Then, start experiencing the best paths to figure out your satisfaction. As you start knowing yourself and your desires better, you will shape your path better and you will get close to your dream day by day. By that time, consider all the options at the back of your mind, but also enjoy your time in Bilkent as much as possible. Once it is over, you are going to miss it a lot.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?