Mekân, Tasarım ve Kütüphane

Space, Design and Library

| Mart 2019


Kütüphane; kiminin birçok kez uğradığı kiminin ise bir kez bile uğramadığı bir mekân. Peki, bu durumun sorumlusu mekân mıdır yoksa kişinin kendisi mi?

Günümüz butik üniversitelerinin çoğalmaya başlamasıyla eğitimin kalitesi maddi kazançların gölgesinde kalmaya başladı. Bu durum ise çoğu açıdan kısıtlı imkanlara sahip olan üniversitelerin “eğitim yuvası” adı altında faaliyet göstermesine sebep oldu.  Özellikle kütüphaneler başta olmak üzere çoğu alan yapılan bu kısıtlamalardan nasibini aldı. Kütüphane, yeri geldiğinde bir üniversitenin akademik kadrosunun profesyonelliğinden bile önemli olan ve o üniversitenin vaat ettiği eğitimin kalitesini en iyi şekilde örnekleyen bir mekândır aslında. Bir kütüphanenin içerik olarak sahip olduğu zenginlikten mimari tasarımına ve işlevselliğine kadar birçok özellik artık eskisi kadar önemsenmemeye başlandı. Çoğu kütüphane kendisi için ayrılmış olan bir binaya bile sahip değilken bu durum öğrencilerin klostrofobik alanlara hapsolmasıyla sonuçlandı.

Bilkent Merkez Kütüphanesi Plan Çizimi

 

Bilkent Üniversitesi ise bu alanda Türkiye’nin en iyilerinden sayılabilecek bir kütüphaneye sahip. Hem zengin içeriği hem de mimarisi ile ön plana çıkan bu yapı Mimarlar Odası’nın 1996 yılında düzenlediği 5. Ulusal Mimarlık Ödülleri’nden birine de layık görülmüş. Salt “kitap-hane” fikrinden biraz da olsa uzaklaşılarak birbirinden farklı kültür ve sanat etkinliklerini bünyesinde barındırabilecek bir tasarıma sahip olan bir kütüphane hayata geçirilmesi hedeflenmiş. Peki bir öğrenci gözüyle bakıldığında bu yapı kişide nasıl bir etki bırakıyor? Mekân bir kütüphanenin sahip olması gereken özellikleri gerçekten sağlıyor mu? Bilkent Merkez Kütüphanesi Bilkent Üniversitesi için ne kadar önemli?

Merkez Kampüs’ün ortası sayılabilecek bir alana konumlandırılan kütüphane, Mimar Erkut Şahinbaş ve İlhan Kural tarafından Antik Roma Amfitiyatroları’nın dairesel planından ilham alınarak tasarlanmış fakat bu plan kütüphanenin içine adımınızı attığınızda gözünüze çarpan diğer mimari detaylardan dolayı rahatça okunamıyor. Bunun diğer bir nedeni ise insanların kütüphaneye genellikle belirli bir amacı, kitap almak, teslim etmek ya da çalışmak gibi, yerine getirmek için gelmeleri olabilir. Binaya girildiği andan itibaren insan mekânı anlamaya veya algılamaya vakit bulamadan kendini bir koşuşturmacanın içinde buluyor. Kişi üzerinde bırakılan bu izlenim aslında yapının işlevselliğine ne kadar uygun tasarlandığını da bir ölçüde kanıtlıyor.

 

 

Dış cephede sert çizgiler ve keskin bitişler yerine kıvrımlı formlar tercih edilmiş. Bu da mekânın dışarıdan bakıldığında olduğundan daha büyük algılanmasını sağlıyor. Yapı aynı zamanda FF Binası’ndan başlayan aksın bitişini de vurguluyor. Birbirlerinden farklı zamanlarda inşa edilen iki bina arasına tasarlanan tüp geçit sayesinde ise A Blok olarak adlandırılan ana yapıdan B Blok’una bir geçiş sağlanıyor. Yapının çevresiyle olan ilişkisinden yarı-kamusal, tüp geçit ve atrium gibi,  ve yarı-özel, bilgisayar alanı ve çalışma odaları gibi,  alanlar da doğuyor.

İç mekân tasarımında ise kahverengi ağırlıklı tonlar yoğun olarak kullanılmış. Gözü çok yorabilecek ya da kişinin ilgisini kolayca dağıtabilecek renk ve desenlere monokromatik renk kullanımı sayesinde hiç yer verilmemiş. Güvenliğin ve turnikelerin bulunduğu alanın tavana kadar açık olması ise atrium olarak adlandırılan bu mekânda daha geniş bir alan algısı yaratıyor.  Bu alan yapının diğer elemanlarını birbirine bağlayan bir özelliğe  sahip olmasının yanı sıra mekânın bir bütün olarak algılanmasında da önemli bir rol oynuyor.  Hem tasarım hem de içerik bakımından sahip olduğu çeşitlilik nedeniyle Bilkent Üniversitesi için büyük bir önem taşıyan bu yapı, türdeşlerine de örnek olacak cinsten.

 

 

 

Editör Yardımcısı/ Assistant Editor: Serra Koz

Grafiker/ Graphic Designer:  Görkay Düzgün

 

 

KAYNAKÇA:

Cengizkan N. Müge. Işığın Peşinde Bir Mimar: Erkut Şahinbaş. Mimarlar Odası Yayınları, 2015.

Özbay, Aslı. Erkut Şahinbaş 1968-1998 Mimarlık Çalışmalarım. Ankara: Meteksan Yayınları, 1998.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?