Mainstream Activism

Ana akım aktivizm

| Ekim 2019


You’ve probably all heard the of term before, but what exactly does it mean? It’s quite a broad topic, actually, but I’m going to be narrowing it down for this article. Mainstream activism mostly concerns people who do not necessarily care about what they are protesting for but they do it because everyone else is doing it. It’s basically a terrible bandwagon.

Muhtemelen hepiniz bu terimi daha önce duymuşsunuzdur, ama tam olarak ne anlama geldiğini biliyor muyuz? Aslında bu oldukça geniş bir konudur ancak bu yazı için bu konuyu biraz daraltacağım. Ana akım aktivizm çoğunlukla protesto ettikleri şeyleri umursamayan insanlar ile ilgilidir çünkü onların protesto sebebi diğer herkesin de yapıyor olmasıdır. Bu temelde korkunç bir eğilimdir.

So what exactly do mainstream activists do? Every once in a while, something will spark outrage (usually) on social media and everyone will have something to say about it. Mainstream activists usually jump on this issue and talk about it for a bit, sometimes even making twitter threads out of what they have learnt. Then they’ll go on to post about the subject or change their profile pictures in support of this cause. Don’t get me wrong, there’s no problem in doing any of these things as long as the information that you provide is accurate. The issue is that all of these discussions are forgotten in a matter of weeks, if not days.

Peki, ana akım aktivistler tam olarak ne yaparlar?  Arada bir (genellikle) sosyal medyada öfke uyandıran bir sorun çıkar ve herkesin bu konu hakkında söyleyecek bir şeyi olur. Ana akım aktivistler genellikle bu konuya atlarlar ve üzerinde biraz konuşurlar hatta bazen öğrendiklerinden twitter iplikleri çıkarırlar. Ardından konu hakkında paylaşım göndermeye ya da bu konuyu desteklemek adına profil resimlerini değiştirirler.  Beni yanlış anlamayın sağladığınız bilgiler doğru olduğu sürece bunlardan herhangi birini yapmakta bir sorun yoktur. Mesele şu ki bütün bu tartışmalar günler olmasa da birkaç hafta içinde unutuluyor.

This is a huge problem because you can go back to your daily routine and forget about issues that don’t affect you directly, but it doesn’t mean that those issues have been solved. You can’t worry about the struggle in Kashmir for a week when the people there have been suffering for years. You can’t only worry about gender based violence when it’s a popular topic because women are still being killed every day. You can’t tell people to stop drinking with straws when you do nothing for the environment yourself.

Bu çok büyük bir sorundur çünkü siz günlük rutininize geri dönebilir ve sizi doğrudan etkilemeyen sorunları unutabilirsiniz ancak bu o sorunların çözüldüğü anlamına gelmez. Keşmir’de yıllarca acı çeken insanlara sadece bir hafta boyunca üzülemezsiniz. Cinsiyete dayalı şiddet hakkında yalnızca popüler bir konu olduğunda endişelenemezsiniz çünkü kadınlar hala her gün öldürülüyorlar. Çevreye kendiniz için hiçbir şey yapmayıp insanlara pipet kullanmalarını bırakmalarını söyleyemezsiniz.

You cannot preach because ‘everyone’s talking about it.’

‘Herkes bunun hakkında konuşuyor’ diye vaaz veremezsiniz.

You cannot preach what you don’t practice.

Yapmadığınız şey hakkında vaaz edemezsin.

You cannot preach when you don’t care.

Umursamadığınız şey hakkında vaaz edemezsin.

Apathy is the main cause for concern here because it makes us forget how powerful we are. If, for example, we stopped buying daily needs from companies owned by billionaires and shopped local instead, we could start a decrease in mass production that harms the environment.

İlgisizlik burada kaygılanmanın ana nedenidir çünkü bize ne kadar güçlü olduğumuzu unutturur. Örneğin milyarderlerin sahip olduğu şirketlerden günlük ihtiyaçlarını satın almayı bırakıp bunun yerine yerel marketlerden alış veriş yaparsak seri üretimde çevreye zarar veren şirketlerde bir azalmaya görebiliriz.

We shouldn’t be focusing on small and popular trends but looking at the big picture instead. The American army produces more greenhouse gases than entire countries. More than 400 million metric tons of carbon dioxide have been produced by the US-lead wars in Afghanistan, Iraq, Pakistan, and Syria. More than $700 million dollars was spent on the wars in Iraq and Afghanistan every single day (you read that right). Just imagine the things that could have happened if that money had been used correctly. We could have a future to look forward to.

Küçük ve popüler eğilimlere odaklanmamalıyız, bunun yerine büyük resme bakmalıyız. Amerikan ordusu bazı ülkelerden daha fazla sera gazı üretiyor. ABD Afganistan, Irak, Pakistan ve Suriye’deki savaşlarında 400 milyon metrik ton’dan fazla karbondioksit üretti. Her gün Irak ve Afganistan’daki savaşlara 700 milyon dolardan fazla para harcandı (evet, doğru okudunuz).  Eğer bu para doğru kullanılmış olsaydı olabilecekleri hayal edebilir miydiniz? Dört gözle beklediğimiz bir geleceğimiz olabilirdi.

We’ve got to check on the impact of the institutions around us. If they are contributing to the destruction of our planet we must boycott them until we can make a difference.

Etrafımızdaki kurumların etkisini kontrol etmeliyiz.  Gezegenimizin yıkımına katkıda bulunuyorlarsa, bir fark yaratana kadar onları boykot etmeliyiz.

It’s important to be aware.

Farkındalık önemlidir.

Please be aware.

Lütfen farkında olun.

We’re going to have to fight every day for the rest of our lives in order to get the safe and clean future that was stolen from us.

Bizden çalınan güvenli ve temiz bir geleceği elde etmek için her gün hayatımızın sonuna kadar savaşmak zorunda kalacağız.

Don’t forget, because when you do end up caring one day, it might just be too late.

Unutmayın, çünkü bir gün umursamadığınızda, çok geç olabilir.

 

 

Translator/Çevirmen: Şule Dilara Kipel

Graphic Designer/Grafiker: Şule Dilara Kipel

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?