Kuş Seçkisi…

Genç şiirler

| Ekim 2018


2014 ve 2015 yıllarında, yani 17-18 yaşlarımda, kendimce hayatın ‘ilk sancıları’ sandığım ancak zaten çok öncesinde başlamış olan bir varoluşun sancılarını yansıttığım şiirler bunlar… İlk sancı olmasa da belki kendimi ciddi anlamda ilk sorguladığım yıllar. İnsanları sevdiğimi, belki gereğinden fazla sevdiğimi ve bu kadar büyük bir sevgiden sonra onlardan kaçmam gerektiğini hissettiğim dönemler. Aynı şekilde kendimi sevdiğimi ancak yer yer kendimden de kaçmam gerektiğini düşündüğüm günlere tekabül ediyor. Aşık oluşlar, ayrılışlar, sebep aramalar ve bütün bunlar olurken yaşamaya devam eden insanlar, düzenini sürdüren çevre ve dönmeye devam eden bir dünya. ‘Kuş’ teması aşağıdaki üç şiirde de karşınıza çıkacaktır, içinizdeki özgürlüğü hissederek okumanız dileğiyle…

 

Mavi

Bağırıyorum

Sesim çıkmıyor

Önümdeki hayat donuk bir kare

Göğsümdeki yük balçık gibi birikip

Çığlıklarımın yankılanmasını engelliyor

Gürültüyü hapsediyor

Bu ağırlıktan nasıl kurtulacağım?

 

Şaşkına çeviren kırmızı bir yankı vardı

Dinlemez umursamaz biraz

Beni de öyle yaptı.

Sesin kesilmesi için

Bir şeylerin boğulması gerekti.

 

Uzun zaman tenimi gözyaşları yakmasın diye boğuldum.

Tatlı his o dilimi uyuşturan

Yetmiyordu

Güzel olan şey zehre dönüşüyordu

 

Kelimeleri kustum haykırışları kustum

Çıkmak için yırtınan

Kaos karşımdaydı

Düşman gibi dikiliyordu.

Artık gidecek bir yer yok

 

Kıyılarımı uzaktan izlemeden önce

Bilmiyordum koyu denizlerde olduğumu

Açıklarda savrulduğumda anladım.

Bağlarım bir bir kopmuştu, içerlendim.

 

Şimdi bütün vücudum birden sarsılıyor

Kimsesiz kalmış

Peşinden dalgalar geliyor

Uçtum ben de

Ev neresi?

Hiçbir ışık olmadan

Bir kör gibi uçtum

Karanlık fırtınalarda kaybederken kendimi

Kaygılarımı fırlattım, hafifledim

Yükseldim.

 

Hiçbir yere ait değilsem

Gökyüzüne aittim

Elbet bir gün mavilerde süzülecektim

(Kalem İzleri sayfa: 118)

 

Martı

Camdan sonrası soğuk,

Sonrası hırpalanmış

Üşümüyorum senden

Bu sıcaklık bu ısı

Bir akşam balkonda bu

Kadeh sesleri kahkaha sesleri

Ağlıyoruz biz kapanarak.

Birbirimizin omzunda

Farklı bir dünya

Ellerimizde sadece bizim.

 

Kayboluyorum sandım gidiyorum sandım

Rüzgar vardı çarpacaktım

Sen uzattın elini

Yakaladın

Beraberiz dedin bir olduk

Gri küller

Vardır hep

Ama biz maviye gideceğiz dedik

Güneş olacak

Güneşim oldun.

 

Bir martıyı yakalayan

Bilir misin nedir bir ada olmak?

Kuşun gelip konduğu

Ancak gitmediği

 

Solumaya Devam Etmek İçin

Uçmanın bağımlısıydı kuş

Başını kaldırdığında varsa basık bir tavan

Kapanırdı kanatları, hapsolurdu.

Özlerdi denizin tuzunu

Tüylerinde

 

Gitmenin bağımlısıydı kuş

Yoksa soluk alamazdı.

Kalabalık tarafından çevrildiğinde

Boğulurdu rutinde

Açmalıydı kanatlarını rüzgarda

 

Kaçmanın bağımlısıydı kuş

Yakardı canını bağları

Yapamazdı kafeste.

Sıkardı zincirler kanatlarını

Kavuşmalıydı maviye

 

Bu yüzden uçmalıydı kuş

Gökyüzüydü o

Ufuğa doğru süzülmekti amacı

Siyah beyaz silüetlerden yükselerek uçan

Dalgaların sesi kulağında

 

Ve çırpamazsa kanatlarını, ağır gelirdi

Kendine kapanıp düşerdi.

Bu yüzden uçmalıydı kuş

 

Kişisel blog: http://ideeofasentiment.blogspot.com/

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?