İnsan Müdahalesi, Doğa İradesi: ARAZİ SANATI

Deneyim ve zaman etkisinde sanata açılan yeni bir kapı

| Eylül 2018


İnsan varoluşu gereği, hem doğanın bir figürü hem de şekillendiricisidir. Doğaya tapar, onu yıkar, dönüştürür, düzenler ve onunla birlikte yenilenir, insan. Kendini var etmek üzere doğada iz bırakan, onu işaretleyen ve dönüştüren insan, ufacık bir parça olduğu bu evrende kendini bulma çabasındadır belki de. Arazi sanatı da tam da bu varoluşsal çerçevede insan ve doğa işbirliğini gözler önüne serer. Sanat, peyzaj, mimarlık hatta bilimin kesişimi olan bu sanat dalı pek çok alt başlıkta, formda ve mekânda kendini gösterir. Yeryüzü sanatı, bio-sanat, restorasyon sanatı bunlardan birkaçı…


Robert Smithson, Spiral Jetty, Rozel Point, Great Salt Lake, Utah, 1970


Robert Smithson, Broken Circle, 1971

İngilizcesi “land art” olan, Türkçe’ye “arazi sanatı” olarak geçmiş çevresel sanatın anahtar kelimelerinden biri “zaman”, bana kalırsa. Tıpkı canlıların sonu gelecek bir yaşamda var olmaya çalışması gibi arazi sanatı da bir gün doğaya karışana kadar değişip, dönüşüp toprağa, suya ve havaya karışıyor. Zaman faktörünün etkisindeki bu geçicilik ve dönüşüm, eserlerin her bir anda farklı bir biçim ve ifadeye sahip olmasına yol açıyor. Zamanın üretilene işlemesine, onu değiştirmesine izin veriyor, korkmuyor. Başka bir deyişle sanatın “burada” ve “şimdi” hâllerine dikkat çekiyor. Burada eser, bir sonuç ürününden çok süreçselliğin, geçiciliğin ve yapım aşamalarının kendisi oluyor.


Richard Long, Sahara Circle, 1988


Richard Long, White Water Line, 1990

Dokümante edilmek ve fotoğraf, video olarak galerilerde sergilenmek için mi, yerinde deneyimlenmek için mi yapılıyor dersiniz?


Andy Goldsworthy, Touching North, 1989

“Belgesel Önerisi”
Rivers and Tides (2001)


Andy Goldsworthy, Storm King Wall, 1997-1998

60’lı yılların sonlarında ABD’de ortaya çıkan ve 70’lerde Avrupa’ya yayılan arazi sanatı, galeri duvarlarına hapsolmuş sanat ile uygulama alanını ve algısını daraltan sanat pazarını sorguluyor. Hayat bulduğu bu dönemin siyasi, kültürel ve ideolojik yansımaları çevresinde ve sade, geometrik formların açık alanlara uygulanması açısından minimalist akımlardan da destek alıyor. Bu durum da eserlerin genellikle yapıldığı yere ait olmasını sağlıyor. Tarihte kimi arazi sanatı çalışmaları galerilerde sergilenmiş olsa da bunların satışı yapılamamıştır. Sanat dalları arası sınırları hiçe sayan ve sınırsız malzemeyi barındıran bu akıma bir tür lokal ekosistem bilinci, deneysellik, insanın doğaya müdahalesi ve çevreye yönelimi denebilir.


Christo and Jeanne-Claude, Wrapped Reichstag, Berlin, 1971-1995


Christo and Jeanne-Claude, Surrounded Islands, Biscayne Bay, Greater Miami, Florida, 1980-1983

Arazi sanatçıları çoğunlukla geniş boşluklarda, derin mekânlarda yani sınır kavramını hissetmedikleri doğal çevrelerde çalışıyorlar. Engelleyici özellik taşımayan bu mekânlar, boyut ve ölçek çeşitliliği sağlamakla birlikte anıtsal çalışmalara, sosyal heykellere alan sağlıyor.


James Turrell, Celestial Vault, 1996


James Turrell, Roden Crater, 1977

Kullanılan materyallerinin sıklıkla doğadan seçilmesi, eserlerinin alınıp satılmak için yapılmaması gibi ilkeler ışığında, pek çok -izm karşısında yer alıyor arazi sanatı. Adı bu sanat dalıyla anılan sanatçılar boyut, mekân, malzeme ve felsefe açısından farklılıklar gösterse de ortak paydada sanatı sınırlandıran her tür yetkiye karşıdırlar. Bir tür başkaldırıdır, protestodur arazi sanatı.


Alper Aydın, Pelesiyer

Referanslar

https://www.robertsmithson.com/
http://www.richardlong.org/
http://christojeanneclaude.net/
http://jamesturrell.com/
http://www.galerielelong.com/artists/andy-goldsworthy
http://www.sanatatak.com/view/pelesiyer-sanat-nisiyatifi

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?