Hepimizin İlgi alanı: Her şeyden biraz!

We are all interested in: A little bit of everything!

| Mart 2020


Bütün jenerasyonların milenyumlular tarafından asimile edildiği zamana ulaştık. Hepimiz bir tık emojileştik. Uzun, anlamlı, duygusal konuşmalar bizi sıkıcı gösterir diye duygularımızı bu küçük “gülen yüzler”e sığdırmaya çalıştık.

We have reached the time when all generations were assimilated by millenniums. We’re all became a bit emojised. We tried to fit our emotions into these little “smiley faces” because of the fear that long, meaningful, emotional conversations make us boring.

 

Duygusal gerilimler kapıda bekleyedursun, bizim bir twit atmamız lazım. İlişki durumumuzun karmaşasında ya da yokluğunda bize her zaman biraz stolk lazım. Gezdik, gördük, öğrendik derken bunu herkes ile paylaşmamız lazım. Kaptırmış gidiyorken dönüp etrafınıza baktığınızda sizin de her şeyden birazın bir parçası olduğunuzu fark etmeniz lazım.

Let emotional tensions wait at the door, we need to tweet. In the chaos or absence of our relationship, we always need to do little bit of stalk. While we traveled, we saw, we learned, we got accustomed to share it with everyone. When you live the life at a pace that you cannot notice what’s happening around you, you need to stop and realise that you are a bit of everything.

Öyleyse hep beraber başa saralım ve şöyle bir bakalım. Okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz diziler, akıllardan çıkmayan replikler hâlâ sadece bize mi özel? Yoksa sadece herkes ile beraber takip ettiğimiz birkaç şeyden mi ibaret?

So let’s all rewind together and take a look at it. Are the books we read, the shows we watched, the lines that will not come out of our mind, still special only to us? Or is it just a few things that everyone and I follow?

Hangi noktada ilgi alanlarımızı standartlarımızdan, fenomenlere girmiş olanlara kaptırdık bilmiyorum. Ancak tam da buna müsait bir zamanda yaşadığımızı söyleyebilirim. Farkında olmadan hepimiz buna kapılıp gidiyoruz. Sistem basit aslında “tüketim zihniyeti”nin bir parçası olarak başlıyoruz. Devamında yaptığımız şeyler bizi mutlu etse de etmese de çok bir önemi yok çünkü o günün sonunda bizim için sadece bir gönderi olarak kalıyorlar. 

I don’t know at what point we shifted our interests from what we actually like to what’s popular. But I can tell you that we are living exactly at the right time. We all get caught up in it without even realizing it. The system is simple, in fact, we start as part of the “consumption mentality”. Whether we’re happy or not, it doesn’t matter much, because at the end of that day, they’re just a simple posts for us. 

Değişik anılar biriktirmek güzeldir; ancak kendimizin farkındaysak bunlar kaliteli anılara dönüşür. Her şey bu kadar hızlıyken bunu anlamak kolay değil tabii ki ama farkında olup elemesi bizden.

It’s nice to collect different memories, but if we’re aware of ourselves, they turn into quality memories. It’s not easy to understand when everything’s so fast, but it’s on us to realize it and eliminate it.

Her şeyi sevemezsiniz diye bir kural da yok neticede. Birden fazla şeyi tabii ki sevebilirsiniz ama sadece bir şeylerin parçası olmak için mi? Yoksa sanal dünya safsatası içinde her gün uydurulan saçma mevkilere erişmek için mi?  Sanal kimliklerimizi oluşturmaya harcadığımız bu vaktin ve emeğin yarısını gerçek kimliklerimizi bulmaya adadığımız zaman, kendi gerçeklerimizle yüzleşmeyi öğrenmiş olacağız. 

There’s no rule that you can’t love everything. You can love more than one thing, of course, but just to be part of something? Or to access the absurd positions that are made up every day in the virtual world of nonsense? When we devote half of the time and effort to building our virtual identities to finding our true identities, we will learn to face our own realities. 

Görülme, beğenilme ve ilgi odağı olma üzerine kurulu profillerimizden sıyrılalım. Kendimizi sevmeden yaptığımız her şeyin sonucunun hüsran olacağını unutmayalım!.. Başkalarının sanal ilgisi, daha biz kendimizi yeterince tanımıyorken -sevmiyorken- bizi mutlu etmeyecektir. Kendimizi kandırmayalım. Düzenin parçası olmak için değil kendimiz olup mutlu olmak için yaşamalıyız. Kısacası, başkalarının beklentilerine göre yaşamayın. Kendiniz gibi yaşayın. Kendiniz için yaşayın. 

Let’s get out of our profiles based on being seen, getting likes on social media and being the center of attention. We must not forget that everything we do without loving ourselves will end up in frustration. The virtual attention of others will not make us happy when we don’t know -love- ourselves well enough. Let’s be honest to ourselves. We should not live to be a part of the order, but to be ourselves and to be happy. In short, do not live according to the expectations of others. Live as yourself. Live for yourselves. 

 

Kaynakça/References;

https://www.rawpixel.com/search/social%20media%20icon?sort=curated&type=all&page=1

https://www.theverge.com/2017/11/3/16602352/face-with-tears-of-joy-emoji-most-popular-apple-study

Reddit: Who Controls the Ethics of the Social Media?

 

 

Editor/Editör: Görkay Düzgün

Translator/Çevirmen: Furkan Sülümen

Graphic Designer/Grafiker: Vadi Töngür

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?