Hasan Sıtkı Gümüşsoy

Aboutblank ile Tasarım Süreci

| Haziran 2018


 

Tasarım Bilkent ’18 kapsamında ‘Tasarım Süreci’ temasıyla 1. Panelde konuşmacı olan Hasan Sıtkı Gümüşsoy; kurucu ortaklarından olduğu Aboutblank’in tasarım arayışını, sürecini ve dilini anlattığı sunumuyla bizlerle oldu.  Gümüşsoy, sunumunda kendi projelerinde izledikleri stratejilerden, tasarım dilinin deviniminden ve mimarlığın diğer disiplinler ile paylaştığı ortaklıklardan bahsetti.

Mimarın tasarım sürecindeki sorumluluklarına dikkat çekerek konuşmasına başlayan Hasan Sıtkı Gümüşsoy, biz mimarların sorumluluğunun yalnızca beton yapılar yapmak olmadığını savundu. Aboutblank olarak tasarıma yaklaşımlarını değerlendirirken yaptığı örneklemeler üzerinden yersiz ve mekansız olma durumundan; tamamen tanımlı ve belirli taleplere doğru tasarımları nasıl ele aldıklarını sundu. Küçük  ölçekli bir strüktür olan The Cube ile başlayarak, kent ölçeğinde olan projelerine değin sosyal dinamiklerin mimari ile olan kesişimlerini gözlemleme şansı bulduğumuz sunum, hepimiz için ilham vericiydi.

 Aboutblank olarak kolektif bir oluşum olduğunuzu görüyoruz. Üniversite yıllarında başlayan büyük bir dostluk ekibi. Yıllar öncesinde Yıldız Teknik Üniversitesi stüdyolarında jüri için sabahlarken şimdi ciddi kaygılar eşiğinde profosyonel bir hayat sürdürüyorsunuz. Nasıl besleniyor bu dostluk kolektifliği ve profosyonel mimarlık hayatı?

Kolay bir şey değil tabii, biraz kendiliğinden gelişiyor. Karşılıklı güven bu noktadaki en önemli şey. Öğrencilik zamanında başlayan yarışma telaşı ve hazırlıkları bu zemini oluşturmak için oldukça önemli. Asıl olan kazanmak, bir ödül almak vesaire de değil. Asıl değerli olan; bir kolaborasyon oluşturup kendinizi, birlikteliğinizi, dostluğunuzu ve güveninizi test etmek. Mimarlık ne bir işletme ne de bir ticaret. Bir tasarımı ne kadar sürede tamamlayacağımızı bile kestiremiyoruz. Fakat belirli bir zaman çerçevesinde bir işi bitirebildiğimiz zaman; yaptığımız iş profesyonelliğe dönüşüyor.

 

Brainblank oluşumunuz Türkiye’de sıkça rastlayabildiğimiz türden bir mimarlık anlayışı değil doğrusu. Ofisin hali hazırda gelişen tasarım süreci bir yana; akademik yazınlar, kısa filmler, sahne tasarımları, dergiler… Peki nedir Brainblank ve Aboutblank arasındaki ilişki?

Ofisin günlük yoğun temposunda hep bir tasarım ve projelendirme durumu var. Brainblank bundan bir adım dışarıya çıkma arzusu ile başladı, sonra da adını koymamız gerekti. Tabii Aboutblank ve Brainblank dolaylı olarak birbirlerinden besleniyor. Bienalleri takip ediyoruz, farklı okumalar ve araştırmalar yapılıyor, ve sonuç olarak medyumlarımız, bakış açılarımız değişiyor. Mimari düşüncelerimiz de daha dallanmış, köklenmiş ve desteklenmiş oluyor.

 

Birçok projenizde disipliner arası çaprazlamaya rastlıyoruz. Aboutblank için mimarlık; yapı inşaa etme sanatından ibaret değil, aksine fikir ve hayal üretimini önceliğe koyuyor… Bu fikir ve hayal atölyesi için en çok hangi disiplinlerin çaprazlanmasından söz edebiliriz?

Tasarımı ilk süreçlerinde ve hatta ilk masaya oturduğumuzda düşünmemiz, tartışmamız gereken birçok konu oluyor. Bu sorgular ‘nasıl çizerim’ ile başlamamalı. Yalnızca olası binayı ve çevresini ele almamalıyız. Çok daha büyük bir çerçevenin sorumluluğunu taşıyoruz. Bir takım sorgularımız var, bizi tasarımın başında yönlendirdiğini düşündüğümüz. Neden, nasıl, ne, nerede, ne zaman. Ancak bu soruları sormaya başladığımız zaman mimarlığın yalnızca kendi başına bir disiplin olmadığını görüyoruz ve işte bu noktada disiplinler arası sorgulama başlıyor. Edebiyat, müzik, sanat, matematik.. Cevaplarımızı nerede bulduğumuz hep değişiyor ve genellikle hissettirdikleri şeylere yönlendiriyor bizi.

 

Aboutblank mimari başarıyı nasıl yorumluyor?

Mimarlık disiplini olarak yalnızca beton ve tuğladan oluşmuyoruz, çok daha fazla sorumluluğumuz var. The Cube’da da bahsedildiği üzere birçok yerde üçlü bir piramit var ne yazık ki. Yukarıda bir otorite, aşağıda bir toplum ve aracı olarak mimar. Mimarın tek derdi çok başarılı yapılar olmamalı ve biz de bu alışılmış dengeyi değiştirmeye çalışıyoruz. İşte bu noktada kent ve kentsellik ile bir bağ kurmaya çalışıyoruz, bir şeyleri dert edindiğimizi göstermeye çalışıyoruz. Ve eğer ki bunun hissiyatını kendimize ve topluma çevirebiliyorsak biz de başarmış oluyoruz.

 

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?