Hakan Demirel

Hakan Demirel ile mini-röportaj, panel özeti ve tasarım prensipleri

| Mayıs 2017


Duygu: New York’ta eğitim amaçlı bulunmuşsunuz. Türkiye ve yurtdışındaki mimari eğitim arasında ne gibi benzerlikler/farklılıklar gözlemlediniz?

Hakan: Aslında ben New York’ta dil eğitimi aldım, orada hasbelkader bir mimarlık yapma sürecim oldu. New York’ta tasarladığımız bir proje vardı, Soho’da bir dükkan. Onu da orada yapabilmek amacıyla gittim, sonra da New York’ta yaşamanın çok keyifli gelmesinden dolayı uzattığım bir süreçti. Onun dışında oradaki mimarlık eğitimine çok fazla girip çıkmışlığım olmadı. Birkaç okulu gezdim ama dışarıdan dahil olan biri olarak yorum yapabilmek çok kolay değil.

Duygu:Genç bir mimar olarak, öğrenci-öğretmen ilişkisini; iletişim, gözlemleri ve yenilikleri paylaşma açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hakan:Öğrencilerin de öğretmenlerine katacakları şeyler olduğuna katılıyorum. Okuldan mezun olduğumdan beri Yıldız Teknik Üniversitesi’nde atölye yürütüyorum, yaklaşık 10 yıl oldu. Sürekli gidip geliyorum, onu bir network ağı gibi görmek yerine bir sohbet masası gibi görüyorum. Kişileri hoca veya öğrenci diye ayırmadan, birbirlerinden öğrenebilecekleri şeyler için bir ortam yaratılmasını anlamlı buluyorum. Bu okuldaki eğitimcileri eleştirmek için değil ama mimarlık, üretimle iç içe olması gereken bir şey. Üreten insanların okullara gitmesi, üretilen şeyler hakkında konuşulması lazım. Dengeyi kurmak lazım, ikisi (teori ve pratik) birbirinden ayrı tutulacak bir meslek dalı değil mimarlık.

Duygu:Suyabatmaz Demirel’in internet sitesinde ‘klişeleri sorgulamakta’ olduğunuzdan bahsediliyor. Bu klişe kavramını nasıl değerlendiriyorsunuz/karşı çıkmak için araştırma süreciniz nasıl ilerliyor?

Hakan:Karşı çıkma refleksi ile başlamıyoruz. Sunumda da anlattığım gibi, mesela kilise, Bodrum’da yapı yapma, tarihi yapıyı koruma meselesi, onların klişeleşmiş yapma biçimleri, uygulana uygulana oturmuş bir şeyleri var. Bunların her seferinde sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Sorgulandıktan sonra o yoldan yürümemek için başka bir yol bulmak gerekmiyor, sadece bunu sorgulamak gerekiyor, gereksiz bir klişenin arkasından gitmemek için.

2. PANEL: Kültürün mimari tarz üzerindeki etkisi

Kültürün, mimarlığın yanından geçtiği birçok konudan biri olduğunu vurgulayan Demirel, ‘Kültürün mimari tarz üzerindeki etkisi’ konulu panelde, Leila Araghian ile, Celal Abdi Güzer moderatörlüğünde konuşma yaptı. Süryani Ortodoks Kilisesi tasarımını kapsamlı bir şekilde inceleyen Demirel’in, tasarım sürecindeki kamusal yapı algısı karşısında betimlemiş olduğu açık ve kapalı formlar ekranda gösterildi. Sonrasında Bodrum’un mimari dili üzerine konuşan Demirel, farklı projeler üstünden kültür konusunu ele aldı. Kesit öğesinin üzerinde durduktan sonra, Rope Factory Lofts gibi, değiştirilen mekanlardan bahsedildi.

ÖĞRENCİ YORUMLARI:

Hakan Demirel, İstanbul’dan Ankara’ya kendi arabasını sürerek geldi. Ne kadar yorgun ve uykusuz olsa da, Tasarım Bilkent panelinde de belirttiği gibi, mesleki açıdan uykusuz kalmak zaten olan bir şeymiş. Tasarım prensipleri hakkında konuşulduğunda, ilham diye bir şeye inanmadığını belirten Hakan Demirel, başarılı bir tasarımın çok çalışmakla olacağını belirtti. Ayrıca, her projenin birbirinden bağımsız olduğundan da bahsetti. Bir projenin iyi veya kötü olması gerçeğinin, sonraki projeye önyargıyla yaklaşılmasına yol açmaması gerektiğinden söz eden Hakan Demirel, her projenin ayrı bir tadı olduğunu da ekledi.

 

Duygu Çöplü, ARCH

Tasarım Bilkent 5 ve 7’de, bizleri kırmayarak aramıza katılan Hakan Bey’le gerek panel oncesi, gerek panel aralarında, gerek panel sonrası etkinliklerimizle bolca sohbet etme imkanı ve düsüncelerinden yararlanma imkanı buldum.

Bizlere yaklaşımıyla kendisinden öğrendiğimiz ve donem projelerinde uygulamaya çalıştığımız tasarım düşünceleri icin kendisine ne kadar teşekkür etsek azdır.

Beni en çok etkileyen, düşünce olarak bir projeye nasıl başlanmalı ve mimari proje surecinin nasıl yönetilmesi gerektiğiyle alakalı bilgi birikimini söylemek yerinde olacaktir.

Bir projeyi cizmeden once yasamayi, havasini solumayi ve oturmus tarzlari bile sorgulamanin ne denli projeler cikardigini, ozellikle durmadan sorgulamanin ve ise hissedilen duyguyu katmanin basarili bir proje icin gerekli basliklar arasinda oldugunu anlama firsatim oldu.

Diğer bir özellik olarak da bir ekibin nasıl yönetilmesi gerektiğinin hatta gerekirse kahve falının ekip üstünde ne kadar etkili bir araç olduğunu, bunların hepsinin birlikte harmanlandığı  tasarım örneklerini Suyabatmaz Demirel’in internet sitesinden rahatlıkla görebilirsiniz.

Hakan Bey’e özellikle bize katılarak etkinliğimize renk kattığı bizlerle degerli tecrubelerini paylaşarak belki tasarıma bakışımızı şekillendirmemizde yardımcı olduğu icin ne kadar teşekkür etsek azdır.

Koral Korkmaz, ARCH

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?