Gündemini bulamamak

To Lack [One’s] Agenda

| Kasım 2019


 

Birinci sınıfta okuma yazma sınavında yaptığın heyecanın ne kadar boş olduğunu ikinci  sınıfa geçince anlarsın. Toplama işlemenin aslında o kadar da zor olmadığını ise üçüncü sınıfta. Okul değiştirmen gerektirdiğinde, arkadaşlarından  ilk ayrılık vakti geldiğinde “Ben onlardan ayrılamam” dediğin kişilerin isimlerini bile hatırlamazsın. Bir gün gelir aynı  sırayı yıllarca paylaştığın insanın  ismini unutursun. Onlar belli bir süre içinde hayatının kısa bir bölümünde seninle aynı zamanda aynı yerde bulunmuş alelade bir insana dönüşüverir. Zaman öyle tüketir bizi. Sonra gün be gün büyürsün. Senden hedefler belirlemen istenir. Küçük yaşlarda  hedefler meslekler olur, ilerleyen zamanlarda amacının dünyayı gezmek olanlar olduğunu  söyleyenlerle de karşılaşırsın. Yıllar akar gider. Sonra bir bölüm kazanırsın. Gündemin iyice kaybolur. Artık meslek edinmek ve hayata atılman gerekir bu alışagelmiş düzende.

You understand how vague the excitement you felt over the reading and writing exam in first grade when you graduate to second grade, that summation is not that hard in third grade. One day you no longer remember the names of the first friends you had to leave behind when you needed to change schools, the ones you thought you couldn’t part from. One day you forget the person you sat next to for all those years. They turn into common people who were simply at the same place and the same time with you for a little while. … And so the time consumes us. Then you grow old, day by day. You are expected to set goals. Goals that used to be jobs at young ages, goals you encounter turning into travelling the world in time. Years go by. Then you “win” and enter a department in school. Your lack of agenda intensifies. Now, in this routine of a life, you need to acquire a profession and begin working, begin life.

Kendimden örnek vermek gerekirse Uluslararası İlişkiler bölümünde dersler şöyle işlenir: Bir makale okunup üzerine tartışılır. Herkes kendi fikrini söyler ve bu yönden güzeldir. Kesinleri olmayan bir bölümdür, eğlencelidir de ama sorun şudur ki gündemi siz belirleyemezsiniz. Dünyada olan olaylar sizin gündeminizi  belirler ve  ona yoğunlaşırsınız derslerde fakat hep bir sorun vardır insanın unuttuğu. Ben buna gündemini bulamamak diyorum. Uluslararası İlişkiler bu olayın en yoğun yaşandığı bölümdür belki de ama insandan insana değişir bu sorun, ”gündemini bulamamak”, aslında.

To give an example from my own life, this is how the classes are taught in the International Relations department: An article is read and debated over. Everyone states their own opinion and that is nice. It is a department with no absolutes and it is, indeed, fun; however, you cannot choose the agenda. The events of the world sets your agenda and you focus on them in class but there is always a problem that people forget. I call it to lack, to not be able to find your agenda. International Relations may be the department that has this issue the most but perhaps the situation differs from one to another person.

Gündemin yarınki sunumunsa, iki hafta sonraki vizense üzülerek söylemem gerekir ki bunların da gerçek gündemin olmaması gerekir. Bunların da aslında o kadar önemli bir şey olmadığını üniversite bitince anlarız.Öyle hep elimizden kaçınca anlarız ama artık durma vaktidir.Bunları da nerden biliyorsun derseniz , dinlerim ve duyarım. Başkalarının deneyimleri benim için önemlidir. Bir şeyi öğrenmek için onu yaşamak gerekmez çünkü senden önce milyonlarca insan yaşamıştır benzer şeyleri ama biz hep o hatayı bile bile yapmak isteriz  çünkü biz hep farklı olmak isteriz.

If your agenda is the presentation tomorrow or your midterm that is coming up in two weeks, I am sorry to say that it shouldn’t be. We understand that these are, in fact, not that important only when we leave university. We always learn after we lose but now it’s time to stop. If you are to question how I know these things, the answer would be the fact that I hear and I listen. Others’ experiences are important to me. You don’t have to live through something to learn it because millions have went through those similar things; we want to make the mistakes on purpose merely because we always want to be different.

4.54 milyar yaşında olan şu dünyada bize verilen küçük bir vakitte ortalama 60 yıllık bir hayatta

108 milyar insanın bizden önce  bir misafir gibi konup göçtüğü

Her gün ortalama 350.000  insanın doğduğu ve

Her gün ortalama 150.000 insanın öldüğü  şu matemhane-i umumîde insanın asıl gündemi şu an gündemin olan şey olmasa gerek.

In this world at the age of four and a half, in such little lifetime –like sixty years– that was given to us; in this public place of mourning where three hundred and fifty thousand people are born and a hundred and fifty die each day, one’s agenda should not be what it is currently.

 

Editör/ Editor: Görkay Düzgün

Grafiker/ Graphic Designer: Deniz Vadi Töngür

Çeviri/ Translator: Deniz Karaytuğ

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?