Göbeklitepe, Zero Point in Time

Göbeklitepe, Tarihin Sıfır Noktası

| Temmuz 2019


It has an interesting ring to it, doesn’t it? If you’re familiar with Turkish it might not sound that weird, but if you translate it directly you might get a little confused. But worry not – you can find the details right below. 

Kulağa ilginç geliyor, değil mi? Türkçe ile aşina iseniz o kadar da garip gelmeyebilir, ancak doğrudan çevirirseniz kafanız biraz karışabilir.  Ama sakın endişelenmeyin – ayrıntıları hemen aşağıda bulabilirsiniz.

I was recently reminded of a conversation I had with someone about certain dying professions. Many fields are disappearing in this new era that we live in, yet many new fields are born as well.  Although I couldn’t help but think: could architecture ever die? In my opinion, as long as intelligent life is around, it absolutely cannot. Aside from the most basic requirement of shelter, architecture will always be used to shape the environment and evoke emotions within people. This brings us to religious architecture. First things that come to mind are the great Mosques, Churches, and Temples around the world that provide peace to the believers or visitors that enter. Many of the monumental religious buildings were built many years ago, but how about we go way back when? Approximately 12 000 years before present day, for example? 

Geçenlerde bazı ölmekte olan meslekler hakkında biriyle yaptığım bir konuşmayı hatırladım. İçinde yaşadığımız bu yeni çağda birçok meslek yok oluyor, ancak birçok yeni alan da doğuyor. O anda da aklıma gelen şey: acaba mimarlık hiç ölebilir mi? Benim düşünceme göre, bilinçli hayat olduğu sürece, kesinlikle ölemez. Barınağın en temel gereksiniminin yanı sıra mimarlık her zaman çevreyi biçimlendirmek ve insanlardaki duyguları uyandırmak için kullanılacaktır.  Bu bizi dini mimariye getiriyor.  Akla gelen ilk şeyler, inananlara veya ziyaretçilere sükunet getiren büyük Camiler, Kiliseler ve Tapınaklardır.  Anıtsal dini yapıların çoğu yıllar önce inşa edildi, ama daha da mı geriye gitsek?  Örneğin bugünden yaklaşık 12 000 yıl önce?

Perhaps the oldest architectural mysteries that come to mind are the Pyramids of Egypt, or the Stonehenge – but this place is 7000 years older. 

Belki akla gelen en eski mimari gizemler Mısır Piramitleri veya Stonehenge’dir – ama burası 7000 yıl daha eski

I present to you: Göbeklitepe. Zero Point in Time. 

Size Göbeklitepe’yi sunarım. Tarihin Sıfır Noktası.

In the city of Şanlıurfa in Turkey we find the first monumental architecture in human history. The site was discovered in 1963 but its significance was only truly realized in 1994. The discovery of this site drastically changed the original understanding of the developments in human history. Anthropologists had always thought that religion came about about hunter-gatherers had settled down, but this ancient monument proves otherwise. 

Türkiye’de Şanlıurfa şehrinde insanlık tarihindeki ilk anıtsal mimariyi buluyoruz. Alan 1963’te keşfedildi, ancak önemi yalnızca 1994’te gerçekten ortaya çıktı. Bu alanın keşfi, insanlık tarihindeki gelişmelerin orijinal anlayışını büyük ölçüde değiştirdi.  Antropologlar her zaman dinin avcı-toplayıcıların yerleştiği zaman ortaya çıktığını düşünmüşlerdi, ancak bu eski anıt bunun aksini ispat ediyor.

I was very excited to see this contradiction in person and hurried into the museum entrance. I actually spent a lot of time in the light room that they had made which was basically a timeline from the beginning of life on Earth to the interpretation of the people of Göbeklitepe. The rest of the museum had many digital documents and a few historic objects that prepare you for what you will see. 

Bu çelişkiyi şahsen görmek beni çok heyecanlandırdı ve müzeye koşa koşa girdim. Yaptıkları ışık odasında, aslında Dünya üzerindeki yaşamın başlangıcından Göbeklitepe halkının yorumuna kadar bir zaman çizelgesi olan yerde çok zaman harcadım.  Müzenin geri kalan kısmında birçok dijital belge ve sizi görecekleriniz için hazırlayan birkaç tarihi nesne vardı.

We then took a walk up a pathway that lead to the minibuses that would take us to the site. It was wonderful to be surrounded by fresh green for kilometers. After the minibus stopped, we had to walk up another pathway to the actual monumental remains. As I looked around, I could understand why hunter-gatherers would pick this hilltop for their rituals. It had a perfect 360 degree view of everything around it, and I was happy to see it undisturbed today. In my opinion, the upper roof covering on the site is quite successful. It is strongly protective of the site below and doesn’t obstruct the view from inside. 

Daha sonra, bizi sahaya götürecek olan minibüslere giden bir patikaya doğru yürüdük.  Kilometrelerce taze yeşille çevrili olması harikaydı.  Minibüs durduktan sonra, gerçek anıtsal kalıntılara giden başka bir patikadan yürüdük.  Etrafıma bakınca, avcı-toplayıcıların neden bu tepeyi ritüelleri için seçtiklerini anlayabiliyordum.  Etrafındaki her şeyin 360 derecelik mükemmel bir görünümü vardı ve bugün rahatsız edilmediğini görmekten mutlu oldum.  Benim düşünceme göre, sitenin üst çatı kaplaması oldukça başarılı olmuş.  Aşağıdaki alanı güçlü bir şekilde koruyor ve görünümü içeriden engellemiyor. 

Now we get to the most exciting part: the six structures labeled A to F. I won’t be going into the details of the findings on each structure but will be pointing out what struck me as interesting during my observation. 

Şimdi en heyecan verici kısma geçiyoruz: A’dan F’ye etiketli altı yapı, her bir yapıdaki bulguların ayrıntılarına girmeyeceğim, ancak gözlemim sırasında bana neyin ilginç geldiğini göstereceğim.

Naturally, the first thing to catch my eye was that all the structures were in T-shapes. It would obviously be much more difficult to balance these tall structures in such shapes, so I hope the reason is found before I leave this earth. Next, it is important to note that all these structures are decorated with either protruding animal statues or with animals carved into the stone. Carving the animals they hunted might have been a part of their rituals, or the animals could represent an order in their belief systems. My dad noticed a hole in the lower part of a structure and we wondered whether it could be some sort of plumbing, but we couldn’t tell how far it went (check it out in the left part of the picture above). The last thing I noticed was actually fairly familiar. The organization of the structures in the middle of stones placed in a circular pattern reminded me of an amphitheater. It is commonly assumed that hunter-gatherers were savages, but this could have been the doings of an organized society. 

Doğal olarak, gözümü ilk yakalayan şey tüm yapıların T şekillerinde olmasıydı.  Bu yüksek yapıları bu şekillerde dengelemek çok daha zor olduğu için, umarım ben bu dünyayı terk etmeden önce bu şekilin sebebi bulunur.  Daha sonra, tüm bu yapıların çıkıntılı hayvan heykelleriyle veya taşa oyulmuş hayvanlarla süslendiğine dikkat etmek önemlidir.  Avladıkları hayvanları oymak, ritüellerinin bir parçası olabilirdi ya da hayvanlar inanç sistemlerinde bir düzeni temsil edebilirdi.  Babam yapının alt kısmında bir delik gördü ve bunun bir tür sıhhi tesisat olup olmadığını merak ettik, ama ne kadar ileri gittiğinden emin olamadık (yukarıdaki resmin sol tarafında bulabilirsiniz).  En son fark ettiğim şey aslında oldukça tanıdıktı.  Taşların ortasındaki dairesel bir düzende yerleştirilmiş yapıların düzenlenmesi bana bir amfi tiyatro hatırlattı.  Avcı-toplayıcıların vahşi olduğu varsayılır, ancak bunun örgütlü bir toplumun işleri olabileceği varsayılır.

Göbeklitepe is still a relatively young study, but I believe that, with the correct dedication, this hilltop will provide us with much more than we currently expect. 

Göbeklitepe hala nispeten genç bir çalışma, ancak doğru özveriyle, bu tepenin bize şu anda beklediğimizden çok daha fazlasını sağlayacağına inanıyorum.

 

Translator/Çevirmen: Şule Dilara Kipel

Graphic Designer/Grafiker: Şule Dilara Kipel

All images belong to Şule Dilara Kipel.

Tüm resimler Şule Dilara Kipel’e aittir.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?