Gizemli Bilinçaltının Derinliklerinden: Sürrealizm ve Joan Miro

Şiirsel tutumuyla eserlerini konuşturan bir ressamın bakış açısından bilinçaltı gerçekliği!

| Eylül 2018


Şu anki zaman dilimi yerine 1800’lerin sonu ile 1900’lü yılların başına rastlayan dönemlerde doğduğunuzu hayal edin. Hatta, o dönemler sanatın kalbi olan Paris gibi kültürel ve sanatsal açıdan her türlü yetkinliğe sahip bir çevrede dünyaya gelerek, sonsuz olasılık dahilinde kendinizi geliştirme imkanı buldunuz. Edebiyat, resim, müzik ve daha onlarca farklı alan içerisinden size en çok hitap eden seçeneğe yöneldikten sonra hayatınızı şekillendirmeye başladınız. Bu esnada alanınızın o güne kadar gelmiş geçmiş en yetkin isimleriyle tanışma imkanı buldunuz. Belki Hemingway ile serin bir akşamüstü bir şeyler içerken sohbet ettiniz; tesadüfen katıldığınız bir ev partisinde Fitzgerald çiftiyle gündem hakkında tartışma fırsatı buldunuz; belki de Picasso ve Dali‘nin katıldıkları bir kokteylde modern sanat üzerine fikirlerinizi beyan ettiniz.

Birkaç yıl öncesinde izlediğim film “Midnight in Paris” beni gerçekten çok etkilemişti ve küçük yaşlarımda bir sanatçı olmayı hayal ettiğimden ve 1920 Paris ekolü hayranı olduğumdan bu filmin bende ayrı bir yeri oldu. Hem eserler hem de fikirler açısından zengin olan o dönemlerle ilgili bir konuya denk geldiğimde bu filmi anımsarım. 1893 yılında dünyaya gelen, 20.yüzyılın en önemli sürrealist ressamları arasında yer alan ve döneminin birçok önemli ismi ile dostlukları olan Joan Miro’dan bahsetmeden önce hayalgücünüzü kullanarak sizi o dönemlere kısaca ısındırmak istedim.

Sürrealizm, aslında psikoloji temelli bir sanat akımıdır. Psikoloji alanının belki de en çok tanınan ve fikirleriyle popülerliği günümüzde bile devam eden Sigmund Freud’un öğretilerinden yola çıkan akım, bilinçten çok zihinlerimizin derinliklerinde yer alan gizemli kısım bilinçatı unsurlarıyla beslenir. Bilinçaltı, kontrol edilemez; sadece bizleri yönlendirir. Freud teorisinde kendi hayatından ve gözlemlerinden yola çıkarak, temel içgüdülerimiz ve bilinçaltımız üzerine odaklanır. Teorisi neredeyse ondan sonra gelecek her psikolog için bir yapı taşı özelliği taşır; bazıları oldukça sert biçimde Freud’un fikirlerine antitezler üretirlerken; bazıları ise onun teorisini desteklerler. Zihnin işleyişini çözebilmenin yolunun hatıralarda, sezgilerde ve düşlerde olabileceğini savunan Freud, “psikanaliz yöntemi”ni geliştirir. İnsanların herhangi bir düşünce üzerine odaklanmadan zihinlerini sözlere döktükleri ve serbest çağrışım yöntemiyle bilinçaltına gömülmüş olayları gün yüzüne çıkaran bu yöntem, psikoloji tarihinde kendine önemli bir yere edinir.

Joan Miro

Ciphers and Constellations, in Love with a Woman, 1941

Şair ve yazar André Breton, Freud’un bilinçaltı fikirlerinden oldukça etkilenir ve ressamların da düşünmeksizin fırça darbeleriyle tuvallerini şekillendirmelerini arzu eder ve “saf psişik otomatizm” yöntemini geliştirir. Bu yönteme bağlı olarak yazar ve ressamlar bilinçli düşünmeyi bırakarak kalemlerinin ve fırçalarının çizgileri, kelimeleri ve şekilleri oluşturmalarına izin verirler. Sürrealistler, bilinçaltlarını harekete geçirdiklerini, zihinlerinin en karanlık köşelerine sinmiş hayal ve hisleri açığa çıkardıklarına inanınırlar. Yaratacılığın ve hayalgücünün temelini bilinçaltında gizli olduğunu savunan akım temsilcileri, oldukça özgün çalışmalara hayat verirler. Bu akımın temsilcileri bilinç ile bilinçaltı, fantezi dünyası ve mantık gibi zıt kavramlardan uyumlu bir birliktelik doğabileceğini savunurlar.

Joan Miró Ferra (20 Nisan 1893 – 25 Aralık 1983)

Kelimelerin şiirleri, notaların müziği şekillendirmesi gibi ben de renklerle resmi şekillendiriyorum.

Barselona’da dünyaya gelen Miró, küçük yaşlarından itibaren sanata çok meraklıdır. Bu yoğun merak, resim dersine olan ilgisiyle birleşir. Zor koşullarda yetişmesine rağmen sanat onun vazgeçilmez bir parçası olur ve 14 yaşındayken Güzel Sanatlar ve Endüstriyel Sanatlar Okulu’na başlar, bu okuldan sonra kısa bir memuriyet deneyimi olur; fakat sanatçı olamadığı için bunalımlar geçiren Miró’nun sağlığının bozulmasına dayanamayan babası, onun sanatla ilgilenme isteğine daha fazla engel olmak istemez ve sanatçı Barselona’daki bir sanat okuluna devam eder. İlk sergisini 1918 yılında açar.

Birkaç yıl sonra Parise’e gitme imkanı bulur ve çok değerli dostlar edinir. Pablo Picasso ve André Breton ile sağlam ilişkiler kurarken, Ernest Hemingway gibi yazarlara da esin kaynağı olur. Hatta Hemingway, Miró’nun bir tablosunu satın alır. Dadaizm, fovizm ve kübizm gibi akımlar üzerindeki çalışmaları sonrasında sürrealizme odaklanır. Bilinçaltı değerlerini tuval üzerine uygulama yöntemleri ve çalışma tarzıyla 20.yüzyılın ses getiren sürrealist ressamları arasında adını yazdırır. İçeriği tamamen soyut olan eserleri, adeta tuval üzerindeki kelimelercesine şiirsel bir anlatım kazanır. Kullandığı ögeler her zaman için birer temsilci olma özelliği taşımaz; bazen Miró sadece çocuksu hayal gücünü gerçeğe yansıtır.

Breton’un kavramı “otomatizm”i eserlerinde kullanan sanatçı; eksantirik, şaşırtıcı, aykırı, rahatsız edici çakışma, yerleştirme ve kompozisyonlarıyla izleyicilerin kendilerini sorgulamalarını ve kişisel deneyimlerinden yola çıkarak bilinçaltlarını keşfetmelerini amaçlayan sürrealizm kavramını oldukça başarılı şekilde özümser. Hatta Miró, çalışmaları esnasında halüsinasyon görebilmek ve onlardan yararlanabilmek için zaman zaman kendini aç bıraktığını ifade eder.

Picasso gibi bir vatansever olan Miró da İspanya İç Savaşı’nda oldukça derin bir şekilde etkilenir ve savaş süresince Paris’e gitmek zorunda kalan sanatçı, hissettiği kederi “Still Life with Old Shoe” tablosuyla ifade eder. Ülkesi ile ilgili yaşadığı endişeyi oldukça sade ögelerle yansıtmayı tercih eder.

Kuşlar göğe doğru uçarken bizi yerden alıp daha yükseklere, dünyevi olmayan rüyalara ve hayaller dünyasına doğru götürürler.

Eserlerinde kuşlar, kadınlar, yıldızlar gibi ögeleri fazlasıyla kullanan Miró’nun bu tablosu kullandığı kuş figürüyle özgürlüğü temsil eder.

Resim haricinde bir dönem heykel, gravür ve seramik alanlarıyla da ilgilenir. Heykelleri, farklı tarzları ve sürrealizmi iliklere kadar hissettiren duruşlarıyla oldukça dikkat çeker. Ardından eserlerine ev sahipliği yapacak bir müze olan Fundació Joan Miró’‘yu kurmak ister ve müze 1975 yılında Barselona’da açılır.

Geçtiğimiz Mayıs ayında başlayan ve Aralık ayına kadar ziyarete açık olan kapsamlı Joan Miró Expo sergisini İstanbul’daki Uniq Alışveriş Merkezi’nde ziyaret edebilirsiniz. Sergide, sürrealist İspanyol sanatçının litografi ve gravür eserleri; Picasso ve Miró arkadaşlığı eserleri ile kişisel fotoğrafları ve mektupları görebilirsiniz.

REFERANSLAR

Gerçekten Bilmeniz Gereken 50 Sanat Fikri, Susie Hodge

www.wannart.com- Sembollerin Ressamı: Joan Miro

www.leblebitozu.com- Joan Miró Eserleri ve Hayatı

www.hürriyet.com.tr- Bir Kez Daha Joan Miró

Görseller: flickr, www.itsnicethat.com

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?