Geçmişten Geleceğe İlham Veren Çiçek: Lotus

Lotus Çiçeğinin Mimarideki Yeri

| Nisan 2018


Günlük hayatımıza nüfuz etmiş, belki de her gün gördüğümüz, bizi sanat, tasarım ve mimarlık alanında etkileyen, ilham veren motifler, şekiller, desenler vardır. Peki bir bitki maziden günümüze kadar önemini kaybetmeden bu tasarımlarda yer edinmiş olabilir mi?

 

Yeniden doğuşun sembolü olan lotus çiçeği, çoğunlukla 12 taç yapraktan oluşmuş bir yapıya sahip, kutsal bir bitkidir. Üzerine en ufak toz parçası geldiğinde hemen yapraklarını sallayıp tozu belli bir bölgeye doğru aktarır. Yağmurun yağmasıyla yaprağının üzerine düşen damlayı, tozları topladığı yere iter. Kendi kendisini temizleme özelliği olan bu bitki, temizliğin, özellikle ruhsal temizliğin, simgesi olarak da bilinir.

Antik Mısır’da önce duvar resimlerinde göze çarpan lotus çiçeği, ardından mimari ve sanat alanında geniş yer edinmiştir. Çatıyı desteklemesi için kullanılan sütunlarda, tahtlarda, seramikten ve metalden yapılmış eşyalarda yaygın bir motif olarak kullanılmıştır.

Türkiye’de lotus çiçeği motifi, özellikle mimari alanda, Mimar Sinan’ın tasarımlarında kullandığı önemli bir detay olarak kendini belli etmektedir. Eserlerinin giriş kapılarında yer bulan lotus motifi, ustalık eseri olan Selimiye Cami’nde dahi kullanılmıştır.

1986’da halka açılan Lotus Tapınağı, lotus çiçeğinin kutsallığını vurgulayan, insanların hem ibadet hem de ziyaret etmesi için inşa edilmiş bir ibadethanedir. İranlı mimar Fariborz Sahba tarafından tasarlanan tapınak, modern yapısı ve çevresinde bulunan 9 havuzu ile suda yüzen bir lotus çiçeği izlenimi oluşturuyor. 9 giriş kapısı bulunan 3 katlı bina, 27 tane mermer yaprak ile çevrelenip çiçeğin dış görünümü kazandırılmış. Tapınağın bir diğer özelliği ise güneş enerjisi kullanılan ilk tapınak olarak çevreci bir yaklaşıma sahip olması.

 

 

Günümüz mimarisinde lotus çiçeğinden ilham alınarak inşa edilmiş bir diğer eser ise Lotus Binası, orijinal adıyla ”The Lotus Building”dir. Çin’in Wujin kentinde yapay bir gölün üzerinde yerini alan bu proje, 2013’te studio505 tarafından hayata geçirildi. Sergi, toplantı ve planlama salonları bulunan 2 katlı bu bina lotus çiçeğinin olgunlaşmasını gösteren 3 farklı evreden etkilenilerek tasarlanmış. Şehrin sembolü haline gelen Lotus Binası,  hem iç hem de dış tasarımında kullanılan mozaikleri, nefesleri kesen aydınlatması ve masal kitaplarından fırlamış görüntüsüyle birçok kişiyi kendine hayran bırakan bir tasarıma sahip.

 

”City in the sky” (Gökyüzündeki şehir) konsepti için Bulgar asıllı mimar Tsvetan Toshkov tarafından tasarlanan bu proje, önce Londra’da birkaç tasarımcıyla başlamış ve onların gelecekte oluşabilecek ”aşırı kalabalıklaşmış ve kirletilmiş şehirden kaçış” algılarını yansıtmayı amaçlamış. İnsanların günlük hayattaki stresten, kirlilikten ve yoğunluktan uzaklaşabileceği, sakinliğin hakim olduğu ve yeşillikle iç içe bir ortam yaratmak için oluşturulan bu projede lotus çiçeğinin içsel huzurun sembolü olarak benimsenmesinden ilham alınmış. Londra gibi büyük bir metropol şehrinde dahi dinginliğin, huzurun ve doğallığın tekrardan canlanmasını sağlayabilme potansiyeli taşıyan bu tasarım, gün içerisinde yaşanılan kaygı ve sıkıntılardan kaçılıp sığınılacak bir mekan amacı güdüyor.

 

 

KAYNAKÇA:

 

http://www.hrama.com/skycity/

Mimar Sinan ve Yaşam Çiçeği

http://www.studio505.com.au/work/project/the-lotus-building/38

https://www.holidify.com/places/delhi/lotus-temple-sightseeing-1723.html

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?