Geçmişin İzleri

Traces of the Past

| Mart 2019


Var olduğumuzu nasıl kanıtlarız? Bir zamanlar bu dünyada yaşadığımızı, aşık olduğumuzu, acı çektiğimizi, yemek yaptığımızı, uzun uzun sohbetler ettiğimizi bizden sonra gelenlere nasıl ispatlayabiliriz? Adımızın, doğum ve ölüm tarihimizin yazdığı basit bir mezar taşı yetmez elbette tüm bunları anlatmaya. Varsayalım ki sizin için bir mezar taşı yeter. Peki mezar taşı bile olmayanlar? Adını bile bilmediklerimiz? Var olmadıklarını iddia etmek fazla acımasız olmaz mı? Hele ki kafamızı kaldırıp bir baksak etrafımıza tonlarca kanıt bulabilecekken. Hangi kanıtlar mı? Geçmişten gelen ve tüm göz ardı etmelerimize rağmen ayakta kalmaya çalışan tarihi binalar, eski şehirler tabi ki. Var olduğumuzu, olduklarını kanıtlamanın en güzel ve kapsamlı yoludur geride bıraktığımız yapılar ve bize bırakılan yapılar.

How do we prove that we exist? How can we prove that we once had lived in this world, fallen in love, suffered, cooked, had a long conversation, to those who lived after us? A simple tombstone with our name, birth, and death date written on it is certainly not enough. Suppose you have a gravestone. What about those who don’t even have a tombstone? The nameless ones? Wouldn’t it be too cruel to argue that they don’t exist when we are able to find plenty of evidence if we just look around. Historical buildings, old cities, which have come a long way from the past remain standing despite our ignorance. The best and comprehensive way to prove our existence is the structures that we leave behind.

Mesela Efes Antik Kenti’ni ele alalım. Bizden yüzlerce hatta binlerce yıl önce yaşamış, gelenekleri ve görenekleri bizlerden oldukça farklı olan ama aynı coğrafyayı ve duyguları paylaştığımız onlarca insanın hayatına tanık olmak, var olduklarına inanmak için kısacık bir tur atmak yeter Efes’te. O kadar uzaklaşmaya da gerek yok. Ankara Kalesi de bizlere MÖ 2. yüzyılda bile insanların güvenli hissetmeye en az bizim kadar önem verdiğini anlatabilir. Hatta bu kadar spesifik örneklere bile gerek yok. Yüz yıl önce yapılmış bir ev de bize muhtemelen mezar taşları bile olmayan insanların yaşadığını, sevdiklerini, acı çektiklerini kanıtlayabilir. Hatta bunu çoğu zaman edebiyattan ve diğer sanat dallarından çok daha güzel yapar. Peki biz tüm bu güzel hikayelerin ve bize sunulan kanıtların karşılığı olarak ne yapıyoruz? İşte bunları:

Take the ancient city of Ephesus, for example. A short stroll around Ephesus is all it takes to believe in the existence of the people that lived thousands of years ago and had different traditions from ours. We share the same region as them and Ephesus makes it possible for us to witness their lives. There’s no need to go that far as well. Ankara Castle shows us that even in the 2nd century BC, people valued feeling safe as much as we do now. You don’t even need such specific examples. A house built a hundred years ago can prove that people who do not even have tombstones lived, loved and suffered. In fact, most of the time, these houses are better evidence than literature and other branches of art. And what do we do in return for all these beautiful stories and the evidence we have been given? Take a look:

Savaşlarda yıkıyoruz, boş bir kağıtmışçasına karalıyoruz ve en kötüsü korumak, yeniden kullanıma sunmak, restore etmek adına mahvediyoruz. Hatta bazen öylece yok olmaya, çürümeye bırakıyoruz.

We destroy them in wars, scribble on them as if it were a piece of paper and the worst of all, we ruin them under the name of restoring and bringing them into use again. Sometimes we just leave them to disappear, to rot.

 

Belki şu an siz de neden emeğimizi ve zamanımızı bu eski yapılar için harcayalım ki diye düşünüyorsunuz. Belki siz de onları sadece artık kullanılmayandeğersiz binalar olarak görüyorsunuz. Aslında tek bir neden yeter: Eski yaşamlara tanık olup geçmişin izlerini şimdiye ve geleceğe taşıdıkları için fakat farkındayım ki bu çoğu insan için fazla duygusal ve geçersiz bir neden. O yüzden şimdi sizlere biraz daha somut üç neden yazacağım.

You might be wondering why we should waste our efforts and time on these old structures. Maybe you view them as worthless buildings that are no longer used. In fact, there is only one reason: they have witnessed old lives, they carry the traces of the past to the present and the future. But I am aware that this is too emotional and invalid for most people. So now I will write three more reasons for you.

 

  1. Kullanılabilirlik

Tarihi yapıların çoğu gerekli onarım ve bakım işlemleri yapıldıktan sonra çeşitli sektörlerde tekrar kullanılabilir. Örneğin eski ve atıl durumdaki bir ev bu işlemlerden sonra tekrar barınma ihtiyacımızı giderebilir.

  1. Availability

Most of the historic buildings can be reused in various sectors after the necessary repair and maintenance. For example, an old and idle house can be used for accommodation once again.

 

  1. Estetik ve Turizm

Aslında bu başlık da kullanılabilirliğin içerisinde değerlendirilebilir. Tarihi bir yapı barındırdığı estetiksel öğeler sayesinde görsel bir malzeme olarak kullanılabilir. Bu estetiksel ögelere ek olarak tarihi değeri sayesinde turistik bir mekana dönüşebilir. Bu maddeye örnek olarak Eskişehir Odunpazarı evleri gösterilebilir.

     2. Aesthetics and Tourism

In fact, this title can also be evaluated within usability. A historical structure can be used as a visual material with its aesthetic elements. In addition to these aesthetic elements, it can turn into a touristic place thanks to its historical value. As an example of this item, Eskişehir Odunpazarı houses can be shown.

 

  1. Çevre

Bu yapıların geri kazandırılması sayesinde hem neden oldukları görüntü kirliliği ortadan kaldırılabilir hem de baştan yeni bir yapının inşa edilmesinin sebep olacağı çevre kirliliğinin de önüne geçilmiş olur.

     3. Environment

By bringing these structures back into use, we can both eliminate visual pollution and avoid environmental pollution caused by constructing new buildings.

 

Umarım artık herkes tarihi ve eski yapıların korunmasının, hayata döndürülmesinin önemli olduğuna inanmasını sağlayacak nedenlere sahiptir. Ve umarım artık herkes neden değil nasıl sorusuna cevap aramaya başlamıştır. Nasıl bu yapılara gereken özeni gösterebilir? Belki bu soruyu da ilerleyen yazılarda cevaplarız.

I hope everyone now has the reasons to believe that it is important to protect and preserve old and historical buildings. And hopefully, now everyone has started to seek answers to the question how instead of why. How can we take care of these structures? We may answer this question in the later articles.

 

Çevirmen/ Translator: Yaren Sağlık

Grafiker/ Graphic Designer: Nur Özkaya

 

Kaynakça/References:

Asatekin, N. Gül. Kültür ve Doğa Varlıklarımız; Neyi, Niçin ve Nasıl Korumalıyız?. TC Kültür ve Turizm Bakanlığı DÖSİMM Basımevi, 2004.

Fotoğraflar:

Çelebi, Barış. “Ankara Kalesi (Giriş Ücreti, Ziyaret Saatleri, Ulaşım…)” Gezip Gördüm, 17 Mart 2018, https://gezipgordum.com/ankara-kalesi/. Erişim 4 Şubat 2019.

Şen, Selcan Ezgi. Yazarın kendi çektiği fotoğraf. 11 Ağustos 2018.

TKC Humanities Portal, 19 Eylül 2015, https://tkchum.wordpress.com/2015/09/19/isis-in-syria-update/. Erişim 4 Şubat 2019.

Zengin, Cafer. “Tarihi Saygısızlık!” Kayseri Olay, 12 Kasım 2017, https://www.kayseriolay.com/tarihi-saygisizlik-h23889.htm. Erişim 4 Şubat 2019.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?