Film Afişleri

Dönemlere, Akımlara ve Sanatçılara Göre Film Afişlerinin İncelemesi

| Ocak 2016


Gün geçtikçe birçok yeni film ortaya çıkıyor ve film seyretmek istediğimizde filme karar verme sürecimiz; filmin oyuncularına ve konusuna bakma, hakkında yazılanları okuma, arkadaşlarımıza danışma gibi zorlu basamaklardan oluşuyor. Peki film afişlerinin bu kararımız üzerinde kayda değer bir payı olduğunu hiç düşünmüş müydünüz? Bu sektörde olanlar bu önemli etkeni fark etmiş ve film afişi tasarımı zaman geçtikçe olması gereken ilgiye ulaşmış. Bu konuda yarışmalar düzenlenmiş, alternatif afişler tasarlanmış, bu konuya gönül vermiş sanatçılar ortaya çıkmış… Bu gelişim süreci ve film afişlerinin çeşitliliği hakkında daha çok bilgi edinebilmek adına; dönemlere, sanatçılara ve akımlara göre derlediğim birçok film afişini aşağıda bulabilirsiniz.

Dönemlere Göre Film Afişleri

1910’ların sonuna kadar film afişleri yalnızca filmin başlığı ve yönetmeni hakkında kısaca bilgi veren birer broşür niteliğindeydi. Ancak afişte görsellere de yer verilmesinin aslında filmin reklamı açısından ne kadar faydalı olduğu anlaşıldığında ise, film afişleri grafik tasarım alanında yeni bir ilgi odağı haline geldi. Film afişlerinin dönemlere göre değişimini ve gelişimini beraber inceleyebilmemiz şu derlemeye bir göz atalım.

1910’lar

1920’ler

Bu yıllarda el çizimleriyle filmlerden belli sahneler görselleştirilirdi. Karakterlerin mimik ve duruşlarıyla filmin içeriği hakkında ipuçları verilirdi.

1930’lar

Filmin başlığının tipografik olarak öne çıkarıldığı bu dönem afişlerinde, filmlerden sahneler yerine ana karakterlerin yüzleri kullanılarak, film hakkında merak uyandırılmıştır.

1940’lar

Ana karakter ve film başlığının vurgulanması bu dönemde de daha takıntılı bir şekilde devam etmiştir. Başlıklar ve karakterler birbiriyle hem görsel uyum hem de fiziksel yakınlık bakımından daha ilişkilendirilmiş ve böylece filmin afişi ile akıllarda yer etmesi amaçlanmıştır.

1950’ler

Yalnızca karakterlerin görsellerini kullanmak yerine, karakterler ile film hakkında ipuçları verilmeye başlanmıştır. Karakter ve başlık arasındaki ilişki belli konseptlere dayanarak güçlendirilirken, bir bütün haline gelen afişler filmin hikaye anlatmaya başlamıştır.

1960’lar

Sadeleşmeye başlayan film afişlerinde görseller hikayeyi anlatmanın yanında sayfa düzeninin belirlenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Yani artık görseller süsleme amaçlı kullanılmaya başlamıştır.

1970’ler

Tasarım alanındaki gelişmelerle film afişlerinin de hızlı bir gelişime girdiği bu dönemde, farklı bir şeyler denemek adına film afişlerinde ilk kez fotoğraflar kullanılmıştır.

1980’ler

Fotoğraflarla ya da görsellerle sayfanın düzenlendiği yılların tersine, tek bir arkaplan görseli kullanılarak çizim ve yazıların yoğunluğu dengeli bir şekilde dağıtılmıştır. Herhangi birisinin daha vurgulu olmasındansa bütünlüğe önem verilmiştir.

1990’lar

Bu dönemde çoğu afiş tasarımcısının takip ettiği genel bir düzen oluşmuştur: Bütün arkaplan üzerinde duruşlarıyla ya da mimikleriyle filmdeki rolünü yansıtan karakterler, üzerlerinde oyuncuların isimleri ve afişin altına doğru ise filmin başlığı ve filmle ilgili kısa vurucu cümleler. Bu cümleler afişe ilgiyi artırıp seyircilerin daha dikkatli bakmasını sağlamıştır. Aynı zamanda çok açık olmayan şekilde filmden ipuçları vermesiyle insanların filmi seyretme eğilimini artırmıştır.

2000’ler ve sonrası

80’lerde başlayan fotoğraf ve tipografinin dengeli olduğu afiş düzenleri başarılı olması ve ilgi uyandırması sebebiyle gelişerek devam etmiştir. Genel olarak son 20 yıldaki düzenler takip edilirken, görsel olarak daha cazip hale gelen afişler, fotoğraf kalitesi ve tipoloji bakımından sürekli gelişse de benzer düzenleri takip etmiştir.

Bu yıllarda farklı bir şeyler ortaya koymak isteyen afiş tasarımcıları ise bütün sayfayı kaplayan arkaplan resmi fikrinden daha minimalist bir düzene geçmiş ya da tasarım olarak ilgi uyandıran filmden görsellerle üstü kapalı hikayeler anlatmışlardır.

 

Sonuç olarak, film afişleri; üzerinde durulması gereken, filmi destekleyip tamamlayan bir öge olduğu anlaşıldığı zamanlardan itibaren sürekli değişen kendini yenileyen birer tasarım alanı olmuşlardır. Seneler süren değişimin sonucunda daha iyi işleyen, daha uygun olan afiş yapılarının tutturulmasıyla birlikte, değişim süreci kendini gelişime bırakmıştır. Devam ettirilen bu seviyenin daha da ileri taşınması çabasıyla film afişleri gittikçe en iyiye yaklaşmaktadır.

Sanatçılara Göre Film Afişleri

Bu genel sürecin dışında kalan film afişleri de tabii ki var. Aşağıda birkaç afiş tasarımcısının kendi tarzlarını yansıttıkları afişlerden örnekler bulabilirsiniz.

Saul Bass

Filmlerdeki en önemli sahnelerden bazı elemanları sembolik olarak işleyen bir film afişi tasarımcısıdır.

Kendine özgü tipografisi ve minimalist tarzıyla dikkat çeken bir sanatçıdır.

The Man With the Golden Arm (1955)

Vertigo (1958)

Love in the Afternoon (1957)

Reynold Brown

Film içerisindeki en vurucu ögenin afişte de vurgulanması gerektiğini düşününen Brown, ilgi uyandıran birçok afiş tasarlamıştır.

Attack of the 50 Foot Woman (1958)

I Was A Teenage Werewolf (1957)

Creature from the Black Lagoon (1954)

Tom Jung

Filmin herhangi bir ögesinin çok fazla vurgulanmasındansa, genel olarak film için önemi olan ögelerin, belli birer özelliğinin vurgulanması ve ilgi çekici bir tipografi ile birleşmesiyle oluşan afişleri vardır.

Gone With the Wind (1937)

Lord of the Rings (1978)

Star Wars (1977)

 Akımlara Göre Film Afişleri

Ve son olarak, sanatın her alanına etkiyen sanat akımlarnın film afişlerinde de yansımalarını görebiliyoruz. Aşağıda kendini en çok belli eden akımlardan etkilenmiş afişlerden birkaç örneği bulabilirsiniz.

Kübizmden Etkilenen Afiş Tasarımları

20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan, tuvalin iki boyutlu bir düzlem olarak üç boyutlu resimlerin sergilenmesi için yetersiz olduğunu ele alıp alternatif yöntemler deneyen PabloPicasso ve Georges Braque’ın öncü olduğu bir sanat akımıdır. Bu sorunu ise perspektif kullanmadan nesneleri katmanlar şeklinde üst üste sıralayarak çözmüşlerdir.

Ram Richman – Daïnah La Métisse (1932)

Bernard Lancy – La Grande Illusion (1937)

İzlenimcilikten Etkilenen Afiş Tasarımları

19. yüzyılda ortaya çıkan, nesnelerin olduğu gibi değil, sanatçıda ortaya çıkardığı duygular ile yorumlanarak ortaya konması gerektiğini savunan bir sanat akımıdır. Édouard Manet ve Vincent van Gogh en bilinen izlenimcilerdendir.

Midnight in Paris (2011)

Dışavurumculuktan Etkilenen Afiş Tasarımları

20. yüzyılda ortaya çıkan dışavurumculuk, nesnelerin değil dei onların sanatçıda uyandırdığı duyguların ifade edilmesine dayanan bir sanat akımıdır.

Metropolis (1927)

 Bunlar dışında ise resmi olmayan ancak bir o kadar başarılı olan, popüler filmlerin afişlerinin yeniden yorumlandığı hallerini internette bulmak mümkün. Alıştığımız afişlerin başka formlarda karşımıza çıkınca film hakkındaki düşüncelerimizin etkilendiğini görüp afişlerin film üzerindeki etkisini daha iyi anlamak isterseniz, bunlara da bir göz atın derim. 

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?