Fikir Devrimi: Yenilik

The Revolution of Ideas: Innovation

| Ağustos 2020


Yenilik diye adlandırdığımız kavram, oldukça zorlayıcı ve cesaret gerektiren bir dürtüdür. Bu dürtü, bireysel ve toplumsal açıdan kıyaslanacak olursa eğer bireysel anlamda kabul ve cesaret; toplumsal anlamda ise genellikle yıkım anlamına gelir. Bireysel olarak yaşantımıza bir yenilik katmak istediğimizde bu, genelde bizim düşüncelerimiz doğrultusunda gerçekleşir. Hatalarımızdan ders çıkardığımızda ya da daha iyiye ulaşmak istediğimizde yani bireyler bir değişimi istediklerini kabul ettiklerinde değişim gerçekleşebilir. Bir insanın değişimi, hayatına yenilik girmesi de o kişinin cesaretli bir harekette bulunduğunun ve kendisini kabul ettiğinin kanıtıdır. Önce eksikliği kendimizde aramak büyüklüktür, bu durum toplumsal anlamda da bizim işlevselliğimizi arttırır. Topluma katkımızı bu şekilde yaparız, en iyi halimize ulaşmaya çabalayarak.

The concept of what we call innovation is an impulse that is quite compelling and requires courage. If a social and individual comparison for the impulse is made, it means acceptance and courage in the individual sense, and destruction in the social sense generally. When we want to add innovation to our lives individually, this usually happens in line with our thoughts. Whether we learn from our mistakes or want to get better, change can happen when individuals accept that they want change. A person’s change and bringing innovation to his life is proof that he has made a bold move and accepted himself. Finding the faults in ourselves first is greatness, this also increases our functionality socially. This is how we contribute to society, by striving to achieve our best.

Yenilik kavramının özellikle devletler nezdinde hoş karşılanmamasını devrim örnekleri ile netleştirebiliriz. Başkaldırılar sadece fiziksel olarak değil zihinsel olarak da yapılıyor. Her şeyin başının fikirsel devrimler olduğunu söylemek yanlış olmaz bu durumda. Fikir devrimleri, bir fikre sahip çıkamayacak tek bir savunucu kalana kadar o fikirlerin yaşaması durumudur. Bu durum, o fikre değer katar çünkü o fikir toplumda kabul görmüş demektir. O fikri hayata katan, özümseyen de bireydir. Bu durumda yenilik, bireyden başlar ve toplumu etkiler. Fikirler ateş gibi tehlikelidir ancak ve ancak yanarak sönebilir. Bu kıvılcımlar beraberliği doğurur, aynı istekleri ifade eder. İnsanlar; devletler mertebesinde, doğru bildikleri kavramların karşılıklarını bulamadıkları zaman sönmemek üzere yanarlar. Haklarını bulamayanlar ve aramaya çıkıp kaybolanlar arasında yanan ve sönmeyen bu ateş, adalet yerini bulana kadar devam eder. Kaybolanlar, içlerinde aynı karşılıksızlık duygusu bulunanlar ile birlikte kendi cephelerinde zihinsel bir savaş verirler. Lucretius, değişimi: “Değişmek, dağılmak; yok olmaktır. Parçalar oynar yerinden, bozulur düzenleri.” sözleriyle ifade etmiştir. Bir sistem halk için ne kadar ayrıcalık tanırsa tanısın temel kavramların öneminin sarsılması durumunda halkın bütünlüğü sarsılır ve sistem en nihayetinde yıkılır… Bir sistemde aşağıdan yukarıya çıkıldıkça zihnin körelmesi ihtimali ne yazık ki artıyor. Bu körelme de yenilik kavramının anlamını yitirmesine yol açıyor. Yükseklerde oluşan bu budala körlüğü olmasaydı o zaman, değişimlerin sadece yıkımlardan doğmayacağını ve ufak çabalarla bile yolunda gitmeyen şeyleri yoluna koyabileceğimizi anlardık. Bu konudaki başarısızlık da sistemin belki de en baştan yanlış olduğunu gösteriyor bizlere.

We can clarify with examples of revolution that the concept of innovation is not welcomed especially by the states. Revolts are done not only physically, but also mentally. It would not be wrong to say that everything is headed by intellectual revolutions. Intellectual revolutions are the cases in which those ideas still exist until there is only one defender who cannot hold an idea. This adds value to that idea because it means it is accepted. It is the individual who brings the idea to life and assimilates it. In this case, innovation starts with the individual and affects society. Ideas are dangerous, like fire they can only be gone out by burning. These sparks generate togetherness, express the same demands. People, on the level of states, burn forever when they cannot find the answers to the concepts they know right. This fire, burning and extinguishing among those who cannot find their rights and disappeared, continues until justice prevails. Those who are lost, together with those who have the same sense of unrequitedness, wage a mental battle on their front. Lucretius expressed the change in these words: To change is to fall apart, to disappear. Pieces move, patterns break. No matter how much privilege a system grants to the people, if the importance of the basic concepts is shaken, the integrity of the people’s attitude will be destructive to the system. As you go up from the bottom in a system, unfortunately, the chance that the mind will get rusty increases. This rustiness causes the concept of innovation to lose its meaning. If it wasn’t for this foolish blindness at the height, then we would understand that changes would not only arise from destruction and that even with small efforts we could fix things that were not going right. Failure in this matter means that the system is perhaps wrong from the very beginning.

Özümüze inmek ifadesi bizim için ne ifade ediyorsa toplumsal anlamda da aynı şeyi ifade ediyor. Bu ifade, bize özümüzün zihnimiz olduğunu ve değişime ancak oradan başlayabileceğimizi hatırlatıyor. Elbette tek bir birey hakkında konuşurken daha umut verici bir yöne evriliyor konuşmamız. Anlaşılması gereken ise toplumsal olarak eksik olduğunu düşündüğümüz yenilikler bile tüm zihinlerin bütünlüğüyle gündeme gelmelidir. Bu şekilde ortaya çıkan bütünlüğün aslında bir devrim niteliğinde olduğunu savunabilir, ortak fikirlerin gücünü ifade edebiliriz. Bu fikir ortaklığı, temel kavramların toplum nazarında aynı şeyi ifade etmesidir. Temel kavramların önemi sadece belli durumları yaşayanlar için önem arz etmemeli, bu durum anlaşıldığı zaman bütünlüğün anlamı da anlaşılacaktır.

Whatever it means to us, to connect to our core self, it means the same thing in a social sense. This statement reminds us that our essence is our mind and that we can only begin change from there. Of course, when we talk about a single individual, our conversation evolves in a more promising way. What needs to be understood is that even innovations that we think are socially deficient should be brought to the agenda with the integrity of all minds. In this way, we can argue that the resulting integrity is, in fact, a revolutionary one and express the power of common ideas. What is called the common idea is that the concepts in the major issues meet in the same way. The importance of basic concepts should not only be important to those who experience certain situations, when this is internalized, the meaning of integrity will also be understood.

Editör/Editor: Nur Yılmaz

Çevirmen/Translator: Su Yıldız

Grafiker/Graphic Designer: Vadi Töngür

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?