Evrensel Tasarım, Evrensel Dergi

Universal Design, Universal Magazine

| Mart 2019


Günümüzde mimari yapılar hizmete sunulmadan önce defalarca kontrol ediliyor. Gelecekte olabilecek olası sorunlar tespit ediliyor ve bunların çözümlemesi daha projenin ilk aşamalarında sunuluyor. Proje yapımı o kadar uzun sürüyor ki gerçek hayatta tasarımın nasıl kullanılacağından nasıl göründüğüne kadar her şeyi daha ilk aşamalarda bilmek bir tasarımcı için hiç zor olmuyor. Yeni teknolojiler ve bunların bize kazandırdıklarıyla insanlara daha verimli ve kullanışlı mekânlar sunabiliyoruz. Akıllı evlerden sürdürülebilir evlere, bakım gerektirmeyen malzemelerden doğa dostu malzemelere binbir değişik tipte evler hatta ofisler, çalışma alanları, kamusal alanlar bulmak mümkündür. Doğal olarak bir kullanıcı için işlev çok önemli bir etken oluyor. Bu durumda tasarımcı ise kendine şu soruları sormak zorunda kalıyor: Kullanım kime göre? Hangi insanlar bu mekânları kullanacak? Bu insanların ihtiyaçları nelerdir? Bu kullanıcı profilinin lüks dedikleri nelerdir? Nasıl fiyat aralıkları belirlenir? Kim için ne tasarlanmalıdır? Tasarımların kime tasarlandığını da aynı proje gibi ilk aşamalardan bilmek mümkün müdür?

Today, every architectural structure is checked over for error many times before being put to service. Possible future problems are detected and analyzed in the early stages of the project. The project takes so long to finish that even in the early stages, designers can easily imagine how the design will be utilized in real life or how it will look in the final stage. With the advantages brought by recent technology, we can provide people with more efficient and practical spaces. Be it smart or sustainable houses made of self-sustaining or eco-friendly materials, people can find various types of houses, even offices, working spaces and public spaces. Naturally, functionality is a very important factor for a user. Thus, designers need to ask themselves these questions: According to whom are we designing? Who will use the place? What do these people need? What do they consider as luxurious? How will we determine the price range? What will we design, and for whom? Is it possible to know in the early stages for whom to design?

 

Bir tasarımcının kendini gösterebildiği yegâne yer tasarım sürecinin başındaki detaylı ve programlı çalışmasıdır. İlk aşamada muhtemel olan birçok sorunu görmek bu sorunlar arasında belli bir hiyerarşi sağlayıp öncelikle büyük sorunları çözüp daha sonra detayına inmek ve bunlara akılcı çözümler bulmak bir tasarımcıyı başarılı yapan etkenlerden biridir. Bu kapsamda en büyük problemler öncelikle insanların yürüme alanları olarak başlar. Daha sonra mekânların içi ve detay çözümlemeleriyle biter. Örneğin bir sitede aradığınız bloğu bulamamak, konumlanan binanın güneşten yararlanamaması gibi problemler büyük ölçekteki çalışmaların yeterince çözülememesinden kaynaklıdır. Daha sonra binaya girdiğinizde üst katlara çıkamamanız, asansör ve merdiveni bulamamanız, yürüme yollarının en olarak yeterince geniş olmaması farklı ölçeklerdeki mekân analizlerinin ne kadar başarılı ya da başarısız olduğunu gösterir. Bu ve bunlar gibi birçok problem başarılı birçok tasarımcının (mimar, iç mimar, peyzaj mimarı, endüstriyel tasarımcı vb.) kalemiyle çözülmelidir ki insanlar için yaşanılabilecek verimli mekânlar oluşturabilsin.

Designers can shine solely in the early stages of the designing process through their detailed and systematical work. Foreseeing problems in the early stages, determining the importance of these problems, solving the problems one by one – starting from the most important, then carrying on with the less important – and finding smart solutions for these problems are among the things which make a designer successful. While the most important problem is the paths, the less important ones are the place’s interior and the detailing. There are some common problems with big projects which result from lack of in-depth analysis, such as not being able to find your block in a building complex, or the apartment lacking sunlight. Not being able to go upstairs, not being able to find the stairs or the elevator, and the lacking width of the pathways all result from an unsuccessful space analysis. Problems like this should be solved by a designer (architect, interior architect, landscape architect, industrial designer etc.) to provide people with efficient spaces.

 

Yukarıda anlattığım örneklerde muhtemel olarak tek bir insan tipi için sorunları sıralamak durumunda kaldım. Dünyada yaklaşık 7 milyar insan var ve bunların çok küçük bir kısmı yetişkin sınıfına girmektedir. Genellikle tasarımcılar bu yetişkin sınıfını düşünerek tasarımlarını yaparlar. İki yetişkinin yan yana yürüdüğünde kapladığı alan bir koridorun minimum genişliğini oluşturur. Bir sandalye yaparken bir insanın dizlerini kırarak oturduğunda rahat ettiği uzunluk temel ölçü olarak alınır. Farkında mısınız bilmiyorum ama tasarlanan alanlar bakım evleri, hastaneler, kreşler, ilkokullar yani yetişkinler dışındaki farklı gruplara yönelik olduğundan bütün bu çözümler yetersiz kalmaktadır. Kreşteki çocuğunuzu sınıftaki gösterisine gittiğinizde oturduğunuz küçük sandalyeye sığamazsınız. Aynı şekilde çocuğunuz evde gezerken masaya kafasına vurabilir ama kreşte vuramaz çünkü evdeki masalar onların göz hizalarının çok üzerinde yapılır. Doğal olarak görmediklerinden dolayı kafalarını çarpabilirler. Bir hastaneye gittiğiniz zaman duvardaki uzun şeritler nedir diye kendinize sorarsınız. Yaşlıların, engellilerin tutunarak ilerlemesi için tasarım sürecinin başında eklenmiş dadolara doktorun kapısının önünde beklerken içtiğimiz çayın bardağını koyarız. Bir bakım evine gittiğinizde merdiven çıkarken rahatsız olursunuz. Merdiven basamaklarının kısa olmasından kaynaklı rahat edemezsiniz. Kısa olması tasarımın başından beri orada yaşayan yaşlılarımızın geniş adımlar atamamasından kaynaklıdır. Sonuç olarak yetişkin profilin dışında kaldığı sürece tüm kullanıcıları belli mekânlarda yaşamaya zorlamış durumdayız. Temel mekân çözümlemelerimizin içerisinde başka profillere yer vermediğimiz sürece onları toplumun dışına itilmiş gibi göstermekteyiz.

The examples I gave above may pose problems for a certain group of people. However, there are 7 billion people on earth and a small percentage of them are adults. Usually, spaces are designed while considering the adults. For example, the area two adults cover when walking side by side is considered to be the minimum width of a corridor. Chairs are made according to the length which ensures an adult is comfortable while sitting. I don’t know if you’re aware of this, but when the designed spaces are not fit for adults – as it is the case with nurseries, hospitals, nursery schools and primary schools – all of these solutions prove themselves to be insufficient. You won’t be able to fit in the little chairs when you go to a nursery school to watch your child’s dance performance. Similarly, your children may hit the table with their heads at home because the tables are above their eye level – they can’t see it very well, so it’s natural for them to hit their heads – but they won’t in nursery school. When you go to a hospital, you might wonder “What are these things that are sticking out of the walls?” Well, we usually rest our tea cups on the dados while waiting for the doctor. However, dados are initially designed for elderly and disabled people to help them walk. When you go to a nursery, you feel uncomfortable because the stair treads are too short. The reason for this is that elders can’t take a very wide step. Hence, we end up forcing people who are outside the adult profile into living in certain places. When we don’t include other profiles in our basic space planning, as a matter of fact, we exclude them from our society.

 

Günümüzde bazı firmalar mekân tasarımlarında birkaç daireyi boş bırakma kararı almıştır. Bunun sebebi başka profillerde insanlar geldiklerinde onlara göre bir tasarım yapabilmektedir. Tuvalet yüksekliklerinden kapı kulplarına, prizlerin yerlerinden tezgâh boylarına kadar her şey o mekanı kullanacak kişiye göre ayarlanır fakat bu da kalıcı bir çözüm değildir. Bir ev onlar için pekâlâ tasarlanabilir ama kamusal alanlarda onların kullanımlarına uygun mobilyalar, ulaşım alanları olmak zorundadır. Ancak bu şekilde herkes için tasarımdan bahsetmek mümkündür. Bu bağlamda herkesin her şeye ulaşabilmesini sağlamak bir tasarımcı için en büyük başarı, onlar tarafından gelen bir takdir ise en büyük ödüldür.

Today, some companies have decided to leave a number of apartments empty in a building because they wanted to have the opportunity to design accordingly if people from different profiles were to live in the place. Be it the height of the toilet, of the counter, and of the door handle, or the place of the plug sockets, everything is adjusted for the specific user. However, this is not a permanent solution. Although a house can be adjusted for them, there still has to be transportation services and furniture suitable for them in public spaces. It is only then possible to talk about “design for all”. In this regard, I think it is a big success for a designer to improve disadvantaged groups’ quality of life, and a big reward to receive their appreciation.

 

Bu farkındalık sadece bununla mı kalmalıdır? Bir mekân tasarımı için engelli insanları, yaşlı insanları düşünmek yeterli midir? Aslında yaklaşık 3 senedir bu dergide yazılar yazarken bunu fark etmediğim için kendimden utanıyorum. Belki de ilk defa bu kadar kişisel bir yazı yazıyorum hatta. Bir mekân tasarlarken projeler yaparken engellileri düşünüp 3 senedir yazılar yayınlayan bir öğrenci olarak onları düşünmemek benim için büyük bir utanç kaynağı. Görme engelli arkadaşlarım, okumak isteyip bunu yapamayan akranlarım, yaşlandıkları için sadece yazdığımı bilip hiçbir yazıyı okuyamayan büyüklerim için bu dergide büyük bir farklılık yapmak istiyorum. Belki geçmiş yazılarım için çok mümkün olmayacak bu durum ama “engelsiz” bir online dergi olmak için yazdığım her yazıyı aynı sesli kitaplar gibi seslendirip tamamen engellerin ortadan kalktığı herkesin özgürce düşüncelerini paylaşıp fikir alışverişi yapabileceği bir platform oluşturmak istiyorum. Umarım ki bu projemiz ülkemizdeki birçok kişiye ilham olur ve HERKESİN huzurla yaşayıp sınırlamalar olmadan “fikri hür, vicdan hür” bir toplum olmamızı sağlayan güzel bir adım olur.

Should we limit our consideration to design? Is it enough to consider our elders and disabled people in the design process? The truth is, I’m ashamed because while I was writing articles for this journal for about three years now, I wasn’t thinking about them. In fact, this may be my first time writing an article this personal. Considering disabled people while designing and while working on projects, but not considering them while writing articles for three years is a huge embarrassment for me. I want to make a difference in this journal to honor my visually impaired friends, my relatives who wish to be able to read but can’t, and my elders who know I’m writing and want to read my articles but can’t because they are too old. Although this may not be possible for my older articles, in order to become an online journal “without disabilities”, from now on, I will make an audio recording of my writings because I want to create a platform without disabilities where everyone can express themselves and exchange ideas freely. I hope this initiative serves as an inspiration for our country and turns into a big step forward for a society in which EVERYONE can share their ideas without limitations and live peacefully with a clear conscience.

 

Çevirmen/Translator: Laçin Bilgin

Grafiker/Graphic Designer: Nur Özkaya

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?