Ev-siz

Olumsuzluk yapım eki olarak değil, tanımak için

| Eylül 2018


“Bir kimsenin ya da bir ailenin oturduğu, içinde yaşadığı yer, konut.”

‘Ev’ kelimesi bu şekilde tanımlanıyor TDK tarafından.

7-8 yaşlarında, kaleme aşina olmaya başlayan çocuk bir dikdörtgen üzerine üçgeni yerleştiriveriyor. İki simetrik pencere açıyor dikdörtgene, tam ortalarına bir tane kapı. Üçgenin sağ kenarına bir tane küçük dikdörtgen koyuyor, duman çiziyor üzerine ki çatı olduğu belli olsun üçgenin. Yanı başında da 3 çöp adam. Ortadakinin boyu kısa ve ellerinden tutmuş sağ ve soldakinin. Surat olarak tanımlanan yuvarlakta 2 tane göz ve gülen bir ağız. Aile. Çünkü öyle öğretildi hep en başta, ev ailedir.

Biz mimarlık fakültesinde zorluyoruz bu ‘ev’ kelimesinin biçimsel ve rasyonel sınırlarını. İlk tasarım projeleri hep farklı bir ev tasarlamakla başlıyor. Onu önce toplumun ya da hayallerimizin belirli bir kesitine uygun görüyoruz, ve ona göre yeni baştan bir ihtiyaç listesi. Sonrası keyifli. Kaybolsun dikdörtgen ve üçgen, gelsin ilk defa bir şey yaratmanın hazzı.

Ev kelimesi ilerleyen zamanlarda doğrudan yaşamımızı var eden, o an sahip ya da parçası olduğumuz mekanın tasvirine dönüşüyor. Ve tam burada rengi bulanık bir tartışma başlıyor. Nereye ‘ev’ diyoruz? Gerçekten duvarlarla sınırlandırabilir miyiz bu ‘ev’ dediğimiz şeyi? Günün birinde bir sokak, bir park, bir orman, hatta şansımız varsa bir gökyüzü hissettiremez mi bize ‘evde’ olmanın huzurunu ve özgürlüğünü.

Düzenli bir barınma haline sahip olamama durumunu ‘evsizlik’ olarak tanımlıyor sözlükler.

“-sız / -siz” olumsuzluk yapım ekiyle yeni bir kelime oluşturuyoruz. ‘Evsiz.’. Önyargısı bol bir sıfat ‘evsiz’. Aslında evsizlik ne bir politik kesimi, ne de belirli bir düşünce zümresini temsil ediyor; yalnızca geçici bir durumu temsil ediyor.

Türkiye’de bu konuda kapsamlı bir araştırma yapılmamış durumda, ancak bir sivil toplum kuruluşunun raporuna göre ülke genelinde 70 binden fazla kişi kendisine evsiz diyor. Guardian gazetesinin raporuna göre İngiltere’de bu sayı 112 bin civarında. The Telegraph gazetesinin 2015 raporlarına göreyse Ukrayna’da bu rakam 1 milyona kadar ulaşıyor. Nedenleri üzerine yapılan araştırmalarda birçok konu başlığı ile kesişiyoruz. Yurt ve aile içi şiddet, finansal durumlar, sağlık durumları, ilişki sıkıntıları, toplum ve aileden alınamayan destek, ve kişisel tercih durumu bunlardan yalnızca birkaçı.

Sanıldığı ve davranıldığı üzere toplumsal yapımız için bir sorundan çok, toplumsal problemlerimizin bir sonucu aslında ‘ev-sizlik’.

Peki, ne yapabiliriz? Şimdi çok başarılı mimarların çok butik ev tasarımlarından biraz sıyrılıyoruz, ve birkaç mimari çözümlemeye göz atıyoruz.

‘Honeycomb Pods‘ – New York

Modern bir yapı iskelesini çağrıştıran bu dikey parseller New York’ta yüzlerce dönümlük arazilere yayılan ‘kentsel yenileşme projelerinin’ kullanılmayan boş cephelerinde kabuklanıyor.

Kabuklar birçok ihtiyaca göre düzenlenebiliyor. Kilitlenebilir özel bir alan, yatak, masa, ve havalandırma.

Belki yalızca geçici bir konaklama ihtiyacı için, belki özel bir alanın varlığının hissiyati için bile Honeycomb Pods evsizlere yönelik önemli bir adım atmış oluyor. Hem de New York ve daha birçok büyük kentin sağır cephelerine farklı doğrultuda bir yükseliş, bambaşka bir anlam yüklemesi oldukça değerli.

 

A-Kamp47 Vertical Urban Campground- Paris

Fransız mimar Stephane Malke tarafından geliştirilen bu fikir, yine dikey parsellenme üzerine. Kendi kendini taşıyabilen bir yapı iskelesi üzerine yerleştirilmiş 23 çadır ile birlikte kullanılmayan bir duvar farklı bir anlam kazanıyor.

Proje için seçilen arsa, daha önce hiç kullanılmamış bir alan olup, “dikey kamp” ın kamusal ya da özel mülkiyeti olup olmadığı konusunu gündeme getirerek, ülke içinde tartışmalara da neden oluyor. Bir iç koridor aracılığıyla erişilen bu birimler tartışmalı olsun ya da olmasın ve evsizliğe nasıl yaklaştığımız ve bunları ele aldığımızdaki değişiklikler için gelişmiş dünyaya olan ihtiyaç konusunda toplu bir beyanda bulunuyor.

paraSITE Inflatable Shelter

‘Michael Rakowitz tarafından tasarlanan bu barınaklar binalardaki fazla ısı ve HVAC akışını kullanarak şişiyor, ve kapsamlı bir kabuğa dönüşüyor.

Şimdiden bile Boston, Cambridge ve New York’ta sokak aralarında binalara eklenen bu kabukların 5 doların altında bir maliyeti var.

RainCity – Vancouver

Kanadalı firma Spring Advertising, Vancouver’daki yerel bir barınak ve savunma organizasyonu olan RainCity Housing and Support Society’e otobüs duraklarını ve park banklarını modifiye etme fikriyle yaklaştı.

Evsizlerin üzerlerinde uyumaktan vazgeçirmeye çalışmak yerine, onları kalmaya davet ediyorlar.

 

 Viyana Şehir Turları

Shades-tour isimli turistik şehir tur organizasyonları yapan bir kuruluş alternatif bir tur düzenliyor. Mimarisine, tarihine, ve sanatına hayran kaldığımız Viyana’yı bu sefer bir mimar ya da tarihçi gözünden değil; evsizlerin gözüyle geziyoruz.

Avluların tanık olduğu savaşları değil, bir evsiz gözünden bütün ışıklar sönünce sokaklarda olanları dinliyoruz. Tarih kitaplarında yazan hikayelere değil, ama birinci ağızdan yeni hikayeleri dinliyoruz.

 

REFERANSLAR:

homelessworldcup.org/homelessness-statistics

soapboxie.com/social-issues/why-people-fear-and-hate-the-homeless

michaelrakowitz.com/parasite

fastcompany.com/3032631/these-park-benches-welcome-the-homeless-instead-of-rejecting-them

austrianadaptation.com/homeless-tour-of-vienna

 

 

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?