Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi

The Erimtan Archaeology and Arts Museum

and | Şubat 2020


Bir mimari projeyi başarılı ya da başarısız kılan, projedeki detaylardır. Küçücük, önemsiz görünen, fark edilmesi için oldukça dikkat gerektiren bir düşünce bile tasarımın kullanıcıda oluşturduğu etkiyi tamamen değiştirebilme gücüne sahiptir. Attığınız her adımda yeni bir detay keşfettiğiniz Erimtan, işte tam olarak bunun gibi bir sürü incecik detayın uyumlu bir şekilde birleşerek meydana getirdiği, Ankara’nın oldukça tarihi ve en eski yerleşim yeri olan Ulus’un Hisar meydanında yer alan bir dönüşüm projesidir.İlk yüzeysel bakışta bile ziyaretçilerinde mekânadair olumlu hisler oluşturan bu tasarımı gerçekten özümseyebilmek için müzede biraz daha fazla zaman geçirmek ve etrafa dikkatli gözlerle bakmak gerekiyor.

What makes an architectural project successful or not is the details of the project. Even a small, unnoticeable, and seemingly unimportant detail has the potential to change the way the users feel about the space. Erimtan, where you discover a new detail with every step you take, is exactly a museum like this which is composed by the harmony of such fine details. Located on Hisar Square, Ulus, one of the most historical and oldest areas of settlement in Ankara, the museum could be referred to as a transformation and revitalization project. Even at the first glance, the visitors are able to experience positive feelings regarding the space, however, to fully comprehend the quality of the design, more attention and time are required.

Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi mimarlarının deyimiyle estetik ve akademik anlayışı birbirinden ayırmayarak tasarlanmıştır. Bu müze Yüksel Erimtan’nın sahip olduğu Roma, Urartu, Hitit ve Bizans dönemlerine ait eserlerin eskiye referans veren yeni yöntemler ile sergilendiği ve Ankara’nın sanat ve müze anlayışına oldukça değer katan bir müzedir.

Erimtan Archaeology and Arts Museum is designed by uniting the ideas of aesthetics and academics in order to protect the sentimental bond between the artifacts and the collections. The museum displays the collection of Yüksel Erimtan, and it is composed of pieces dating back to the Roman, Urartian, Hittite and Byzantine periods. By referring to the old and using new and modern methods of exhibiting, the museum is a huge contribution to the concepts of arts and museology in Ankara.

 Kattan kata devam eden nişler, dolaylı ışık alan, farklı yüksekliklere konumlanmış, farklı açılarla kullanıcıyı kale ve saat kulesine yönlendiren pencereler müzenin en dikkat çekici detayları arasında sayılabilir. Kuzeydeki kalın duvarlara konumlanmış kütüphane, parmaklıklara işlenmiş, sadece belli bir açıyla bakıldığında görülebilen Erimtan yazısı, çatıda farklı boyutlarda kirişlerin kullanımıyla yaratılan perspektif hissi müzede bulunan, ince düşünülmüş detaylardan sadece birkaçı.

Niches connecting the upper and lower levels, windows receiving indirect light which are placed at different heights and angles in order to orient the visitors towards the view of the citadel and clock tower could be regarded as the most striking details of the museum. The library located on the thick walls on the north, the word “Erimtan” written on the bars which are only legible while looking from a certain angle, the feeling of perspective created due to the varying sizes of beams on the roof is just some of the well-thought small touches.

Müzenin genel düzenlemesininden basitçe bahsetmek gerekirse, müze üç kattan oluşuyor: Sergiyi özetleyici nitelikte parçaların bulunduğu asma kata açılan giriş seviyesi, daimi serginin olduğu ana kat (Bodrum 1) ve bu katın altında geçici sergilerin ve çok amaçlı salonun esnek bir tasarım ile iç içe bulunduğu Bodrum 2 katı.

The museum has three floors: The entrance level opening up to the mezzanine containing key pieces summarizing the whole exhibition, the main floor where the permanent exhibition is located (Basement 1), and the Basement Level 2 where the temporary exhibitions and multipurpose hall are integrated by a flexible design.

Yapı, dışta yığma taş, içte ise taraklı traverten ile kaplanmış betonarme strüktüre sahip. Sadece bir taraklı traverten fayansı incelendiğinde bile, Erimtan’ı tasarlayan mimarların detaylara ne kadar önem verdiğini anlamaya yetiyor.Cepheden görülen yığma taşların strüktürel olmadığını belirtmek adına devamsız bir cephe oluşturulmuş, aynı düzende tekrarlayıp durmayan taş dizilimleri yatay elemanlar ile birbirinden ayrılmış.Buna ek olarak aşağıdan yukarıya doğru kullanılan taşların değişken boyutu cephenin doğal bir görünüm kazanmasına yardım etmiştir.

The concrete structure of the building is cladded with stone masonry on the outside and travertine tiles having a combed finish on the inside. Investigating only one of these tiles is enough to understand the importance the architects gave to the details. In order to emphasize that the stone masonry visible on the facades is not structural, the stones are not placed in a consistent pattern continuing on the whole facade; they are placed in a rather inconstant and variable way. Additionally, the varying sizes of the stones, from the larger bottom pieces to the smaller upper pieces, has enabled to generate a natural appearance on the facade.

3 adet tek katlı terk edilmiş binanın yerine inşa edilen Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi, alışılagelmiş anlamda bir restorasyon projesi değil. O konumda eskiden bulunan binalar korunup renove edilmemiş. Bu alan üzerinde bulunan eski binaların hem fiziksel hem tarihsel nitelikli konumuna saygı gösteren br referans alınmıştır.  gerek önceden bu konumda bulunan yapılara referans verilmesi, gerek kullanılan Ankara taşı gibi yöresel malzemeler dolayısıyla bağlamdaki dokunun korunmuş olduğu söylenebilir.Duvarlardaki kırılmalar ve düşey elemanlar bu üç evi birbirinden ayıran sınırları temsil ediyor. Aynı şekilde çatıdaki kot farkları da, bu üç binanın referanslarını yansıtacak şekilde konumlanmış.

Erimtan Archaeology and Arts Museum is not a usual restoration project since it is constructed by deconstructing three abandoned one-storey buildings instead of preserving and renovating them. However, the references of these buildings can still be seen as vertical elements on the walls and level differences on the roof, representing the boundaries of the previous constructions. Therefore, by considering these references and the local materials used such as Ankara stone, it could be said that the natural and historic texture of the specific location has been preserved by respectfully referring to the past.

Tasarımın en takdir edilesi ve en dikkat çeken özelliği ise hem iç hem de dış mekânda strüktürün tasarımsal bir eleman olarak ele alınıp yapılan hiçbir değişikliğin gizlenmemiş, saklanmamış olması.Özellikle batı cephesinde bu detaylar ilgimizi hemen çekiyor. Binanın belirli bir seviyesinden sonra brüt betonarme duvar örülmesi, meydanın kotunun tarihi zaman içerisinde değiştiğini anlatırkeneski binaların kot çizgisine referans veriyor.  Ayrıca önceki binalarda bulunan kapı ve pencere açıklılıkları yer değişikliğine gidilmeden binanın cephesinde yeniden tasarlanmış. Bu sayede müzenin geçmişe olan bağı oldukça güçlenmiştir.

One of the most striking features of the museum and a feature that should be genuinely appreciated is the fact that none of the new adjustments and modifications has been hidden or disguised, which is especially visible on the east facade. The exposed concrete wall on this facade indicates the new levels added below to the museum and highlights the elevation level of the pre-existing constructions. The window and door openings of the pre-existing buildings are still visible on the east facade strengthening the museum’s connection to the past.

Sanatın ve tarihin kokularını doyasıya gezerken içiniz çektiğiniz, Ankara’nın tarih ve müze yoluna değer katan bu etkileyici mimariyi ziyaret etmek için özellikle günbatımı saatlerini düşünebilirsiniz. Ağaçların batı cephesinde bıraktığı gölgeler ve Ankara silüetinin üzerinde batan güneşin manzarası deneyiminizi unutulmaz hale getirecektir.

Surrounded by art and history, this impressive piece of architecture could be visited especially near sunset hours. The shadows of trees on the east facade and the view of the sun setting across the silhouette of Ankara would make your experience much more memorable.


DAS 1M1M yürütücülüğünde bu değerli etkinliği ayarlayarak bizleri aydınlatan ve oldukça özel bilgiler kazandıran Onur Yüncü ve Can Aker’e sonsuz teşekkürler.

 

Special thanks to OnurYüncü and Can Aker for the event.

 

Yazarlar & Writers : İpek Düzova & Ece Sel

Çevirmen & Translator : İpek Düzova

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?