Elçin Yörük

Questions for Academics

| Mart 2018


İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nden mezun olan Elçin Yörük şu anda İhsan Doğramacı Bilkent Üniversite’sinde yarı zamanlı olarak çalışmaktadır. 2017-2018 akademik yılında IAED 201-Interior Design Studio I (2. Sınıf, Güz Dönemi), IAED 202- Interior Design Studio II (2. Sınıf, Bahar Dönemi), IAED 322-People and Environment (3. Sınıf, Güz Dönemi) ve FA 172-Introduction to Art and Culture II (1. Sınıf, Bahar Dönemi) dersleri vermektedir.

 

Röportaj:

Soru 1: Öğrenci hayatınızda sizi en çok mutsuz eden olay ne olmuştu?

Beni mutsuz eden net bir olay aklıma gelmiyor. Mutsuzluk sayılmaz ama şöyle bir anım olmuştu; aydınlatma dersimizde ilk sınavımıza girdik. Rahmetli Cengiz Yener Hocamızın anlattığı her şeyi çalışmışız, sular seller gibi ezberlemişiz. Sınav da güzel geçmiş, tüm sorular cevaplanmış… Notlar açıklandığında beklediğimin çok altında bir not gelmişti. O an mutsuz olmuştum haliyle. Hocamın yanına gidip kağıdıma baktığımda, kırılan notların sebebini anlatmıştı; sorduğu sorunun cevabı olarak sadece sorduğu şeyi bir veya iki kelime veya bir cümle olarak istiyordu. Bense hem cevabı hem de bildiğim başka ne varsa  yazmışım; koca bir paragraf. Bu yüzden çok puan kaybetmiştim. O an bir mutsuzluk olsa da kıymetli hocamızdan aldığım en önemli ders olmuştu; soruyu anlamak ve soruda isteneni verebilmek. Öğrencilikteki bu gibi ufak mutsuzluk ayrıntılarının aslında bu işin tuzu biberi olduğunu ve bana çok şey kattığını fark ettim. Gerçekten keyifli yıllardı.

 

Soru 2: Bir akademisyen olarak uyumak için vaktiniz oluyor mu?

Öğrencilik yıllarım ile karşılaştırmak gerekirse, öğrenciyken daha az uyuyabiliyordum. Özellikle final jürisi ve final sınavlarından önce geçen uykusuz geceleri iyi hatırlıyorum. Uykusuzluk sebebiyle elimi kesmemek için önce maketimi bitirir, sonra çizimlere başlardım. Akademik hayatta her şey çok daha planlı ve programlı yürüyor. Sorumluluk çok daha fazla, bu sebeple çalışma ve uyku düzenini ayarlamak zorunda kalıyorum. Son dakika sürprizlerini saymazsak, evet uyumak için vakit oluyor.

 

Soru 3: Tasarım sizin için nedir?

Alışa geldiğimiz gündelik işlerde ve yaşantımızda, davranışlarımıza ve aktivitelere yön verebilen, onları daha kolay ve anlamlı kılan, estetik açıdan gözü de memnun eden ve tabii biraz da kalbe hitap eden yorumların tümü… Tasarım benim için önce kullanışlı olmalı; kolay anlaşılmalı ve kullanımı kişiyi rahat ettirmeli. Sonra göze hitap etmeli; yani estetik bir değeri olmalı. Duygusal olarak da sevip bağlanabileceğimiz unsurlar içermeli. Bir de yeni olmalı. Kesinlikle modern olmalı demiyorum, çünkü klasikleri ve zamansız tasarımları çok seven bir insanım. Yeni olmalıdan maksat, var olana yeni bir yorum getirebilmek. Tabii bütün bunları beraber sağlayabilmek çok zor ve ustalık gerektiren bir iş.

 

Soru 4: Eğer şansınız olsaydı, öğrencilik hayatınızda neyi değiştirdiniz?

Öğrencilik hayatımı çok güzel anılar ile hatırlıyorum. Değiştirmek istediğim büyük bir unsur yok aslında. Eğer geriye gitme şansım olsaydı, daha çok seyahat etmiş olmayı isterdim. Seyahat etmenin, gözlemlemenin ve çevremizde olan biten her şeye alıcı gözle bakmanın bir tasarımcıya çok büyük artısı olduğuna inanıyorum. O zaman öğrenci değişim programı vardı, ancak şimdi ki kadar yaygın ve bilinir değildi. Bu işe biraz kafa yorup ve vakit ayırıp üniversite hayatımın bir yılını Erasmus veya benzeri bir programa başvurarak yurt dışında okumak; veya yurt dışında bir ofiste kendime bir yaz stajı ayarlayarak farklı bir ülke ve kültürü üniversite öğrencisi gözüyle deneyimlemek isterdim.

 

Elçin Yörük’e bize ayırdığı vakit ve anlayışı için teşekkür ederim. Sizinle birlikte bu röportajı yapmak benim için gurur vericiydi.

Serra Koz

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?