Ekolojik Tasarım ve Sürdürülebilirlik Üzerine Bir Röportaj

Yasemin Afacan, Assistant Professor, IAED, Bilkent University

| Mart 2017


Yasemin Afacan, Assistant Professor, IAED, Bilkent University

1. Ekolojik tasarım nedir?

Ekolojik tasarım aslında doğa dostu tasarım demek. Sürdürülebilirlikten farkı tamamen doğadan esinlenmiş olması. Herhangi bir elektronik alet veya makineye ihtiyaç duymaksızın mesela çamuru bile elle karıştırıp, ekolojik bir kulübe yapıp, güneşe onu yönlendirmek ekolojik tasarım olabiliyor. Lokal malzeme kullanmak ekolojik tasarımın en önemli anahtar kelimelerinden.

2. Sürdürülebilir ve çevre dostu tasarıma dünyada ve türkiyede ilk kez ne zaman ihtiyacımız olduğu anlaşılmış?

1970’lerde başlamış. Sonra 80’ler, 90’lar ve 2000’lere kadar geliyor. 1970’lerde suyun azalması, 1990’larda özellikle ozonun incelmesi ile her on yılda bir değişen bir konuyla gündemde. 2000’lere geldiğimizde de ekolojik tasarım, bio diversity gibi kavramlarla iyice belirginleşti. 2030’larda ise evsel su tüketiminin Türkiye’de beş katına çıkması bekleniyor. Giderek tüketimin artması ve bu işin kullanıcı tarafından da popülerleşmesiyle 2000’lerde sürdürülebilirlik veya yeşil tasarım olarak adlandırılıyor. Yani 1970’lerde başlayan bir geçmişi var aslında.

3. Doğal olmayan malzemelerle de çevre dostu bir bina inşaa etmek mümkün müdür?

Doğal olmayan derken doğadan gelmeyen, insan üretimi olan malzemelerin karbon salınımı eğer düşükse; iç mekan hava kalitesine zarar vermeyecek gaz salınımları ve insan sağlığını etkileyecek salınımları belirli derecelerin altındaysa olabilir tabi.

4. Üniversitemizde de çevreye duyarlı uygulamalar yapılıyor mu, yapılıyorsa bunlar nelerdir ve yeterli midir?

Tabi yapılıyor. Bilkent de aslında bu konuda çok duyarlı. Özellikle yeşil kütüphane olma çabasında gelişmelerde bulunuyoruz. Kütüphaneden çıkan atıkları değerlendiriyor, bir kampüs üniversitesi olmamızdan kaynaklı olarak kendi enerjimizi BilEnerji’den üretiyoruz. Yeşilin içindeyiz ve iç mekandaki hava kalitesi yönünden bu çok iyi. Yaya hakları çok destekleniyor. Ama tabi mutlaka yapılacak çok şey var. Bisiklet kullanımı mesela daha çok teşvik edilebilir. Kişisel araç kullanımı giderek arttı ve hepsi karbon salınımı yapıyor. En azından bu konuda mesela bisiklet kullanımı desteklenebilir veya kampüsün başından sonuna kadar daha çevre dostu elektrikli toplu taşıma araçlarının sağlanması ring kullanımından  daha  iyi olur.

5. Enerjimizi koruyabilmek için birey olarak nelere dikkat etmemiz gerekir?

Mesela bir kot pantolon için yaklaşık 10.000 litre su harcanıyor. Tabi her şeyi su diline dökersek veya her şeyi watt diline dökersek o yüzden biz de bi kere her şeyi tasarruflu kullanmalıyız. Yani kıyafetimizden, kullandığımız suya, yakacağımız enerjiye kadar geri dönüştürülebilir olmalıyız. Kullandığımız bir şeyi başkasına verebiliriz ve o  kişi başka bir amaçla tekrar kullanmaya devam edebilir. En basitinden kullandığımız kağıtları tekrar tekrar kullanabiliriz. Bizim bölümde o kadar fazla atık çıkıyor ki alt sınıflara verebiliriz. Yeniden almak yerine bir kağıt kumbarası koyabiliriz veya karton kumbarası. Recycle, reuse gibi terimler hem kendimiz hem de fakültemiz için önemli.

Ken Yeang- Eco Architect

 ZORLU ECOCITY, ISTANBUL,TURKEY

6. Çevrecilik ve sürdürülebilirlik konularına dikkat çeken, bu konuda çalışmaları olan önemli tasarımcılar size göre kimlerdir ve bu kişileri seçmenizdeki neden nedir?

Ken Yeang çok başarılı bu konuda, en başarılı bulduğum çevreci mimar odur herhalde. Sonra Shigeru Ban var kağıtlardan mobilyalar, binalar yapıyor. Hatta statik yönünden de çok iyi olan oluklu mukavvadan yapılmış tasarımları da var.

Shigeru Ban- Architect

  

  Cardboard Cathedral / Christchurch, New Zealand

7. Ankara’da ekolojik, sürdülebilir mimariye örnek olabilecek projeler yapılıyor mu?

Yapılıyor, hatta Türkiye’deki ilk Leed sertifikalı bina Ankara’da. Bütün bu sürdürülebilir sistemler kullanıldı fakat bizim anladığımız mimari anlamda aslında çok da başarılı değildi. Noterler birliği binası var. Örnekler giderek artıyor özellikle de mimari boyutta bir kaygı veya ödül, sertifika alma kaygısı da taşıyınca giderek artıyor. Bir 10 sene öncesine göre çok fazla artış olduğunu düşünüyorum.

8.Ülkemizde bu konuyla ilgili yasal düzenleme var mı?

Yasal düzenlemeler yapılıyor. Ancak bizim kendi sertifikamız yok her ülkenin var ama Türkiye’nin yok. Bina enerji performans yönetmeliği var; enerji bakanlğı çok faal çalışıyor, bir laboratuvar var hatta bu konuyla ilgili. Örneğin binalara mantolama yapılması 2017 ‘ye kadar  zorunluydu ama o bile kaldırıldı. Tüketici kredisi var yeşil tasarım yaparsanız faiz oranı çok çok düşük ama belli bir zorunluluk yok. Belediyelerin de ruhsat sürecinde engelli hakları için bazı yönetmelikleri artık bir muayenehane yapıyorsanız kapı genişliği 150 cm olacak veya engelli tuvaleti yapılacak gibi, Ama bir binanın çevrecilik ve sürdürülebilirlik anlamında  öyle bir yasal zorunluluğu, mantolama yani yalıtım dışında çok fazla yok.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?