Efes’te Romalılar İle Bir Gün

A Day with the Romans in Ephesus

| Nisan 2020


Hayal kurmayı, hayali arkadaşlar edinmeyi ve kendi kendime hikayeler anlatmayı hep çok sevdim. Bunu seven sadece ben değilim, biliyorum ama ben sadece sevmekle kalmayıp kendimi bu konuda uzmanlaştırdım da. Birçok uzman hayalperest gibi içinde bulunduğum her ortamı hayallerimin, hikayelerimin geçtiği mekan ve etrafımdaki herkesi de o hikayenin bir kahramanı yapabiliyorum artık. Hatta bu iş için en uygun yerleri içeren bir listem bile var. Toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri, pazar yerleri…Bu yaz bu listede çok büyük bir değişiklik oldu. Efes Antik Kenti’ne yaptığım geziden sonra bu muhteşem Roma kenti listemdeki ilk sıraya yerleşti. Efsanelere göre Amazon kadınlarının kurduğu, bir zamanlar deniz kenarında olan bu kentte oturdum ve Roma tanrılarıyla akşam yemeği yedim.

I’ve always loved dreaming, making imaginary friends and telling stories to myself. I know I’m not the only one who loves it, but I’ve not only loved it, but also have specialized myself in this field. Like many professional dreamers, I can now make every environment I am in, a place where my dreams and stories come true, and I can now make everyone around me a hero of that story. I even have a list of the best places for this job. Public transports, shopping malls, bazaars… There has been a huge change in that list this summer. After my trip to the Ancient City of Ephesus, this magnificent city of Rome was placed first on my list. Legend has it that in this city founded by Amazonian women, which was once by the sea, I sat down and had dinner with the Roman gods.

Efes’e vardığımda günün en sıcak saatiydi ve beni nasıl bir yolculuğun beklediğine dair hiçbir fikrim yoktu. Park yerinden girişe kadar her şey klasik turistik mekan konseptiyle ilerliyordu. Karşılıklı sıralanmış ve en güzel ürünleri dışarı asılmış ama içi boş olan fahiş fiyatlı ürünler, onlara oranla daha küçük ve ana gelir kaynağı magnetler olan diğer dükkanlar, şemsiyeli turistler…Bu ortamın içimdeki uzman hayalperesti uyandırmasını beklemek fazla ümitvar bir davranış olurdu. O yüzden antik kentin kapılarından girene kadar sabırla bekledim ve o kapılardan girdiğimde de buna değdiğini hissettim. Gözlerimin önünde yepyeni ve aynı zamanda da epeski bir dünya belirivermişti. Şemsiyeli turistler bir anda Helenistik kıyafetleriyle, defne yaprağından taçlarıyla birer Romalıya dönüşmüştü. 12 büyük ve çok sayıda küçük tanrıya dua ediyor, kendi aralarında konuşuyor ve şehrin merkezine doğru ilerliyorlardı. Ben de onlarla beraber ilerlemeye başladım.

When I arrived at Ephesus it was the hottest time of the day and I had no idea what kind of journey was waiting for me. Everything from the parking lot to the entrance was proceeding with the concept of a classic tourist attraction. Most beautiful products -but indeed meaningless- that are exorbitantly priced and harmoniously hung out outside the shops, beside other shops that are smaller and the main source of income are magnets, and tourists with umbrellas… It would be very hopeful to expect this environment to awaken my inner professional dreamer. So I waited patiently until I came through the gates of the ancient city, and when I pass through those gates, I felt it was worth it. Before my eyes, a whole new world appeared, and at the same time an ancient world. Tourists with umbrellas suddenly turned into Romans with their Hellenistic clothes and their crowns of laurel leaf. They were praying to 12 great and numerous small gods, talking among themselves, and heading towards the center of the city. So I started moving forward with them.

Antik tiyatroya vardığımızda coşkulu kalabalığın sesi kulaklarımı doldurdu. Orada kazanılmış ve kaybedilmiş tüm gladyatör dövüşlerini, oynanılmış tüm tiyatro oyunlarını görebiliyordum. Dünyayı kendi gözleriyle görmek yerine telefon ekranından görmeyi tercih eden turistler benim gözümde elit tabakadan izleyiciler, gladyatörler ve tiyatrocular olmuştu. Bu büyülü ortamı da beraberimde götürerek şehrin merkezine vardım. Artık heykelleriyle tanrılar da dahil olmuştu aramıza. Bir yanda haberci tanrı Mercuruis (Hermes) işinin yoruculuğundan yakınıyor diğer yanda zafer tanrıçası Nike (Victoria) bir ayakkabı markasının adını kullanmasına ne kadar sinirlendiğini anlatıyordu. Tanrılar sağımda, halk solumda şehrin sonuna doğru ilerledim ve bu antik kentin neredeyse hepsini görebileceğim bir noktada durup oldukça yavaş ilerleyen arkeolojik çalışmaların keyfimi kaçırmasına izin vermeden hayalimdeki Roma günlük hayatının tadını çıkardım.

When we arrived at the ancient theatre, the sound of the exuberant crowd filled my ears. There I could see all the gladiatorial fights that had been won and lost, all the theatrical plays that had been played. The tourists, who would rather see the world through a phone screen than through their own eyes, had become, in my eyes, elite audiences, gladiators and theatergoers. I took this magical environment with me to the center of the city. Now, with their statues, the gods were among us. On one hand, Mercurius (Hermes) the messenger god was complaining about the tiresome work, on the other hand, Nike (Victoria) the goddess of victory was telling how angry she was because a shoe company used her name. Gods on my right, people on my left, I moved towards the end of the city, and I stood at a point where I could see almost all of this ancient city, enjoying the daily life of Rome that I dreamed of, without letting the archaeological work that was moving so slowly spoil my enjoyment.

Dönüş yolunda ise dikkatimi bambaşka bir şey çekti: Rehberler. Aslında hepimiz tarihi ve turistik yerlerde, kalabalık kafileleri ile rehberleri görmeye alışığızdır. Benim dikkatimi çeken nokta varlıkları değil sahip oldukları tarihi bilgilerin, onları hayal kurma ve bu hayale etraflarındaki kişileri de dahil etme konusunda ne kadar profesyonelleştirdiği oldu. Uzaktan uzaktan anlattıklarını dinlemeye başladım ve edindiğim her yeni bilgi ile hayalimdeki Efes daha da zenginleşti. Yürüdüğüm yolun aslında pazar yeri olduğunu öğrendiğimde kulaklarım bağıran pazarcı sesleriyle doldu. Çok da önemsemeyerek önünden geçtiğim heykelin zamanının en ihtişamlı yöneticilerinden biri olduğunu öğrendiğimde ise heykel bana adına düzenlenen şölenlerden, en az kendisi kadar ihtişamlı bir hayat yaşadığından bahsetmeye başladı.

On the way back, I noticed something else: the guides. In fact, we are all used to see crowds and guides in historical and touristic places.  What attracted my attention was not the assets but how their historical information made them professional about dreaming and including those around them in that dream. I began to listen to what the guide had told from afar, and with each new knowledge I acquired, my dream of Ephesus became richer. When I found out that the road I was walking on was actually a bazaar, my ears were filled with screaming vendors’ voices. When I learned that the statue I passed by was one of the most magnificent rulers of its time, the statue began to tell me about the feasts held in its name, that it lived a life as magnificent as the ruler himself.

Edindiğim bilgiler ve hayal gücümle oluşturduğum dünya beni o kadar çok içine almıştı ki her yönüyle yirmi birinci yüzyıla ait olduğunu belli eden çıkış kapısının bir anda karşımda belirmesi şok etkisi yarattı. Artık Efes’e veda etme vakti gelmişti. Yavaşça o kapıdan çıktım, park yerine gittim ve arabaya bindim ama ruhumu, tanrılarla akşam yemeği yemesi için Efes’te bıraktım.

The world I had built up with my knowledge and imagination had taken me so much into it that I was shocked when the exit door suddenly appeared, which clearly showed that it belonged to the 21. century in every aspect. It was time to say goodbye to Ephesus. I slowly walked out that door, went to the parking lot and got into the car, but left my soul in Ephesus to have dinner with the gods.

 

KAYNAKÇA/ SOURCES

Cangül, Caner. Efes Antik Tiyatrosu. 7 Ağustos 2006. Web

Kalınbacak, Evren. Efes Antik Kenti Heykeli. 13 Kasım 2015. Web.

 

Çevirmen/Translator: Su Yıldız

Grafike/Graphic Designer: Görkay Düzgün

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?