Dilşen Kara ile İlham Üzerine Röportaj

Tasarım Süreci ve İlham

| Nisan 2017


 

Dilşen KARA: Peyzaj Mimarı ve Çevre Peyzaj Şirket Müdürü

Röportajı Yapan: Karin KARA-Nil NALBANTOĞLU

 

-Öncelikle bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Mersin doğumluyum. Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümünü bitirdikten sonra Yüksek Lisans için Ankara ‘da kaldım ve aynı dönemde iş hayatına başladım. 1993 yılında “’Çevre Peyzaj” firmasını kurdum.1993 yılından bu yana Yurtiçinde ve Yurtdışında  Peyzaj Proje ve Uygulamala alanlarında çalışmalarımız devam ediyor. Evliyim ve bir kız çocuğu annesiyim.

-Tasarım Dünyası’nın içinden biri olarak tasarım sürecinizin nasıl ilerlediğinden bahseder misiniz?

Planlama başladığında dikkat etmemiz ve göz ardı edemeyeceğimiz o kadar çok nokta var ki; Öncelikle; tasarım yapılacak alan ile ilgili Kültürel, Sanatsal, Coğrafi, Yöresel birçok veriler irdelenerek tasarlanacak alan içerisinde bulunan Mimari yapının kurgusu ve kullanım amacı değerlendirilir. İşveren ve kullanıcı kriterleri doğrultusunda tasarım süreci başlar. Peyzaj Tasarımında ise dikkat etmemiz gereken en önemli kriter esasları; Oran, Form, Doku, Renk, Simetri, Uyum, Zıtlık… En önemlisi ise kullanıcıların Kültürel ve Sosyo-Ekonomik yapısına uygun ve kendisini içerisinde mutlu / huzurlu hissedebileceği mekan tasarlamak dediğimizde birçok püf noktasının olduğunu görmüş oluyoruz. Bunun gibi birçok püf noktayı birlikte harmanlayarak en rasyonel çözümler üretmek ve uygulamak gerekiyor.

-Tasarım sürecinizde nelerden ilham alıyorsunuz? Bu ilham kaynakları bilinçli bir deneme yanılma yöntemi ile mi yoksa zihinsel bir süreç çerçevesince mi ilerlemekte?

Peyzaj demek YAŞAM demek. Hayatın içindeki her şey Peyzaj Tasarımında ilham kaynağı olmakta; Denizin dalgası, Kuşun kanatları, Doğanın renkleri, Şiirin yumuşaklığı, Taşın formu, Tarihimizde yer alan Uygarlıkların yaşam şekli veya kullandıkları obje, arıların yuvası… mesleğimiz gereği çevreyi dikkatli bir şekilde izliyor ve inceliyoruz. Ayrıca günümüzde teknoloji sayesinde dünya parmaklarınızın ucunda ve artık tüm dünya da yapılan önemli tasarımları ve uygulamaları da takip etmek oldukça kolay. Bunlarda bize farklı kültürlerde ki tasarımların zenginliğini gösteriyor ve daha fazla ne yapabileceğimiz ile ilgili değer kazandırıyor. Pek tabi bazen bu farklı kültürlerde ki tasarımlardan da ilham almak ve kendi kültürümüze uyarlamakta bir ilham kaynağıdır .Aynısı alıp kopyalamak olarak değil, kendi kültürümüze adapte ederek içinde yaşanan ve en önemlisi sürdürülebilir olmasına dikkat etmek gerekir.

-Tasarım yüzyıllardır var olan bir süreç, her şeyin taklidinin yapıldığı teknolojik bir çağda bulunduğumuzu ele alırsak sizce ileride geçmiş ve günümüz tasarım dünyası arasındaki fark ne olacaktır?

Aslında tasarım bir ihtiyaçtan dolayı ortaya çıkıyor. Eskiden çoğunlukla yöresel malzemeler ve el emeği ağırlıklı tasarımlar gerçekten amaca hizmet etmek için kullanışlı ve rahat olması öncelikli nedenler arasında yer almakta. Günümüzde ise teknolojinin ilerlemesi ile birlikte daha önce imkansız gibi görünen birçok tasarımı yapmak kolay olmaktadır. Ayrıca teknolojik malzemeler tasarımı da yönlendirmektedir. Günümüzde seri üretimle birlikte dünyanın birçok yerinde aynı ve benzer tasarımları görmek ve bulmak mümkün olmaktadır. Bahsi geçen eski ve yeni tasarım farkı ne dersek yeninin bazen sadece tasarımsal olarak ön planda olduğu kullanım ve çözümden uzak sadece şekli ön plana çıkaran bir yaklaşımda olduğunu görüyoruz. Bunun birçok örneği yapıldı ve yaşandı. İleride ise çözümsel çalışmaların daha ön planda olduğu eski ile yeninin harmanlandığı bir süreç olacağını düşünüyoruz. Basit, rahat, çözümcül ve konforlu.

– Tasarım bir yerden sonra kendini tekrarlayan fakat tasarımcının özgünlüğünü de yansıtabilen bir olgu haline geldiğini var sayarsak, sizce tasarım sürecinde bir nesne ya da projeden ilham almak ve onu kopyalama arasındaki çizgi nasıl olmalıdır?

Tarafımızca, beğenilen tasarım örnekleri herkes gibi bizi de etkilemekte ve ilham almaktayız. Ancak ‘ilham alınan tasarımı’ birebir kopyalayarak kullanmak yanlış olmakla birlikte aynı zamanda dünyada kabul edilmiş etik kurallarına da aykırıdır. Bahsi geçen ilham alma bir nesne ya da obje ise kopyalamak demek hata olur. Hiçbir şey yoktan var edilmemiştir. Tasarımcının kendini bir noktadan sonra tekrar ettiği doğrudur. Bunun için hayatta daha çok görmeli, incelemeli ve fark etmeliyiz. Tasarımcının belli bir çizgisinin olması kadar doğal bir şey yoktur. Bu onun evrensel imzasıdır. Önemli olan o imzayı tasarımın ve yaşamın her alanında çok kullanışlı ve vazgeçilmez yapmasıdır.

-Tasarım sürecinizi yansıtan bir projenizi bize örnek olarak anlatabilir misiniz acaba? 

Taurus AVM Projesini örnek verebiliriz. AVM denince akla sadece alışveriş odaklı mekanlar geliyor. Aslında güzel vakitleri geçirdiğimiz, arkadaşlarımızla buluştuğumuz ve anılarımızı biriktirdiğimiz mekanlardır. Günümüzde AVM lerde geçirdiğimiz zaman dilimi artmaktadır. Buradan yola çıkarak en azından giriş ve çıkışlarda nefes alabileceğimiz mekanları ve yeşili kucaklayabilme hedefi ile tasarımımızı şekillenmiştir. TAURUS  Projesinin tasarım aşamasında öncelikle mimari ile çevresel şartların uyumuna önem verdik. Peyzaj tasarım ilkelerinin başında TAURUS’un anlamı boğa burcundan ilham aldık. Boğa burcunun gökyüzünde ki dizilimi ve burcun karaktesitik özelliklerini baz alarak tasarıma başladık. Burcun rengi, taşı, sayısı, dokusu, sevecen yapısı ve herkesi kucaklayan özellikleri tasarım ilkelerimizi başında yer almıştır.

Yazımızı beğendiniz mi?

Diğer Yazılarımıza Göz Atmak İster Misiniz?